Gençlerbirliği, ligin ilk 2 haftasında evinde süper ligin 2 dişli ekibi Fenerbahçe’yi evinde ve Göztepe’yi de deplasmanda yenip liderlik koltuğuna oturdu ya milletin ağzına sakız oldu…

Çok kısıtlı kadrosunu yetenekli teknik direktör Metin Diyadin’in yerinde öngörüsü ile çok iyi bir hazırlık dönemi geçirmesiyle lige fit başlamaları ve biraz da rakiplerinin kendilerini hafife alışları yüzünden tüm tahminleri altüst ederek 0 çekmeleri beklenirken, 6 puanla liderlik koltuğuna oturması elbette gündem yaratması kaçınılmazdı.

Bu arada şans faktörünün sonuçlara katkısının büyük olduğunu inkâr edersek de büyük günaha girmiş oluruz…

Bakın Erzurum maçının istatistiklerini de hesaba katıp değerlendirmemizi yaparsak bu başarısına rağmen ortaya çıkan sonuç, takımın ofansif olarak yetersizliğini gün gibi açığa çıkarır.

Bunu yaparken sakın yanlış yorumlamayın. Çünkü oynayan futbolcuların kalitesine laf edersek çarpılırız. Yetersizliğin birinci nedeni orijinal mevkisi santrafor olan futbolcu eksikliği, ikincisi ise özellikle ofansif oyuncu açısından kadro derinliğinin olmamasıdır.

Bir futbolcunun her zaman aynı performansı sergilemesi beklenemez, formsuz olduğunda yerini alacak birisinin kulübede olması elzemdir.

Oynanan 3 maçta da Metin Diyadin, oyuna müdahale etmek için kulübeye dönüp baktığında forvet olarak sahaya süreceği 17-18’lik 2, bir de 20 yaşında deneyimsiz bir genç futbolcudan başkasını göremiyor.

Asıl göz ardı edilen konu da Fenerbahçe maçında girilen 3 pozisyondan çıkarılan 2 gol buna karşılık kaleci İrfan Can’ın yaptığı 10 kurtarış, Göztepe deplasmanında ise İrfan Can’ın bir penaltı dışında 6 kurtarış yapmasına karşın girilen sadece 2 net pozisyondan 1 gol kaydedilmesiydi.

Yani 2 maçta sadece 5 net pozisyona girip 3 gol çıkartarak 6 puan toplaması biraz da mucize ile eş anlamlıydı. Çünkü rakiplerinin toplam bulduğu isabetli şut sayısı 17, biri penaltı olmak üzere girdikleri net 7 pozisyondan sadece bir gol üretebilmeleri, İrfan Can’ın yukarıda belirttiğimiz gibi kalesinde devleşmesi ve savuma oyuncularını gayreti sayesinde gerçekleşti.

Metin Hoca da her maç sonrası yaptığı açıklamalarda kadronun en az 2 ofansif futbolcu ile takviye edilmesi gerekliğinin altını çiziyordu.

Tamam ilk 2 haftada kalesinde tam 7 gol gören ve henüz gol atmamış, çantada keklik olarak görünen Erzurum ile Eryaman’da oynanacaktı. Elbette takımlarının lider olması tribünlerin dolması için yeterli bir nedendi.

Ama bazı gerçeklerin de göz ardı edilmemesi gerekiyordu. Sayısal olarak belki de yeterli sayılabilecek transfer yapılmış gözüküyordu. Ancak 3’nün kiralık, diğerlerinin bedelsiz olarak alınmaları ve çoğunun iyi bir hazırlık dönemi geçirmemelerinden dolayı Metin Hoca sadece İrfan Can’ı ve Göztepe maçında da Tiago Gouveia’yı 60 dakika oynatabilmişti. Ayrıca en gerekli olan santrafor alınmamıştı.

Lige yeniden dönen Erzurum da geç de olsa transferde bayağı bonkör davranmış, birer kaleci ve orta saha, 2 savunma ve Kayseri’den tanıdığımız Cardoso olmak üzere 4 de forvet oyuncu ile kadrosunu takviye etmişti.

Üstelik sıfır kurtarış ile Amed ve Galatasaray maçlarında toplam 7 gol yemiş kaleci Orbanic yedeğe çekilmiş kale, Alanya’dan alınan 37’lik tecrübeli eldiven Ertuğrul Taşkıran’a teslim edilmişti. Ayrıca yeni transferlerden Owusu ile Ankaragücü’nden tanıdığımız Mujakic’i de kadroya monte eden Serkan Özbalta, 39’luk Mustafa Yumlu, 38’lik Orhan Ovacıklı ve 36’lık Eren Tozlu ile tecrübeli oyuncu sayısını artırarak Gençler maçına çıktı. Asıl önemlisi kırmızı-siyahlılara nispet yaparcasına bencini de 4 yeni forvet ile oyuna müdahale yapmayı da sağlama almıştı.

Gençlerin 15 dakikalık baskısını atlatan Erzurum oyunda önce dengeyi sağladı ardından tehlikeli pozisyonlar da yarattı. İrfan Can yine başarılıydı da ilk yarı golsüz tamamlandı.

2. yarı da aynı şekilde başladı… 66’da Zan Zuzek ve Kaptan Goutas’ın ortak hatasında Eren Tozlu tecrübesi kullanarak golü buldu. Aynı oyuncunun 61’de kaçırdığı net pozisyondan sonra Gençler de kendine geldi. Koca Çınar, bundan sonra gol için yüklenmeye başladı. 66’da Diabete’nin asistiyle ceza alanı yayına giren Traore, müthiş bir vuruşla topu Ertuğrul’un uzanamayacağı köşeye göndererek eşitliği sağladı.

87’de Tiago’nun kaleciden dönen topunu yakalayan Traore topu ağlara gönderdi. Ancak yarı otomatik ofsayt sitemine rağmen VAR 2 dakikalık incelemeden sonra akıllarda soru işaretleri bırakan kararla golü iptal etti.

Bir de Ümit Öztürk yine kendinden beklenen kötü yönetimi sergileyerek kimseyi yanıltmadı ve yanlı ve hatalı kararlarıyla da Gençler teknik yönetimini adeta çıldırttı.

Sonuçta Başkan Arda Çakmak artık cimriliği bir kenara bırakıp, Metin Diyadin’i elinden kaçırtmadan, Diabete’den gelen paraya kıyıp forvet hattına gereken takviyeleri yapmalıdır.

Yoksa Başkent ekibini yine kaos dolu günler bekliyor… Bizden hatırlatması.