Uluslararası Çocuk Merkezi, “Savunmasız Toplulukların Güçlendirilmesi: Arttırılmış Farkındalık ve Hukuki Yardıma Erişebilirlik Yoluyla Çocuk Ticaretiyle Mücadele” projesi kapsamında eğitim programı düzenledi. Projenin amacı; Türkiye'deki mülteci, sığınmacı ve göçmen nüfus arasında çocuk ticaretini, cinsel ve emek sömürüsü de dahil olmak üzere çeşitli sömürü biçimlerini önlemek ve bunlarla mücadele etmek.

Konuşmalarda Kovid-19 pandemisinin ardından insan ticareti vakalarında önemli bir artış yaşandığı, artan çocuk ticareti vakalarında kız çocuklarının dikkat çektiği, çocuk ticareti mağduru kız çocuklarının oranının ise yüzde 31'den yüzde 38'e yükseldiğine vurgu yapılırken bu artışın, özellikle kadınlar, çocuklar ve göçmenler gibi grupların; insan ticareti mağduru olma riskini arttırdığı ifade edildi.

Eğitimde konuşan Avukat Işıl Kurnaz, Türkiye’nin, insan ticaretinde hedef ülke olduğunu belirterek, en büyük risk grubunun fakir veya kimsesiz, göçmen ve mülteci, evden kaçan veya sokakta yaşayan, yetimhane ve bakım evlerinde yaşayan ya da doğal afet ve savaş mağduru çocukların oluğunu belirtti.

İnsan ticaretinin günümüzde zorla çalıştırma, seks ticareti, organ ticareti ve çocuk istismarı gibi yeni şekillerde devam ettiğini ifade eden Kurnaz, modern insan ticaretinin yasadışı olduğunu ancak devlet destekli sistemlerden ziyade gizli, yasadışı ağlarda devam ettiğini kaydetti.

“LANZAROTE SÖZLEŞMESİ ÖNEMLİ BİR HUKUKİ YAPTIRIMA SAHİP”

Kurnaz konuşmasını şöyle sürdürdü: “Cinsel amaçla çocuk ticareti, çocukların ticari cinsel sömürü amacıyla alıkonulması, satılması, taşınması veya başka kişilere devredilmesi anlamına gelir. 18 yaşın altındaki herkes çocuk olarak kabul edilir ve bir çocuğun rızası olsa bile bu durum insan ticareti suçu kapsamına girer. Bu suç, Birleşmiş Milletler Palermo Protokolü ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşme gibi uluslararası belgelerde çocuk istismarı ve insan ticareti kapsamında kesin bir şekilde yasaklanmıştır. TCK’nın 227’nci Maddesi Fuhuş Suçunu düzenlemekte, cebir ve tehdit nitelikli hal olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak uygulamadaki iki norm kafa karışıklığına yol açmakta ve insan ticareti niteliğindeki birçok suç daha hafif cezası olan fuhuş suçunun kapsamına sokulmaktadır.

Avrupa Konseyi’nin Kadın Ticaretine Karşı Kampanya Hakkında 1545/(2000) sayılı Tavsiye Kararı’nda ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin cinsel istismar amacı ile insan ticaretine karşı tavsiye kararında kadın ticaretiyle mücadele yükümlülüğü getirilmiştir. Bu tavsiye kararı gereği Bakanlar Komitesi taraf devletlere, insan ticaretinin ceza yasalarına suç olarak işlenmesi, ayrıca suçluların iadesinin kolaylaştırılması ve etkin mücadele için cezaların en üst seviyeden verilmesini söylemiştir. Kadın ticareti sadece fuhuş ve cinsel sömürü ticareti olarak karşımıza çıkmamaktadır. Bu bağlamda pornografik materyaller ve eğlence sektörüne zorla hizmet de kadın ticaretinin diğer görünümleridir. Bu suçtan, kadınlar kadar LGBTİ+’ler ve çocuklar da etkilenmektedir. Cinsel amaçla insan ticaretinden en çok korunması gereken diğer bir özgül grup çocuklardır. Bu açıdan sadece insan ticaretiyle mücadeleye yönelik Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi Sözleşmeleri değil, Avrupa Konseyi’nin Lanzarote Sözleşmesi de çocukların cinsel amaçlı sömürü ve ticaretine karşı önemli bir hukuki yapıya sahiptir.”

Avrupa İnsan Hakları Merkezi’nin, (AİHM) insan ticaretiyle ilgili davalarda Palermo Protokolü'nü dikkate alarak, devletlerin bu alandaki uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmelerini talep ettiğini belirten Avukat Işıl Kurnaz, “AİHM'nin devletlerin Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi’ni (AKİTES) uygulayarak, devletlerin insan ticaretiyle mücadelede uluslararası standartlara uymalarını sağlamak ve pro-aktif olmak zorunda olduğunu vurgulamıştır.” dedi.

“HER DÖRT SANİYEDE BİR KIZ ÇOCUĞU EVLENDİRİLİYOR”

Avukat Ceren Fırat da dünya genelinde insan ticareti mağdurlarının sayısını belirlemenin zor olduğunu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Göç İdaresi Başkanlığı'nın verilerine göre, dünya genelinde 40 milyondan fazla insanın insan ticareti mağduru olduğunun tahmin edildiğini ifade etti.

‘Kandırılarak ya da zor kullanılarak çalıştırma, hizmet ettirme, fuhuş ya da diğer cinsel amaçlarla istismar etme, organ ve dokularından istifade etme, zorla dilendirme, yasadışı evlat edinme, erken yaşta ve zorla evlendirme, çocukları silahlı çatışmada veya asker olarak kullanmanın global ölçekte insan ticaretinin yaygın görünüm biçimleri olduğunu ifade eden Fırat, dünya genelinde insan ticareti mağduru sayısının 40,3 milyon olduğunu her dört insan ticareti mağdurundan 1’inin çocuk olduğunu ve her dört saniyede bir kız çocuğunun evlendirildiğini vurguladı.

“İnsan ticaretinin boyutlarına dair Birleşmiş Milletler (BM) raporunda, bugün en sık rastlanan insan ticareti biçimlerinin emek ve cinsel sömürü amaçlı insan ticareti olduğu, tespit edilen kişilerin yüzde 79’unun ise kadınlardan ve çocuklardan oluştuğu vurgulanmaktadır.” diyen Fırat, “En sık rastlanan emek ve cinsel sömürü amaçlı insan ticareti biçimlerinin dışında, günümüzde karşılaşılan insan ticaretinin farklı biçimleri arasında yetişkin ve çocukların dilenmeye mecbur bırakılması, sahte evlilik yapmaya zorlanması, dolandırıcılıktan fayda sağlanması, pornografi üretimi ve organ ticareti de yer almaktadır.” dedi.

“MAĞDURLARIN YÜZDE 29’U ÇOCUKLARDAN OLUŞUYOR”

Fırat konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yayınlanan son GRETA, “Group of Experts on Action against Trafficking in Human Beings” raporuna göre, 2019-2023 yıllarında Türkiye'de bin 466 insan ticareti mağduru tespit edilmişken, önceki raporda bu 775 kişiydi. Ana sömürü biçimi yüzde 52 ile cinsel sömürü, yüzde 30 ile emek sömürüsü, yüzde 9 ile zorla evlendirme ve yüzde 6 ile zorla dilendirme olarak kaydedildi. Tespit edilen mağdurların yüzde 82'sini kadınlar ve kız çocukları oluşturuyor. Mağdurların yüzde 29'u ise çocuklardan oluşuyor.

Dünya genelinde her 3 insan ticareti mağdurundan 1'i çocuk. Çocukların insan ticareti sırasında şiddete maruz kalma olasılığı yetişkinlere göre iki kat daha fazla. İnsan ticareti mağduru yetişkin kadın ve kız çocuklarının şiddete maruz kalma oranı yetişkin erkek ve oğlan çocuklarına kıyasla üç kat daha fazla. Türkiye’deki mağdurların çoğunluğunun cinsel sömürü maksatlı insan ticaretine maruz kalan kadınlardan oluştuğu, son beş yılda tespit edilen mağdurların yaklaşık yüzde 80’inin kadın olduğu görülmektedir. İnsan ticareti mağdurlarının büyük çoğunluğunu kadınların oluşturması, doğrudan toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle bağlantılıdır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, insan ticareti ve çocuk ticaretinin başlıca nedenlerinden biridir. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2020 Küresel İnsan Ticareti Raporu’na göre, dünya genelinde tespit edilen her 10 mağdurdan yaklaşık 5’ini kadınlar (yüzde 46) ve 2’sini kız çocukları (yüzde 19) oluşturmaktadır.

Kadınlar ve kız çocukları, toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık, ekonomik bağımsızlık eksiklikleri ve şiddet nedeniyle insan ticaretinin hedefi olmaktadır. Özellikle cinsel sömürü, zorla çalıştırma ve zorla evlendirme gibi insan ticaretinin en savunmasız gruplarını oluştururlar. Çocuk ticaretinde ise, toplumsal cinsiyet eşitsizliği daha da belirgindir. UNICEF’in 2022 raporuna göre, dünya genelinde çocukların yüzde 28’i cinsel sömürü ve zorla çalıştırma gibi insan ticareti biçimlerine maruz bırakılmaktadır. Özellikle kız çocukları, cinsel istismar ve zorla evlendirilme gibi suçlara daha sık maruz bırakılmaktadır. Türkiye’de de, 2019 yılında tespit edilen insan ticareti mağdurlarının yüzde 82’si kadınlar ve çocuklardır. Bu veriler, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı çözüm ve farkındalık artırıcı yaklaşımların, bu suçlarla mücadelede etkili olacağını ortaya koymaktadır.”

Fırat, son olarak çözüm önerilerini de şöyle sıraladı:

• Kadınların ve çocukların ekonomik olarak güçlendirilmesi

• Bilinçlendirme kampanyaları ve eğitim programları

• Dijital platformlarda denetimin artırılması ve yasaların güçlendirilmesi

• İnsan ticareti mağdurlarının rehabilitasyonu ve topluma kazandırılması

Kaynak: BAŞKENT GAZETESİ Makbule AKGÜL