Şu sıra ekonomi ve siyasetle ilgili yorum yapanlar ve de astrologlar dahi aynı başlıkları atıyorlar. İlk başta ilgi ve dinleyici izleyici çekmesi için dillendirildiği izlenimi verse de ifade edilen şey korkutucu bir gerçeklik. Bu başlık şu: “Bir cisim yaklaşıyor”.
Belki de bu ifadeyi Türkiye’nin AKP’nin iktidara gelişi öncesinde ifade etmesi gerekirdi. Bir cisim 2002’de geldi ve ülkenin tüm kaynaklarını tarumar edip, uz buçuk işleyen devlet mekanizmalarını çökertti, kuvvetler ayrılığını sonlandırdı, yoksulluk, yasaklar ve yoksullukla boğuşan bir ülkeyle baş başa bıraktı bizi. Cisim geldi, üzerimize düştü ve şimdi enkazın altındayız.
Şimdi yeni bir cisim daha yaklaşıyor. Bu sözü sarf edenler haklılar; çünkü asrın soygunu olarak ifade edebileceğimiz fon vurgununda felaketin boyutları hiç öngörülemeyen şekilde siyasal ve ekonomik sarsıntı yaratıyor. Siyasal etkisinde AKP’nin bu fon soygununun altında kalması. Nitekim partili araştırmacı Aziz İhsan Aktaş’ın anket şirketi bile fon skandalı nedeniyle AKP’nin yüzde 3 oranında oy kaybettiğini söylüyor.
Bu oranın yükselmesi kaçınılmaz. Çünkü fon skandalında felaketin tablosu tam olarak netleşmiş değil. Zaman ilerledikçe vurgunun boyutları ayrıca ekonomiye yönelik olumsuz etkileri yavaş yavaş belirginleşmeye başlıyor.
Skandal ilk patladığında 20 milyar dolardan ve bu fonlara yatırım yapan 455 bin kişiden bahsediliyordu. Sonra doğrudan fon alanların ve soygunun borsaya etkileri birlikte düşünüldüğünde milyonlarca insanı etkilediği anlaşıldı. 20 milyar dolar rakamı ise 60-70 milyar dolara ardından 100 milyar doların üzerine çıktı; en son telaffuz edilen rakam ise 170 milyar dolar.
Kaybedenler sadece milletin parasının sülük gibi çekilmesi için organize olmuş bir ekibin spekülatif hareketlerinden etkilenenlerden ibaret değil. Çünkü yatırım fonlarıyla başlayan kriz hemen borsaya sıçradı.
BİST100 endeksi tarihte ilk kez 7 hafta üst üste düşüş yaşadı; BİST100 endeksi ekim ayında yüzde 9,94 düştü, endeksin piyasa değeri 1 ayda 1.1 trilyon lira, fon krizi öncesine göre de 3 trilyon liraya yakın eridi. Tüm borsanın piyasa değeri ise 2.78 trilyon lira azalmış durumda. Yani Türkiye’nin en büyük şirketleri de dahil olmak üzere herkes kaybediyor.
Fakat, buraya kadar anlattığım şey belki de işin başlangıcı; bir de fon soygununun ekonomide yaratacağı tsunami dalgaları var. Türkiye zaten büyük bir buhran yaşıyordu; maaşlar açlık sefalet seviyesinde iken satın alma gücü düşmüştü. Bu yıl konkordato ve iflaslar kendi rekorlarını kırmış, istihdam azalmıştı.
Fon soygunu borsa krizine evrildikten sonra şimdi de finansman sorunları başladı. Piyasada nakit akışı zayıfladı. Bu genel ekonomik krize doğru genişleme olduğunu gösteriyor. Tasfiye sürecindeki fonlar ve şirketlerle hiçbir ilgisi olmamasına rağmen büyük şirketlerin de likitide sorunu yaşaması, işletmelerin kapanması, iflaslarla bağlantılı olarak üretimin, istihdamın artması, işsizliğin daha da yükselmesi, alışverişin düşmesidir. Çok değil bir iki ay içerisinde ithalatın, ihracatın, büyümenin, kapasite kullanımının nasıl gerilediğini verilerle göreceğiz.
Şu anda çarklar tamamen durdu. Kafeler, restoranlar boş. Esnaf çaresiz, bankalar ne yapacağını bilmiyor.
Kısacası fon soygunu, fon soygunu olmanın ötesindeki etkileriyle ülkeyi sarsıyor.
Milletçe Türkiye tarihinin en büyük soygun hikayesinin mağdurlarıyız.