Bu konuda hazırlanan teknik raporda, Türkiye’nin enerjide orta vadeli ulusal hedeflerine ulaşabilmesi için, ön fizibiliteden işletmeye geçişi ortalamada 8-10 yıl gibi uzun bir süre alabilen pompaj depolamalı hidroelektrik santraller (PHES) alanında bugünden harekete geçilmesi gerektiğine işaret edildi.

Türkiye Elektrik İletim A.Ş’de (TEİAŞ) 25 yıldan fazla üst düzey görev yapmış olan Elektrik Elektronik Yüksek Mühendisi Nurhan Ozan tarafından hazırlanan raporda, PHES’lerin, batarya depolamalı sistemlerle stratejik olarak birbirini tamamlayacak şekilde planlanması ve devreye alınması çağrısında bulunuldu.

Rapordaki projeksiyonlara göre herhangi bir batarya veya pompaj depolamalı HES kapasitesinin bulunmaması durumunda 2030'da toplam güneş ve rüzgâr üretiminin yaklaşık yüzde 7,8’i; 2035’te yüzde 16,2’si ve 2040’ta da yüzde 26,5’i sistem tarafından doğrudan kullanılamayacak hale gelebilir. Enerji miktarı açısından bu kaybın ifadesi ise 2040 yılında yaklaşık 57,38 TWh olarak hesaplanıyor. Bu rakamlar, ‘depolamanın, yenilenebilir enerji yatırımlarını tamamlayan ikincil bir unsur olmaktan çıkarak enerji dönüşümünün temel altyapılarından biri haline geldiğine’ işaret ediliyor.

HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, PHES Teknik Raporu’na ilişkin yaptığı değerlendirmede, hidroelektrik santrallerin, yenilenebilir kaynaklara dayalı büyük ölçekli temiz enerji üretiminde ön plana çıkarken uzun saatler boyunca sağlayabildikleri depolama seçenekleriyle de enerji arz güvenliğinin önemli güvencelerinden biri olarak kabul edildiğine dikkat çekti. “Dünya genelinde giderek yaygınlaşmasına karşın Türkiye’de henüz planlama ya da işletme aşamasında pompaj depolamalı bir hidroelektrik santral (PHES) bulunmuyor” diyen Güven, Türkiye’nin bugün harekete geçse en iyi ihtimalle 8-10 yıl arasında ilk pompaj depolamalı HES’ini işletmeye alacağının altını çizerek “2035 için oldukça iddialı ulusal hedeflerimiz var. PHES’leri 2030’ların başında devreye almak istiyorsak hemen bugün harekete geçmemiz gerekiyor” dedi.

Batarya depolamalı sistemlerin gerekli olduğunu, ancak Türkiye’nin depolama stratejisinin yalnızca batarya yatırımları üzerine kurulmasının yeterli olmayacağını gösterdiğini belirten Güven, bataryaların hızlı tepki, frekans kontrolü, kısa süreli rampalama ve 1–4 saatlik enerji kaydırma ihtiyaçlarında önemli rol oynarken, pompaj depolamalı HES’lerin özellikle 8–12 saat ve üzerindeki uzun süreli depolama ihtiyacının karşılanmasında öne çıkacağını vurguladı.

PHES YALNIZCA ENERJİ DEPOLAMIYOR, ŞEBEKEYİ DE DESTEKLİYOR

PHES’lerin sağladığı fayda yalnızca yenilenebilir kaynaklardan üretilen fazla elektriğin daha sonra kullanılmak üzere depolanmasıyla sınırlı olmadığını, yenilenebilir enerji kesintilerinin azaltılması, frekans kontrolü, rezerv sağlanması, hızlı rampalama, gerilim desteği, sistem ataleti, black-start kabiliyeti ve iletim sistemi kararlılığı gibi çok sayıda sistem hizmetini sağlayabildiğine dikkat çeken Güven, “Bu özellikleriyle PHES’lerin klasik bir elektrik üretim tesisi olarak değil, yenilenebilir enerji kapasitesinin güvenli biçimde sisteme entegre edilmesini sağlayan stratejik enerji altyapısı olarak ele alınması gerek” tespiti yaptı. Güven, Türkiye hidroelektrik sektörünün 32 GW’ı aşan kurulu gücüyle Avrupa’da ikinci, dünyada ise dokuzuncu sırada bulunduğunu hatırlatarak, “Ülkemiz enerjide çok iyi bir yol haritası izliyor. Böyle bir ülke profilinin, enerji arz güvenliğini güçlendirmek adına, mümkün olan en kısa sürede pompaj PHES’leri de enerji portföyüne katmasının şart olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Muhabir: Cemil Cahit Saraçoğlu