Sakın ola ki kimse suçu, hemen 88’de gol yiyen İrfan Can Eğribayat’ın hatasına bağlamaya kalkmasın…

Bu kaleci değil miydi toplanan puanlarda yaptığı kurtarışlarla takımı kurtaran hatta yenilgilerde de farkı önleyen, süper ligin en fazla kurtarışına imza atan kalecileri arasında yer alan.

Maç boyunca dünyanın önemli forvetlerine geçit vermeyen İrfan Can, gol öncesi çok önemli 4 kurtarış yaparak kalesini son ana kadar başarıyla korumada başarılı olmuştu.

Kalecilerin kaderidir, takımına inanılmaz katkı yaparken göklere çıkarılır ama bir hatalı golde yerin dibine sokulur…. Aslında yapılan hatayı da tek başına da yapmadı, kelimenin tam anlamıyla da kollektifti… Fıratcan’ın topu kaybetmesiyle başlayan atakta Batrakov, Yunus’u gördü. Bu futbolcudan pası alan Deniz Gül kale alanına girmeden yaptığı vuruşta top İrfan Can’ın ayağına çarparak ağlara gitti. Yani hata top kaybıyla başladı, rakip kale alanına gelene kadar kimse pozisyonu engellemede başarılı olamadı

Mücadeleyi baştan irdeleyelim…

Gençlerbirliği, topun kontrolunu rakibe vermeyi tercih ederek, maçın büyük bir bölümünde daha istekli ve etkili olmasına ve lider Galatasaray’dan daha fazla pozisyon üretmesine rağmen hatadan ziyaden şanssızlıktan kaynaklı bir golle kendi evinde boyun eğdi.

Oyunun başlangıcı karşılıklı ataklarla geçti. 17.dakikadan sonra Gençler baskısını artırdı ve sağlı-sollu ataklarla oyunda ağırlığını iyice artırdı… En etkili pozisyonları size şöyle bir sıralayalım; 36’da Salih Uçan’ın yakından vuruşunda Uğurcan’nın elinden direğe çarparak kornere çıktı, bir dakika sonra da Thalisson’un kafa vuruşunda top çok az farkla avuta gitti. 43’de yine Salih Uçan bomboş durumda topu ağlara gönderemedi. 52’de bu kez Tongya uygun pozisyondan yararlanamadı.

Maçın dönmesinin en büyük nedeni, teknik direktörlerin oyuna yaptığı müdahaleler oldu. Son 4 sezonun şampiyon hocası, 61’de 3 oyuncu birden oyuna soktu…. Sane’yi oyundan alarak top kayıplarını asgariye indirdi, Yunus’u Barış Alper ile değiştirerek takımı hareketlendirdi, İlkay’ı da orta sahaya koyarak işi sağlama aldı.

Peki buna karşılık belli ki bizim ligi henüz algılayamamış olan koca çınarın çiçeği burnunda hocası Bernd Storck, yaptığı değişiklerle Salih ve Tiago’yu 72’de sahadan çekerek takımı adeta frenledi… Sonra 80’de ise 3.ligden dönen ve ilk kez süper ligde yer alan genç oyuncusu Zafer Göktuğ Erdem’i “ben Galatasaray’ı tanımam” havasıyla oyuna alma cesaretini gösterdi.

Bu da Alman Hocaya pahalıya mal oldu ve liderden rahatlıkla bir puan alacağı maçtan eli boş çıktı. Yani maçı resmen yeni hoca verdi. Allah Konya maçında Gençleri korusun... Galatasaray mücadelesinde bunları yapan, Konya deplasmanında kim bilir ne neler neler yapar.

Ben, Metin Diyadin’in ayarları ile oynayarak gitmesine neden olan Başkan Arda Çakmak’ın bu maçtan önce yaptığı açıklamada “Keşke Metin Hoca'nın ayrılığı olmasaydı” diyerek timsah gözyaşını dökmesine bir anlam veremedim doğrusu…

Al sana ayağını kaydırdığın Diyadin’in yerine getirdiğin hocanın marifetini… İstediğin kadar “ben onu göndermedim, o gitti” diyerek bu işten sıyrılamazsın.

Şunu iyi bil ki camiada herkes gerçeği biliyor.