24 Ekim Cumartesi, saat 14.00. İstanbul’da Kadıköy’de, Ankara’da Kolej’de, İzmir’den Diyarbakır’a, Van’a kadar Türkiye’nin on ilinde gazeteciler aynı saatte sokaktaydı. Ellerinde cezaevindeki meslektaşlarının fotoğrafları, dillerinde tek cümle vardı: “Artık yeter, nefes alamıyoruz.” Bursa’da gazeteciler açıklamanın ardından kalemlerini yere bıraktı. Haberi yazanların haber olduğu bir günün en sessiz ama belki en gür eylemiydi bu.
Tarih tesadüf değildi. 24 Ekim, TELE1'e kayyım atanmasının birinci yıl dönümüydü. Kanalın genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ bir yıldır cezaevinde. Aradan geçen on iki ayda tablo düzelmedi, aksine ağırlaştı.
Sadece bu ayın takvimine bakmak yetiyor. 9 Ekim’de Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı, fon soruşturmasına ilişkin haber ve paylaşımları nedeniyle tutuklandı. BirGün muhabiri İsmail Arı ise RTÜK Başkanı’nın şikâyeti üzerine yedi ayda ikinci kez cezaevine gönderildi. 14 Ekim sabaha karşı polis, ülkenin en çok izlenen haber kanallarından Halk TV’ye girdi. TMSF kayyum atandı, yayın durduruldu, kanalın milyonlarca takipçili sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. T24'e de erişim kesildi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası’na göre son iki ayda 11 gazeteci tutuklandı. Ankara’daki kalabalığın “Gazeteciler tutsak, foncular özgür” sloganı meselenin özünü anlatıyor. Bir skandalı haberleştiren cezaevinde, skandalın kendisi ise hâlâ yanıt bekliyor.
Bu sorunun tek bir cevabı yok. TGS’ye göre bugün 19 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği nisanda bu sayıyı 31, BİA ise bahar aylarında en az 58 olarak açıklamıştı. Fark, “gazeteci kimdir” sorusuna verilen yanıttan doğuyor. Bazı listeler yalnızca haber faaliyeti nedeniyle tutuklananları sayıyor. Bazıları ise devletin gazeteci olarak kabul etmediği, terör mevzuatıyla yargılanan medya çalışanlarını da ekliyor. Ama bu dağınıklığın kendisi de bir şey söylüyor: Tutuklu gazeteci sayısı tartışmalı bir istatistiğe dönüşmüşse, tutukluluk artık istisna değil, olağan hâle gelmiştir.
Üstelik cezaevindeki sayı resmin yalnızca bir köşesi. TGS’nin son bir yıllık raporunda en az 53 soruşturma, 67 gözaltı ve 19 tutuklama kararı var. Ekim 2022'de yürürlüğe giren dezenformasyon düzenlemesiyle en az 88 gazeteci hakkında 113 soruşturma açıldı. Yöntem değişiyor: Hapis yerine ev hapsi, yurt dışı yasağı, erişim engeli. Gazeteci içeride olmasa da sürekli bir yargı gölgesinin altında yazıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in 2026 endeksinde Türkiye’nin 180 ülke arasında 163'üncü olması da bu yüzden şaşırtıcı değil.
Medyanın bağımsızlığını daraltan üç araç öne çıkıyor. Birincisi yargı. Tutuksuz yargılanabilecek dosyalarda tutuklama, tedbiri cezaya dönüştürüyor. İkincisi kayyım. TELE1'den Halk TV’ye, eleştirel bir kanalın yönetimi bir soruşturmayla el değiştirebiliyor ve izleyici bir sabah alıştığı bültenin yerinde bambaşka bir yayın buluyor. Üçüncüsü dijital sansür. Televizyonu kapatılan gazeteci YouTube’a geçiyor, ama orada da onu bir erişim engeli kararı bekliyor.
Gazeteciler ne kadar istediklerini yazabiliyor?