Sonbaharın gelişiyle birlikte balık tezgâhları şenlenmeye başladı. Hamsi, palamut, istavrit, çipura, levrek… Denizlerin bereketi yeniden sofralarımıza konuk oluyor. Balıkçıların önünden geçerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Siz hangi balığı seversiniz?
Kimi için balık demek, tavada çıtır çıtır kızarmış hamsidir. Yanında soğan, roka, limon ve sıcacık ekmek varsa değmeyin keyfine! Kimi palamutun ızgarasını tercih eder, kimi de fırında pişmiş levreğin hafifliğini arar. Balık tercihleri de insanlar gibidir; herkesin damak tadı farklıdır. Tabi bir de çocukluğundan kalma balığa dair hatırası vardır.
Benim için balık sofrası, yalnızca yemek yemek değildir. Ailece bir araya gelmenin, günlük telaşlara kısa bir mola vermenin bahanesidir. Balığın kokusu mutfağa yayıldığında çocukluk günleri, eski mahalleler ve kalabalık aile sofraları canlanır insanın zihninde.
Elbette bugün balık seçerken lezzet kadar fiyatına da bakıyoruz. Tezgâhtaki çeşitlilik sevindirici olsa da aile bütçesini hesaba katmadan alışveriş yapmak kolay değil. Yine de mevsiminde, bütçemize uygun bir balık bulduğumuzda soframıza sağlık ve mutluluk katabiliriz.
Bir de denizlerimizi korumayı unutmamak gerekiyor. Bugün yediğimiz balığın yarın da çocuklarımızın sofrasında bulunması, bilinçli avlanmaya ve temiz denizlere bağlı.
Şimdi söz sizde…
Devamı için tıklayınız.