25-30 yaşındaki kerameti kendinden menkul AKP çocukları, milyar dolarlarla oynuyorlar. Denizde kum, bu zümrede para misali bir havale ile milyarlarca lira yurtdışı hesaplarına yollanıyor. İş deneyimleri sınırlı bu insanların nasıl olup da bu kadar devasa servetler edindiklerini elbette ki anlıyoruz ama şaşırmadan da edemiyoruz.

Sadece birkaç yıl önce kurulmuş bir şirket, nasıl bir maharet sahibidir ki en az bir asır faaliyet gösteren firmaları dahi geçsin? Yanıtı belli aslında… “Hükümdar izin vermezse eşkıya kervan basamaz” sözündeki gibi iktidara yakınlık olmasa, birlikte iş tutulmasa AKP gençliği çok kısa bir sürede bu kadar büyük servetler edinemezdi.
Spekülasyonun boyutunu rakamlar ortaya koyuyor. Öyle bir deli cesareti ve özgüvene, “başımıza bir şey gelmez” duygusuna sahipler ki, fiyatların yapay olarak şişirilmesinde gözlerini tam karartmışlar ve hiçbir şeyden korkmuyorlar.
500 bine yakın insanın mağdur olduğu fon skandalında TERA'nın ana fonu sadece üç yılda yüzde 60.000'den fazla yükselirken, Destek Finans Faktoring hisseleri halka arzdan sonraki 17 ayda yaklaşık yüzde 7.000 değer kazanıyor.
Kazançlar olağanüstü. Lüks yatlar, otomobiller, yurtdışı da dahil olmak üzere çok kıymetli gayrimenkul yatırımları, oteller vs…

Dünyanın neresinde bu sürede bu kadar servet kazanılır? Akıl alır gibi değil.
Kriz o kadar büyük ki, İstanbul borsası sert düşüş yaşarken, The Economist gazetesi de Türkiye’nin yaşanan fon krizi nedeniyle “Gelişmekte Olan Piyasa” statüsünü kaybetme riskine dikkat çekti. Anlayacağınız gibi ülkenin zaten az olan itibarı tamamen yok olma tehdidi ile karşı karşıya… Bu, Türkiye’nin, küme düşmesi halinde yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasından çıkması ve başkaca yatırımcıların da hiç gelmemesi demek… Oysa Türkiye, üretime dayalı olmayan, tamamen dışa bağımlı çarpık ekonomik döngüsünü sürdürebilmek için yabancı yatırımcıya, dövize ihtiyaç duyuyor.
Fon vurgunu tarihimizin en büyük vurgunlarından birisi… Kamu tarafındaki denetim ve kontrolle yetkili yöneticilere kadar soruşturmanın uzanacağı konusunda ümitli değiliz. Şimdilik fon yöneticileri ile sınırlı bir soruşturma gözüküyor.
İnsan konuşulan, haksız edilen kazanç miktarlarını duydukça aklını kaybedesi geliyor. Öfkelenmemek mümkün değil. İnsan bir bu yazılan çizilen rakamlara bakıyor bir de emeklinin, sabit gelirlinin, işsizin haline…

Biliyorsunuz yakın zamanda depozitosu olan ambalajlar sistemi getirildi ve bu geçinebilmek için çare arayan emeklilere, işsizlere, dar gelirlilere ek gelir kapısına dönüştü. Günlük olarak ambalaj toplayanlar, elde ettikleri üç beş kuruşla bir yarasına merhem sürmeye çalışıyor. Örneğin yarım litrelik su ambalajını 1 liraya satıyor.

Halktaki sefaletin boyutları ederi sadece 1 lira olan bir ambalajı toplamak için gün boyu atık toplayan insanların halinden anlaşılmıyor mu?
Haberlerde gördüm. Bu fon yöneticilerinden biri dünyada sadece 15 kişide bulunan bir yat almış; ayrıca yine çok sınırlı sayıda insanda bulunan bir uçağa sahip.
Bir yanda yeni yetme bir vurguncudaki uçaklar, yatlar, katlar diğer yanda 1 liralık plastik ambalaj için efor harcayan yüzbinler…
Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dediği gibi kısa çöpün uzun çöpten alacağı çok hak var elbette…