Başkentin kalbi Kızılay’ın tam ortasında yükselen Güven Anıtı, Cumhuriyet’in ilk yıllarından bugüne Ankara’nın değişimine tanıklık ediyor. Bronz figürleri ve taş kabartmalarında Milli Mücadele’den üretime, insan zekâsından polis ve jandarmanın görevlerine uzanan farklı hikâyeler anlatılıyor.
Bugün Güvenpark’ın merkezinde yer alan anıtın hikâyesi, Ankara’nın yeni başkent olarak şekillendiği yıllara uzanıyor. Viyana’da başlayan yapım süreci, Cumhuriyet’in ilk dönemine damga vuran sanat ve mimarlık anlayışının önemli örneklerinden biri olarak Ankara’da son buluyor.

BAŞKENTİN YENİ YÜZÜ TASARLANIRKEN ORTAYA ÇIKTI
1920'li yılların sonlarında Ankara'nın gelişimi için hazırlanan yeni kent planında bugünkü Kızılay bölgesinde Yenişehir'in kurulması öngörüldü. Plan kapsamında Meclis ve bakanlıkların yanı sıra bir park ve bu parkın içerisinde bir anıt yapılması kararlaştırıldı. Projede Avusturyalı mimar ve tasarımcı Clemens Holzmeister görev aldı.
Anıtın hikâyesi ilk olarak “Zabıta Abidesi” adıyla başladı. Dönemin basınında anıtın polis ve jandarmanın halkın can ve mal güvenliğini korumasını simgeleyeceği belirtiliyordu. Proje için önce Heinrich Krippel'in adı gündeme geldi. Ancak daha sonra anıtın heykeltıraşlığı Avusturyalı Anton Hanak'a verildi.
HANAK'IN BAŞLATTIĞI PROJEYİ ÖĞRENCİLERİ TAMAMLADI
Hanak, halkın polis ve jandarmayla olan bağını ifade edecek anıt üzerinde çalışmaya başladı. Eserde Cumhuriyet'i, huzur için çalışan halkı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü simgeleyen unsurların bulunması planlandı. Hazırlanan taslakların ardından 7 Kasım 1932'de Türk hükümeti ile sözleşme imzalandı ve anıtın yapımına Viyana'da başlandı. Ancak çalışmalar sürerken anıtın hikâyesini değiştiren bir gelişme yaşandı. Anton Hanak, 7 Ocak 1934'te geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Anıt henüz tamamlanmamıştı.
Holzmeister, Hanak'ın ardından sanatçının öğrencileriyle görüşerek çalışmaların devam etmesini sağladı. Hanak'ın taslakları doğrultusunda anıtın bir bölümündeki rölyefler tamamlandı. Eserin bronz bölümleri 27 Haziran 1934'te Viyana'daki Vereinigte Metallwerke dökümhanesinde düzenlenen törenle Türk yetkililere teslim edildi. Ve birkaç ay sonra anıt Ankara'daydı.

28 EKİM 1934'TE AÇILDI
Güven Anıtı'nın yapım süreci tamamlanmak üzereyken takvimler 1934'ün sonbaharını gösteriyordu. Viyana'da hazırlanan bronz bölümler Ankara'ya getirildi, anıtın ön cephesi tamamlandı ve artık eser başkentlilerin karşısına çıkmaya hazırdı. 28 Ekim 1934'te, Cumhuriyet'in 11'inci yıl dönümü kutlamalarının hemen öncesinde Güven Anıtı'nın ön cephesi düzenlenen törenle açıldı. Törene Başbakan İsmet İnönü, Meclis Başkanı Kâzım Özalp, milletvekilleri ve devlet erkânı katıldı. Kurdeleyi Kâzım Özalp keserken, açılış konuşmasını İsmet İnönü yaptı. Açılıştan yalnızca birkaç gün sonra, 1 Kasım 1934'te Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Güven Anıtı'nı ziyaret etti.
Ancak anıt o gün tamamlanmış değildi. Açılışta yalnızca ön cephe tamamlanmış, arka taraftaki ana rölyef henüz yapılmamıştı. Anıtın eksik kalan bölümü için ise Clemens Holzmeister devreye girdi. Hanak'ın tasarımında yer alan “Halkın Koruyucusu Gazi” temalı arka rölyefin tamamlanması için Avusturyalı heykeltıraş Josef Thorak, 1935 yılında Ankara'ya davet edildi. Thorak, Hanak'ın tasarımında değişiklik yaparak bugün anıtın arka cephesinde görülen pelerinli Atatürk figürünü oluşturdu. Böylece Güven Anıtı, 1935 yılında bütünüyle tamamlandı.

BİR YÜZÜNDE ATATÜRK VE MİLLİ MÜCADELE DİĞER YÜZÜNDE POLİS VE JANDARMA
Güven Anıtı'nın iki cephesinde farklı tema ve mesajlar öne çıkıyor. Anıtın Bakanlıklar semtine bakan yüzünde, Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı ve inkılap hareketlerinde birlikte bulunduğu arkadaşlarını temsil eden figürler yer alıyor. Figürlerin altında ise 1935 tarihi, Romen rakamlarıyla işlenmiş durumda.

Atatürk figürünün sağ alt tarafındaki kabartmada bilim ve sanatla uğraşan Türk halkı tasvir ediliyor.

Sol alt taraftaki kabartmada ise çiftçinin tarım çalışmalarına yer verilirken, üretim ve emek vurgusu öne çıkarılıyor.

Kızılay yönüne döndüğünde ise bambaşka bir yüz ortaya çıkıyor.

Bu bölümde polis ve jandarmayı temsil eden büyük bronz figürler bulunuyor. Figürlerin altında ise anıtın en bilinen ifadesi yer alıyor: “Türk, Öğün, Çalış, Güven.” Yazının iki yanında Türk Polisi ve Türk Jandarması'nın halka yardımını gösteren kabartmalar bulunuyor.

Figürlerin sağ altındaki kabartmada Türk polisinin halka yardımını anlatan sahne yer alıyor. Kompozisyonda polis figürünün vatandaşlara yönelik yardım ve koruma görevine vurgu yapılıyor.

Sol alt tarafta yer alan kabartmada ise Türk jandarmasının halka yardımını gösteren sahne bulunuyor. Kabartmada jandarmanın vatandaşların güvenliğini sağlama ve onlara yardımcı olma görevi öne çıkarılıyor.

ADI YILLAR İÇERİSİNDE DEĞİŞTİ
Bugün herkesin “Güven Anıtı” olarak bildiği eser, yapım sürecinde farklı isimlerle anıldı. İlk olarak “Zabıta Abidesi”, daha sonra “Emniyet Abidesi” ve “Güvenlik Anıtı” adları kullanılan eser, zaman içerisinde bugünkü Güven Anıtı adını aldı. Parkın adı da benzer bir süreçten geçti. İlk dönemlerde “Emniyet Parkı” olarak anılan alan, daha sonra “Güvenlik Parkı” ve nihayet Güvenpark adını aldı.

2024'TE ASLINA UYGUN ŞEKİLDE RESTORE EDİLDİ
Güven Anıtı'nın hikâyesine yakın dönemde yeni bir bölüm daha eklendi. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Güvenpark Kentsel Tasarım Projesi kapsamında anıttaki deformasyonlar giderilerek eser aslına uygun şekilde restore edildi. Yenilenen Güvenpark, 7 Kasım 2024'te yeniden Ankaralıların kullanımına açıldı.

Proje kapsamında parkın çevresi ve yaya alanları da yeniden düzenlenirken, Güvenpark'ın tarihini anlatan 20 fotoğraftan oluşan bir sergi duvarı oluşturuldu.
Kızılay'ın gündelik akışı içinde sıradanlaşmış gibi görünse de Güven Anıtı, pek bilinmeyen hikâyesiyle Ankara'nın geçmişine ışık tutuyor. Bronz figürleri ve taş kabartmalarıyla yapı, Ankara'nın yeni başkent olarak şekillendiği yıllardan bugüne uzanan önemli bir döneme tanıklık ediyor. Bir heykeltıraşın ölümüyle yarım kalan, başka bir sanatçının dokunuşlarıyla tamamlanan eser, 1935'ten bu yana başkentin değişen yüzü içinde varlığını sürdürüyor.





