Başkent’in 116 yıllık koca çınarı bir bilinmeze mi doğru gidiyor?

Bugüne kadar imalat-ı harbiye ruhu ile ayakta durmaya çalışan Ankaragücü’nde sorunlar ötelene ötelene o kadar büyüdü ki maalesef içinden çıkılmaz hale geldi.

Çektiği mali sorunlar içinde en tehlikelisi; “Turpun büyüğü heybede” örneği, FIFA'dan gelen transfer yasağı barındıran futbolcu alacak dosyaları… En son 1 Ekim tarihinde Ankaragücü hakkında 3 dönem transfer yasağı içeren bir transfer yasağı kararı daha geldi. Böylelikle son gelenle birlikte birlikte FIFA nezdinde transfer yasağına neden olan dosya sayısı da 27'ye çıktı. Toplam dosya borcunun Türkiye Futbol Federasyonundaki dosyalar dahil edildiğinde 600 milyon liraya yaklaştığı tahmin ediliyor.

Başkent ekibinin her derdiyle neredeyse tek başına uğraşan Başkan İlhami Alpaslan, yeni sezon için teknik direktör Recep Karatepe ve futbolcularına o kadar güveniyordu ki, buna dayanarak bir kumar oynadı.

Bilerek ve isteyerek, vergi ve SGK borçları gerekçesiyle kulüp lisansı almadı ve 3 puan silme cezasıyla karşı karşıya kalmaya razı oldu.

Peki bunu neden yaptı…

Takımın ilk yarıdaki performansı iyi olduğu takdirde, para bulma konusunda elinin daha da güçleneceğinden emindi. Kulübe aktarılacak paralarla da en son kapatılma süresi Ocak 2027 olan, 7-8 adet 3 dönemlik ve her biri -6 puan kaybına neden olan itilaflı dosyalar kapatılacaktı. Bir üst lige yükseldiği takdirde de diğer transfer yasağı içeren ve son ödeme tarihi Haziran 2027’de bitecek olan dosyaların kapatması için de daha rahat para bulunabilecekti.

Bu hesabın bir diğer nedeni de süresi içinde ödenmeyen vergi ve SGK borçları için o dönem görevde olan yöneticiler sorumlu tutulduğundan, eski yöneticilerin borçlarını ödemelerini sağlama konusunda süre kazanacaktı.

Yani her biri 6 puan silme cezası olan 7-8 dosya yerine, ödenmeyen vergi ve SGK borçları yüzünden alınamayan ulusal kulüp lisansı nedeniyle 3 puan silme cezası almak tercih edilmişti. Benzer duruma düşerek 48 puan silme cezası alan Adana Demirspor’un başına gelenler de akıldan çıkartılmamalı…

Peki Başkan tüm bu sorunlarla uğraşırken o çok güvendiği teknik direktör ve futbolcular, 6 maçlık periyotta neler yaptı.

İlk 3 haftada 2 yenilgi ve bir beraberlik alarak, göreve geldiğinden beri tüm ihtiyaçlarını karşılayan, maaş ve primlerin aksatmayan, bir dediklerini ikiletmeyen, bir 2.lig takımına yurtdışı kampı sağlayan başkanlarına çok güzel teşekkür ettiler!

4 ve 5.haftalarda Karacabey ve İnegöl takımlarına 4-1’lik aynı tarifeyi uygulayan sarı- lacivertliler, tam eksiklerine rağmen düzeldiler derken, Fethiye deplasmanında inanılmaz derece kötü bir futbol sergilediler.

Fethiyespor; o güne kadar evinde maç kazanamamış, tek galibiyetini Serik deplasmanında almış buna karşın 4 kez de rakiplerine boyun eğmişti…

Ama tüm bunlara karşın, her hattıyla tel tel dökülen Ankaragücü karşısında 2 gol atarken bunu 3-4 katı kadar gol pozisyondan yararlanamamış bir oyun sergilemiş bir takım vardı sahada.

Eğer kaleci Görkem Cihan olamazsa farklı bir yenilgi kaçınılmazdı. Yine de Başkent ekibi şanslıydı ki böylesine bir mücadeleden bir puan çıkarabildi.

Evet takım kötüydü ama teknik direktör Recep Hoca da doğrusu onlardan aşağı kalır değildi. Futbolcularını bu maça konsantre edemediği gibi oyuna da müdahale edemedi. Tamam eksikler vardı. Takımın gol yükünü çeken Mervan Yusuf Yiğit de tedbir amaçlı oynatılmamıştı ama doğrusu sahada görev alanları da kaleci Görkem hariç hiç bu kadar vurdum duymaz görmemiştik. Maçın sonlarına doğru taraftarlar da sert bir şekilde tepkilerini dile getirdiler…. O derece kötüydüler yani.

Bence bu 7 haftalık performans, Başkan İlhami Alpaslan’ın beklentilerini de karşılamaktan çok uzak bir görüntü çizdi. Bu durumda morallerin bozulması normaldir.

Ancak süratle toparlanmak gerekir. Herkes üzerine düşen görevleri yapmalı, taşıdıkları formanın hakkını vermek için mücadele vermek zorunda

Çünkü sorunlar çok büyük bunun içinde başarılı olmaktan başka çare yok.