Ekim ayının gelmesiyle birlikte sonbahar tüm serinliğini hissettiriyor. Güneşin bulutların arkasına saklandığı bu günlerde hemen hemen herkesin aklına gelen ilk takviye hiç şüphesiz D vitamini oluyor. Yorgunluk hisseden, bağışıklığını kışa hazırlamak isteyen ya da kemik sağlığını korumaya çalışan soluğu eczanede alıyor. Ancak poliklinikte en sık karşılaştığım tablolardan biri şu: Aylarca düzenli takviye kullanmasına rağmen kan tahlilinde değeri kıpırdamayanlar ya da bilinçsizce aldığı yüksek dozlarla sağlığını riske atanlar.

Peki, güneşin çekildiği bu dönemde D vitamini alırken nerede yanlış yapıyoruz?

1. D Vitaminini Tek Başına Bir "Mucize" Sanmak: D vitamini vücutta tek başına çalışan bir bileşen değildir. En temel görevi, bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırmaktır. Ancak vücuda giren bu kalsiyumun damar duvarlarında veya böbreklerde birikmek yerine doğrudan kemik ve diş dokusuna yönlendirilmesi için K2 vitaminine ihtiyaç vardır. D vitaminini uzun süre yüksek dozlarda ve K2 desteği olmadan almak, kalsiyumun yanlış dokularda birikmesine zemin hazırlayabilir. D vitamininin kanda aktif forma dönüşebilmesi için vücutta yeterli magnezyum bulunması önemlidir. Eğer magnezyum depolarınız boşsa, aldığınız en kaliteli D vitamini bile hücre düzeyinde beklenen etkiyi gösteremez.

2. Aç Karnına veya Yağsız Bir Öğünle Tüketmek

D vitamini yağda eriyen bir vitamindir. Sabah aceleyle sadece suyla içilen veya tamamen yağsız bir kahvaltının ardından alınan takviyenin bağırsaklardan emilimi oldukça zayıf kalır. D vitamininin emilimini en üst düzeye çıkarmak için zeytinyağı, yumurta, avokado veya ceviz gibi sağlıklı yağlar içeren ana öğünlerle birlikte tüketilmesi gerekir.

3. "Bir Ampul Kırıp İçeyim" Yanılgısı

Toplumumuzda en yaygın yapılan hataların başında, hekim kontrolü olmadan yüksek dozlu ampulleri ekmeğe döküp tek seferde içmek geliyor. Vücuda bir anda yüklenen yüz binlerce ünitelik bu şok dozlar; kanda ani kalsiyum yükselmesine, böbreklerin aşırı yorulmasına ve zehirlenme riskine davetiye çıkarır. Güncel bilimsel yaklaşımlar, vücudu yormayan ve fizyolojik dengeyi koruyan günlük damla ya da sprey formlarını çok daha güvenli ve etkili bulmaktadır.

Peki Ne Yapmalıyız ?

D vitamini bir şekerleme değil, hormon benzeri güçlü etkilere sahip bir bileşendir. Ezbere veya tavsiye üzerine takviyeye başlamak yerine, öncelikle kan tahlili yaptırarak mevcut seviyenizi görmelisiniz. Ardından da bir hekim ve diyetisyen rehberliğinde; yaşınıza, beslenme düzeninize ve laboratuvar sonuçlarınıza uygun kişiselleştirilmiş bir dozla ilerlemelisiniz.