Gıda enflasyonu durdurulamıyor...
Gıda fiyatları arttıkça insanlar ya yetersiz besleniyor ya da sağlıksız, hileli ürünlere yöneliyor...
Türkiye'de hileli gıda üretiminin bir sektör haline dönüşmesinin ve bir türlü önlenememesinin başta gelen sebebi bu!
***
Geçtiğimiz günlerde Ağustos ayı enflasyon rakamları açıklandı. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana grupların başında %29,00 ile gıda ürünleri yer aldı.
TÜİK tarafından geçen yılın enflasyon oranı 14,6 olarak açıklanmıştı. Ancak akademisyenlerden ve eski bürokratlardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu'nun (ENAG) açıkladığı rakamlara göre gerçek enflasyon oranı yüzde 36,72'ydı...
Aradaki fark, enflasyon sepeti içerisinde halkın gerçek tüketimini oluşturan gıda ürünlerinin yeterince yer almamasından ve sepetin yıllık enflasyon hesaplamaları yaklaşırken, fiyatı azalan ürünlerle revize edilmesi kaynaklanmıştı.
***
Hal böyle olunca herkes bu işin suçlusunun kim olduğunu merak ediyor...
İlk akla gelen 'suçlu' çiftçi!..
Öyle ya (!) gıda maddelerinin temelini oluşturan tarım ürünlerini o üretiyor; dolayısıyla bir çok insan 'malı' da onun götürdüğünü zannediyor!
***
Ancak 'kazın ayağı' öyle değil...
Tarım ürünleri tarladan markete gidinceye kadar bir takım ara aşamalardan geçiyor. Bu aşamaların ilkini, üreticinin ürününü sattığı fiyat olan 'üretici fiyatları'; ikincisini ise aracılardan tüketiciye intikal eden işlenmiş ya da işlenmemiş tarım ürünlerinin fiyatlarını oluşturan fiyat yani 'tüketici fiyatları' oluşturuyor...
Üretici fiyatlarının belirlenmesinde en önemli unsur maliyet unsuru. Tarım sektöründe maliyetleri büyük ölçüde girdi fiyatları belirliyor. Girdiler ise neredeyse yüzde 90 oranında ithal ediliyor.
***
Döviz fiyatlarındaki bir artış ya da girdi sağlayıcı şirketlerin piyasayı belirleyerek fiyatları yükseltmeleri durumunda 'maliyet enflasyonu' olarak adlandırılan bir olgu gerçekleşiyor...
Maliyet artışı ister istemez üretici fiyatlarına yansıyor...
Daha sonra üreticiden aracıya ya da sanayiciye intikal eden mal bir takım ara işlemlerden geçtikten sonra gıda ürünü olarak tüketiciye sunuluyor. Kısacası, ülkemizde 'gıda enflasyonu' adı verilen aşırı fiyat artışları bu olaylar zinciri içinde gerçekleşiyor.
***
Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin yaptığı açıklamada 'Enflasyonun yol açtığı hayat pahalılığı konusundaki sıkıntıyı biliyoruz. Raflardaki fahiş fiyatların önüne geçeceğiz' dedi...
Ardından fiyat artışlarının zincir marketlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorulunca, 'Ağırlıklı olarak iş orada toplanıyor. Bütün üreticiden tüketiciye olan yerde zincir marketlerin buradaki yoğun ürünleri toparlaması… Bu da beş tane zincir market. Bunlar bütün o ürünü toparlıyor. Bu beş tane zincir marketin topladığı ürünle piyasalar alt üst oluyor' ifadesini kullandı...
Bu sözlerin ardından adı geçen marketlere fiyat denetimi için müfettişler yollandı.
***
Zincir ya da süper marketlerin fiyat belirlemede bir rolü olduğu aşikar...
Ama meselenin bir başka yönü daha var...
O da girdi maliyetleri meselesi.
***
Gıda fiyatlarının yükselmesinin tek suçlusu zincir marketler olsaydı, iş kolaydı. Gönderilen müfettişler cezaları keser, fiyatlar da aşağı doğru inerdi...
Ya da millet Tarım Kredi Kooperatifi Marketlerine koşardı...
Bilindiği gibi bu marketler, Tarım Kredi Kooperatifleri bünyesinde üretici ile tüketici arasında doğrudan bağ kurmak ve aracı karlarını azaltmak için kuruldular. Marketlerde satılan ürünlerin çoğu doğrudan üyelerinden satın alınıyor. Geçtiğimiz günlerde marketlerin 300. şubesi hizmete girdi. Yani, öyle entipüften bir kuruluştan söz etmiyoruz.
Ama Milli Gazete'den Onur Şehmus Şahin, Tarım Kredi Kooperatifi Marketlerinde satılan temel tüketim ürünlerinin fiyatlarını zincir marketlerdeki ürünlerin fiyatlarıyla karşılaştıran bir haber yapınca meselenin hiç de göründüğü kadar basit olmadığı ortaya çıktı.
(Devam edecek)