Sarıfakıoğlu’nun anlatımına göre, 105 yıl önce Sakarya Meydan Muharebesi günlerinde önce halk evinin pencere demirlerini söktü, süngü, nal, kılç yapılsın diye demircilerin önüne yığdı; yurdun dört bir yanında. Gelen malzemeyi teslim almak, makbuz vermek, gruplamak, depolamak önce il merkezine, sonra Ankara'ya taşımak önemli bir organizasyon gerektirmişti.

“Tekalifi Milliye emirlerinde ince ince belirlenmişti çoğu şey; nasıl toplanacak, nasıl depolanacak, nasıl sevk edilecek, kimler mesul olacak bu işlerden” kimse bilmiyordu. “Erkekler askere gitmiş, kadın ve çocuklara kalmıştı gece ayazda gündüz gölgede 45 dereceyi bulan sıcakta kağnı kolları ile yük taşımak” diye anlatan Sarıfakıoğlu şöyle devam etti:

MALIKÖY’E UÇAK PİSTİ

“Çorap örmek, sargı bezi, asker elbisesi dikmek, yemek hazırlamak, askerle siper kazmak gibi dolu işi yaptılar of demeden kadınlarımız.. O zamanın şartlarında Ankara'ya, Polatlı'ya silah, asker taşınıyor elimizde olan trenlerle. Lokomotiflerde kömür bulunamazsa çevredeki ağaçlardan kesip, odun yaktılar, kimi zaman oda bulunamadı vagonların tahtalarını yaktılar; Ankara'ya, Polatlı'ya ulaştırabilmek için yükünü bin bir zahmetle. Gelen malzeme ihtiyaca göre hemen cephe hattına taşınıyordu kağnılarla, deve kervanları ile. Malıköy’de uçak pisti yapmak, toprağı sıkıştırmak için silindir yoktu. Asker sıraya girip, ıslatılmış toprak üstünde zıplayarak sıkıştırıyordu zemini.”

FELAH GRUBU ASKER VE ADAM KAÇIRIYOR

İngiliz diğer grupları yakalayınca İstanbul'da Felah grubu kurulduğunu anlatan Sarıfakıoğlu, “Silah, asker, adam kaçırmaya devam ediyordu Anadolu’ya. Kiminde kontrol dışı kalmış depolardan zorla, kiminde rüşvet verip silah mühimmat alıp sandallarla, at arabaları ile taşıdılar vatansever hamallar, sandalcılar, halk ile. Aynı İnebolu, Trabzon, Samsun’a Ruslardan gelen mühimmatı taşıyanlar gibi; ter içinde ama durmadan. Felah grubu depolarda mühimmat ne bulursa alıyor, hemen sevk ediyorlardı Ankara'ya. Top mermileri gelince önce sevindi subaylar. Kontrol edince gelen top mermilerinin %80 inin 77 mmlik olduğunu gördüler. 4 bin tanesi 75’likti. Bizde bir tane 77’lik top vardı, gerisi 75’likti hepsi 93 Rus, Balkan harbinden kalan bir kısmının yivi silinmiş. Hemen el yapımı torna tezgahı kuruldu. Mermileri söküp, dışını inceltmeye vakit yoktu. İçinde patlayıcı olan top mermilerinin elma soyar gibi dışını incelttiler gece gündüz tüm tehlikesine rağmen.”

GANDİ VE CİNNAH’DAN YARDIM KAMPANYASI

Hindistan’da Gandi ve Muhammet Ali Cinnah’ın Anadolu’ya yardım kampanyası başlattıklarını hatırlatan Turgut Sarıfakıoğlu, “Ankara ve çevre illerde hastaneler, cephe hattında sargı yerleri kuruluyordu. Bunların yatak, örtü, sargı bezi, ilaç ihtiyaçları halktan sağlanıyordu. Tüm halk özveri ile dur durak, gece gündüz demeden çalışıyordu. Orduya katılan gönüllülere ilk eğitimleri verilip birliklere yollanıyorlar, eline kılıç almamış ama atıyla gelenin eline ağaç dalından mızrak verip, nasıl savaşacağı, düşmandan alacağı tüfeği kılıcı nasıl kullanacağı öğretilip süvari eğitimi verilmeye çalışılıyordu dar zamanda. Cephedeki her silahlı askere 50 mermi düşüyordu. Toplarımızın da mermisi çok azdı. Yunan askerinin kuşağında 300 mermisi, geride bitmek bilmez lojistik desteği vardı. Ölüm kalım savaşına hazırlanıyorduk yokluk içinde, ama topyekün” sözleriyle yaklaşan büyük savaşın ayak seslerini hatırlatıyor.

Muhabir: Cemil Cahit Saraçoğlu