Poliklinikte 45-50 yaşlarındaki kadın danışanlarımdan: "Hocam, 30’lu yaşlarımda iki gün dikkat eder, akşam ekmeği keser hemen iki kilo verirdim. Şimdi neredeyse hiçbir şey yemiyorum ama tartı gram oynamıyor; üstelik hayatımda hiç görmediğim şekilde göbek çevrem yağlanıyor."

Eğer siz de benzer bir süreçten geçiyorsanız, bedeniniz aynı beden değil; biyokimyanız, hormon dengeniz ve metabolik kurallarınız köklü bir değişimden geçiyor.

Peki, menopoz ve perimenopoz döneminde eski yöntemler neden fayda etmiyor?

Yıllarca metabolizmamızı koruyan, yağın kalça ve basen bölgesinde toplanmasını sağlayan, damar sağlığımızı destekleyen östrojen hormonu bu dönemde kademeli olarak azalır. Ancak östrojen sadece bir üreme hormonu değildir; hücrelerin insülini tanımasını kolaylaştıran güçlü bir metabolik kalkandır. Östrojen azaldığında, vücut karbonhidratlara karşı çok daha hassas hale gelir ve insülin direnci kapıyı çalar. Eskiden sorunsuzca tolere ettiğiniz bir kase makarna ya da bir dilim tatlı, artık doğrudan karın ve bel çevresinde viseral yağ olarak depolanmaya başlar. Yaş aldıkça ve hormonal destek azaldıkça vücut kas dokusunu kaybetmeye meyillidir. Kas kütlesi azaldığında ise dinlenme anında yaktığınız kalori miktarı düşer. İşte "hiçbir şey yemiyorum ama kilo alıyorum" hissinin altındaki sebeplerden biri budur. Çözüm tabağı daha da küçültüp vücudu kıtlık moduna sokmak değil; metabolizmanın motoru olan kas dokusunu korumaktır.

Peki Bu Dönemde Nasıl Bir Beslenme Modeli Uygulanmalı?

Eski açlık diyetlerini bir kenara bırakıp, değişen hormonlarınıza göre bir beslenme tarzı oluşturmalısınız :

Kas kaybını durdurmanın ve tokluk hormonlarını canlı tutmanın yolu kaliteli proteinden geçer. Yumurta, balık, kurubaklagiller, hindi ve yoğurt gibi protein kaynakları tabağınızın en az dörtte birini oluşturmalıdır.

Doğada östrojen benzeri hafif etkiler gösteren bileşenler vardır. Taze çekilmiş keten tohumu, çiğ susam, mercimek, nohut ve organik soya ürünleri; hem sıcak basmalarını hafifletmeye hem de lipit profilini dengelemeye yardımcı olur.

Saatlerce tempolu yürümek veya koşmak bu dönemde tek başına yetersiz kalabilir; Kasları uyaran hafif ağırlıklar, pilates veya vücut ağırlığıyla yapılan direnç egzersizleri hem kemik erimesine karşı kalkan olur hem de insülin duyarlılığını artırır.

Kemik yoğunluğunun hızla düşebileceği bu süreçte D vitamini, K2 ve magnezyum desteğiyle kalsiyumun doğru dokulara yönlendirilmesi önemlidir.