Futbol hatalar oyunudur…

Sonucu da bir tarafın yaptığı hatalar kadar takımı yönetenlerin futbol aklı, stratejisi de belirleyici rol oynar…

Takımların kadro maliyetlerine bakıyorsunuz F.Bahçe’nin 300-350 milyon euro iken, Gençlerbirliği’nin 16-17 milyon euro…

Başkent ekibi, geçen sezon başkanın büyük yönetim hatalarına ve kulübün öz evladı Metin Diyadin’in işine son verme ayıbına rağmen, aidiyet duygusu yüksek hocanın, son 2 maçta tekrar elini taşın altına sokarak topladığı 6 puanla takımı ligde tutması mucize ile eşanlamlıydı. Buna karşın bırakın kadrosunu güçlendirmeyi banko oynayan Velho, Metehan Mimaroğlu, Göktan Gürpüz, Cihan Çanak, Dele-Bashiru, Varesanovic, Hanousek, Samed Onur hatta 2.kaleci Erhan Erentürk’ü bile elinde tutmayı beceremediler.

Fenerbahçe’nin ise çok güçlü kadrosuna bir de Greenwood, Vedat Muriqi, Ake ve Lukaku gibi yıldızlarla takviye etmesini bir kenara koyalım, Gençler transfer yasağının kaldırılmasından sonra kadrosuna son anda kattığı İrfan Can Eğribayat, Salih Uçan ile Kevin Rodrigues, Ensar Çavuşoğlu’ndan da bir tek hazır olan İrfan Can’ı ilk 11’e alabildi.

İsmail Kartal’ın sakat Mert Günok dışında 5 mevkide rotasyon yapma lüksüne karşın Metin Hocanın kulübesinde 3-4 çok genç ofansif oyuncusundan başka seçeneği yoktu.

Yazıya “futbol hatalar oyunudur” girişiyle başladık ya işte bu maçta İsmail hocanın: Başkan Aziz Yıldırım’ın tek hedefinin 12 sezonluk şampiyonluk hasretine son verme arzusunu bir kenara bırakarak, yine uzun süredir Şampiyonlar ligi gruplarına katılma fırsatını öne çıkarması, bunun içinde son 5 resmi maçta kadronun yakaladığı maç ritmini bozup 5 mevkide rotasyona gitmesi en büyük hatası oldu.

Aslında İsmail Kartal, futbolda rakibini küçümsemeyi, meslektaşını yeterince tanımayı ve bulunduğu zor koşullarda bile bir maçın oynanmadan kazanılamayacağını bunca tecrübesiyle bilmesi gerekirdi. Sonuçta Kartal, Başkent’te bunları çok acı bir şekilde öğrenmiş oldu… Artık Aziz Yıldırım’a bunun hesabını nasıl verecek şimdi onu düşünsün.

Gençlerbirliği- Fenerbahçe maçı bize bir kez daha gösterdi ki futbolumuzda iki kadro arasında dağlar kadar fark olsa bile savaşı baştaki komutanlar kazanır…

Sonuçta Metin Diyadin tüm olumsuzluklara karşı çare üreterek futbolun ezberleri bozdu.

Peki ne yaptı Diyadin Hoca?

Dediği gibi gerçekten tapu rakibe vermek bir tercih değil zorunluluktu…

İstatistiğe bakın maçta topla oynama süresi yüzde 71 ile Fenerbahçe’deydi.

6-3-1’e dönerek savaşın kaderini savunmaya yükledi… Rakibin 11’i isabetli olmak üzere 27 şut çekmesine rağmen gerçekten takım olarak müthiş savunma yapıldı. Kaleci İrfan Can Eğribayat, kariyer rekorunu kırarak 10 kurtarışla maçın kahramanı oldu…

Tongya ve Koita ile rakip bekleri çok iyi takip ettirdi… Fenerbahçe’nin hücuma çıkışlarına baskı uygulatarak hataya zorladı… Rakibin oyundan düştüğü anlardan yararlanarak baskı sonucu kazanılan topları, süratli adamları Koita, Tongya ve Traore ile hızlı ataklara dönüştürerek galibiyeti getiren golleri buldu.

En önemlisi de Metin Diyadin “Bu maç bizi aldatabilir” diyerek, Fenerbahçe galibiyetinin başta başkan olmak üzere yönetimin, ekibinin gerçek seviyesi için bir ölçü olamayacağının altını çizip vahim hata yapmamaları konusunda da “Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer” misali uyarmayı da ihmal etmedi.

Diyadin, “Herkese karşı böyle oynayamayız. Makas o kadar açıldı ki Fenerbahçe, Galatasaray gibi rakiplere açıkçası böyle oynayabilirsiniz ama kendimize denk takımlara karşı farklı formatla oynamamız gerekiyor” diyerek, kadronun mutlaka en az 3-4 oyuncu ile takviye edilmesinin şart olduğunu da ısrarla belirtti.

Koca çınarın bu beklenmedik “+3 puanla” lige başlaması, umarız kentin dinamiklerini de Başkentin süper ligdeki tek temsilcisine sahip çıkma konusunda harekete geçirir.