Siyasal İslamcı Altan Tan, şu sıralarda televizyon ve youtube kanalları arasında adeta mekik dokuyor ve mesaisini adına “Terörsüz Türkiye” denilen süreci anlatmak için harcıyor. Adeta bir misyoner gibi davranıyor bu konuda. Elbette ki inandığı bir projeyi savunmak onun hakkıdır; amma velakin bunu yaparken yeni düşmanlıklar üretmesi, dezenformasyona başvurması, toplumun bir kesimini günah keçisi ilan etmesi de kabul edilemez.
Sonu hendek savaşları ile biten ve adına Çözüm Süreci denilen süreçte her iki taraf da samimi olmayan bir müzakere yürütmüştü. Toplumun tümünü kapsayacak bir demokratikleşme, hak ve özgürlükler arayışından ziyade “ver başkanlığı al özerkliği” pazarlıklarının yapıldığı o dönemde de sürece kuşkuyla bakanlar vardı. Ancak yine de belli bir toplumsal destek sözkonusu idi; şimdi ise “Terörsüz Türkiye” toplumsallaşamadı, yeterli güveni toplayamadı, toplumu ikna edemedi. İkna edilemeyenler içinde yıllarca Kürt siyasetini destekleyenler de var.
Altan Tan gibi bir siyasal İslamcı ise bu güvensizliğin nedenlerini sorgulamak, anlamak yerine Alevileri, Türk solunu barış karşıtı gibi gösterme çabası içine girmiş durumda. En son röportajlarından birinde Alevilerle ilgili resmen suç olan ifadeler kullanıyor:
"Siyasal Aleviler var, bunlar zamanında Menderes ile de Özal ile de Erbakan ile de uğraştılar, şimdi de Erdoğan ile uğraşıyorlar, bir hesaplaşmaları var." “İslamla hesaplaşma içindeler”
"Siyasette denge değişti, Ali'siz Aleviler panik içindeler."
"2013'teki çözüm sürecinde ben şahidim, Erdoğan ve Öcalan arasında bir anlaşmazlık yoktu, bir mutabakat vardı. Öcalan, Erdoğan'ın başkanlığına karşı değildi, şartları konuşalım diyordu."
Baştan sona çarpıtma ve işaretleme yapan sözler bunlar. “Deveye sormuşlar neden boynun eğri, nerem doğru ki” deyimindeki gibi yanlışlıklar ve eğriliklerle dolu konuşma. Alevileri bütün iktidarlara muhalif marazi bir topluluk gibi gösterme çabası ilk dikkat çeken bölüm. Oysa Demokrat Parti kurulduğunda en büyük desteği verenlerin başında Aleviler gelir. DP, Alevilerin dinsel önderlerini milletvekili listelerine koyarken Aleviler de kendilerine refah getireceği düşüncesiyle oy verirler. Bu veriler, seçim istatistiklerinde Alevi köylerindeki oy dağılımlarına bakıldığında çok rahat görülür. Aleviler, Demokrat Parti’nin “siz hilafeti bile getirebilirsiniz” vb söylemleri ve pratikleri nedeniyle son yıllarında desteğini çekmiş olsalar bile 1960’dan sonra da Adalet Partisi’ni destekleyen, bu partide politika yapan bir sağ damara sahiptir. Çünkü, bu partilerin çevreye açılımları çeperde kalan Alevilerin siyaset yapmalarına imkan vermiştir.
Alevilerin sol siyasete ve CHP’ye eklemlenmeleri, Yeşil Kuşak projeleri çerçevesinde dini ve milliyetçi yapıların komünizm karşıtlığında seferber edilmeleri, tarihsel olarak ötekileştirilmiş Alevilerin de düşmanlaştırılması nedeniyle mümkün hale gelmiştir.
Alevilerin Refah Partisi ve ondan neşet eden AKP’ye karşıt tutumları da Cumhuriyet ve laiklikle yapısal olarak çatışmalı doğasından kaynaklanmaktadır ve bu siyasal tutumları da hiçbir şekilde kriminalleştirilemez; demokrasinin gereğidir. AKP’ye karşıtlık, bir suç değildir.
Altan Tan’ın dile getirdiği “siyasal Alevilik” de tam bir uydurmasyondur. Siyasal İslamcı vardır ama siyasal Alevi yoktur; olması da zordur. Çünkü, devleti ve toplumu Alevi inancına göre yönetmek isteyen tek bir Alevi derneği veya vakfı, hareketi bulunmamaktadır; dolayısıyla iddiasını delillendirmek durumundadır.
“Siyasal Aleviler”, “Alisiz Aleviler” gibi adlandırmalarla makbul Alevi yaratmaya çalışan, “barış istemiyorlar” diyerek de “Terörsüz Türkiye” sürecinde olası negatif gelişmeleri Alevilerin ve Türk solunun üzerine yıkmayı düşünen Altan Tan ve benzeri zihniyet sahipleri, olmayan bir Alevi tehdidi yaratarak Sünnileri konsolide etmek, Alevi karşıtlığı üzerinden de rıza üretimi derdindedir.
Konu Altan Tan’ın şahsıyla sınırlı kalsa hiç mesele değil. Ama bu sözler bir zihniyetin ve konseptin ürünüdür. Çünkü MHP ve AKP ile ittifak içinde olan ve “En az MHP kadar devletin sağlam ayağı olacağız” diyen ve “Yavuz Sultan Selim- İdris-i Bitlisi ittifakını” referans gösteren Öcalan’ın “kendisiyle görüşeceğim” dediği kişilerin başında Altan Tan gelmektedir.
Aleviler, barış karşıtı değil ama sürece kuşkulu bakıyorsa boşuna mı şimdi?