Bir şehirde yürümek, en temel özgürlüklerden biridir. Evinden çıkan bir insanın işine, okuluna, parkına ya da markete kimseye ihtiyaç duymadan ulaşabilmesi gerekir. Peki, kaldırımlarımız gerçekten herkes için mi?

Bugün sokaklarımızda engelli vatandaşlar, yaşlılar ve bebek arabasıyla yürümeye çalışan aileler için hayat çoğu zaman bir engelli parkuruna dönüşüyor. Kaldırımın ortasına bırakılan araçlar, gelişigüzel yerleştirilen elektrik direkleri, bozuk zeminler ve rampaların önüne park edilen otomobiller… Birileri için sıradan görünen bu manzara, başkaları için evden çıkmayı bile zorlaştırıyor.

Tekerlekli sandalyesiyle kaldırıma çıkamayan bir engelli, bastonuyla ilerlerken önündeki engeli aşamayan bir yaşlı ya da bebeğinin arabasını yoldan sürmek zorunda kalan bir anne düşünün. Sorun yalnızca şehircilik değil; aynı zamanda insan hakları ve toplumsal duyarlılık meselesidir.

Devamı için tıklayınız.