Sosyal medya hepimizin hayatını etkileyen önemli unsurlardan biri. Sosyal medyada içerik üreticilerinden biri olan Defne Emiroğlu ile çarpıcı animasyon ve içeriklerini nasıl ürettiğini konuştuk. Binlerce takipçisi olan Emiroğlu, ilham kaynaklarının genel olarak insanlar olduğunu belirterek, “Gözlem için doğmuşum diye düşünüyorum bazen. Her yerde çok gözlem yaparım insanlar üzerinde Sosyal medyada yorum okuyucusuyum. Nasıl tetiklendikleri, nelere kızdıkları, nasıl manipüle oldukları, dertlerini ve üzüntülerini dile getirişleri, çatışmaları uzun uzun inceliyorum bunun bana çok şey kattığını düşünüyorum. Bütün bu konularla ilgili anime karakterimi bazen konuşturuyorum, bazen de şarkılar yapıyorum.” dedi.
İçeriklerinde toplumsal sorunlara değinen Emiroğlu, “Toplumsal konularda o anda olanın üzerinden ya bir linç ya da övgü şeklinde ortaya çıkan tepkilerin bir işe yaramadığını düşünüyorum. Daha geniş bakmak, olan şey her ne ise zamanı geriye sarıp buraya aslında neden geldiğimizi anlamak önemli. Bunu yapmadığımızda aynı döngünün içinde kalıyoruz” diye konuştu.
Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz ?
Ben Little Deffy'nin yaratıcısıyım, belki bizzat kendisiyim. Sanırım alter egomun (Latince’de diğer ben) animasyonunu yarattım. İçimde cır cır konuşan bir karakter vardı, onu yarattım. Önemli olan şey o.
Üretimlerinizde birçok tema kullanıyorsunuz (siyaset, sanat, müzik, burç gibi) ancak, en çok da kadınların toplumsal baskıya bir karşı duruş görüyorum, bu konuyu detaylandırır mısınız?
Her şeye o andaki haliyle bakmayı istemiyorum. Toplumsal konularda o andaki olayın üzerinden ya bir linç ya da övgü şeklinde ortaya çıkan tepkilerin bir işe yaramadığını düşünüyorum. Bence daha geniş bakmak, olan şey her ne ise zamanı geriye sarıp buraya aslında neden geldiğimizi anlamak önemli. Bunu yapmadığımızda aynı döngünün içinde kalıyoruz. Sürekli aynı yere açılan boyut kapısı gibi. Bana bir yandan da komik geliyor. Dertlendiğimiz, kızdığımız ve eleştirdiğimiz şeylerin nasıl o hale geldiğini tam olarak anlamadan çözüme bir katkımız olmaz. Dramalar içinde boğulmak çok yorucu, en küçük bir olayda bile buraya nasıl geldik demeden bir şeyi değiştirmek mümkün değil, toplumsal olaylarda da insanlar suçu başkasına atma eğiliminde, elbette suçlu birileri vardır ama bence önemli olan bağıra bağıra gelen suçların tekrarında toplumun ne kadar payı olduğunu bilmek. Özellikle kadına ve çocuğa şiddet olaylarında toplumda çok ses çıkıyor, çıkmalı da, lanetler okunuyor, yargıya sesleniliyor. Bunlar olmalı. Ama çekirdeğe inmek lazım. Bu suç neden işleniyor? Gerçekten artıyor mu? Bu suçun cezaları azsa neden az? Suçun zeminini oluşturan bazı kavramların, suçun ortaya çıktığı onu lanetleyenlerin de bakış açısı olduğunu gördüğüm çok oldu. Kadına şiddet meselesi önemli bir konu. Bir tek bizim ülkemizde değil, dünyada da bir sorun. Peki kadınlar sadece kadın oldukları için bu suça zemin oluşturan sebeplerden muaf mı? Kadına atfedilen kavramlar üzerinden kadına düşman bir dille yaklaşan kadınlar yok mu? Elbette var. O halde sorun sadece suçu işleyen de değil, bu suçları işlerken gittiği yolun doğru yol olduğunu onaylayan toplumun bizzat kendisi. Her konuya genelde böyle bakmaya çalışıyorum. Aksi takdirde sürekli acı ve onun tekrarı dışında elimizde bir şey kalmıyor. Sorumluluğu üzerimize almamız lazım. Bir toplum, katilleri, suça sürüklenen çocukları, kadına şiddeti, yolsuzluk, hırsızlık gibi suçları üretiyorsa, buraya nasıl geldiğini görmeden, bu sorunları nasıl düzeltecek? Buna ne mahkemeler ne de hapishaneler yeter. Suçtan tamamen arınamayız elbette ama toplum kendi içinde olan eğitim, ahlak yapısı, düşünce sisteminde kör noktaları düzelterek çok şeyi değiştirebilir, azaltabilir. Suçtan sonraki sorunlarda zaten toplumun kendi seçimleri, kendi onayları ile olmuştur.
ANİMASYONLU MÜZİK
Animasyonlu müzikler yapma fikri nasıl ortaya çıktı? Bu tarzı seçmenizdeki en büyük motivasyonunuz neydi?
5 sene evvel metaverse ile ilgili çok makale okumuştum, çok fazla video izledim. Müziği çok severim. Şarkı sözleri yazıyordum. Bir çok müzisyen arkadaşımdan yardım istedim. Ya sözleri beğenmediler ya da ciddiye almadılar ya da belki bir şey üretmek içlerinden gelmedi bilmiyorum. He he dediler beni başlarından savdılar. Animasyon fikrimi de dijitalde birçok arkadaşıma anlatmıştım. Çok zor dediler geçtiler. Oysa o sırada teknoloji ve dijital alan yeni yeni gelişiyor ve hızla yeni bir çok program çıkıyordu. Kimse bana yardım etmeyince kendim yapmaya başladım. Kendi başıma çok eğlendim, ben eğleniyorsam başka birileri de benim gibi eğlenir deyip sosyal medyada paylaşmaya başladım. Zaman geçtikçe de yol aldı. Devasa bir şey değil elbette ama eğlenceli. Aslında "ya baksana çok komik bir şey yaptım" diyerek bir arkadaşıma göndermemle başladı...
İlham kaynaklarınız kimler ya da neler?
İnsanlar. Gözlem için doğmuşum diye düşünüyorum bazen. Her yerde çok gözlem yaparım insanlar üzerinde Sosyal medyada yorum okuyucusuyum. Nasıl tetiklendikleri, nelere kızdıkları, nasıl manipüle oldukları, dertlerini ve üzüntülerini dile getirişleri, çatışmaları uzun uzun inceliyorum bunun bana çok şey kattığını düşünüyorum.
Hem müzik hem de görsel sanatlar açısından sizi en çok etkileyen sanatçılar kimler?
Bizim türkülerimizi çok severim. Kenny Dorham'ı çok severim, genelde blog yazarken onu dinlerim. Bu arada takıntılı şekilde Fish in Birdcage dinleyicisiyim. Hayatta azılı bir şekilde tek kişiye hayran oldum o da Eminem. Kelimelere hakimiyetine hayranım. Marc Chagall ve Nuri İyem'e hayranım. Çocukken gittiğim sergide Nuri İyem'in tablosunu görmüştüm, aklıma kazınmıştı. Çok küçük yaşlardan beri resim yapıyorum zaten, mesleğimin de bu olacağını sanmıştım. Okuma yazma öğrendiğimden beri de yazı yazıyorum. Ayrıca kırık dökük eşyalardan bozulmuş manken kafaları ve eski eşyaları kullanarak yaptığım "Kafalar" serim var. Aslında çöp sandıklarımızın sanata dönebileceğini göstermek istediğim çok idealist bir yaklaşımdı. Çok az insanın ilgisini çekti ama yine de çok seviyorum onları. Devam ediyorum, belki birilerine ilham olur diye 50 heykelim olunca sergi açacağım. Açıkçası insanların da sanatı sevdiğini düşünmüyorum, ilgilenmeleri bazen statü meselesinden gibi geliyor bana. Sanatı daha elit saydığından insanlar bazen kendilerini ilişkilendiriyorlar. Bu sebeple insanların popüler olan sahne gösterileri, oyunlara ilgileri daha çok oluyor. Bu hiç olmamasından iyi ama bazen popüler olan vasat ve vasatın altında da kalıyor. Bu nedenle de bir yandan tehlikeli...
Bir şarkıyı üretirken mi yoksa animasyonu oluştururken mi daha çok zorlanıyorsunuz? Hangi süreç daha çok zaman alıyor?
Hiç zorlanmıyorum. Sadece teknik işler uzun sürüyor. Bir şeyi yapmaya başladığımda ne yapacağımı biliyorum. Her şeyi önce zihnimde görüyorum, bazen bir kelime, bazen şahit olduğum bir olay, bazen okuduğum bir cümle aklıma bir örüntü getiriyor. Oturup ilham gelmesini beklediğim bir an yok. Çünkü bu benim için görev değil, sevdiğim için yapıyorum, yapmasam yaşayamam yani üretmezsem yaşayamayacak bir insanım. Ürettiğimi yüzlerce kişi beğenmiş, beğenmemiş, binlerce kişi beğenmiş bunlar önemli değil. Motivasyonum kendimim.
Bir animasyonlu şarkıyı ya da içeriği tamamlamak genellikle ne kadar sürüyor? Fikir aşamasından paylaşım aşamasına kadar nasıl bir süreç izliyorsun?
Müzik olduğunda çatısını oluşturuyorum. 1-2 gün sürüyor. Sonra yaptığım şeye ilgimi kaybedebiliyorum bırakıyorum. Eğer çok didiklersem bozuyorum. Her şey yolunda giderse bir haftada bitiyor.
Bu üretimleri hangi programlarla yapıyorsunuz? Üretim sürecinde en çok hangi teknikleri kullanıyorsun?
O kadar çok program kullanıyorum ki. Bazen şimdi ne yapacaktım diye aklım karışıyor. Çalışırken, bilgisayar bir sürü kablo, mikrofonlar, birbirine bağlanmış telefonlar, tabletler, yanımda davul, djembe, hepsinin ortasında ben.
MÜZİK VE GÖRSEL BİLEŞİM
Müzik ve görsel birleşimi konusunda en çok dikkat ettiğiniz şeyler neler? İzleyiciye nasıl bir his veya deneyim sunmak istiyorsun?
İzleyiciyi hiç düşünmüyorum. Sosyal medyada bunu düşündüğümde işin içinden çıkamam. Aklıma geleni yapıyorum. Aksi çok yapmacık olur. İzleyicinin beğendiği ile benim beğendiğim arasında bazen uçurumlar var, sosyal medyada çok beğenilen, izlenme sayısı milyonları aşmış içeriklerin bazılarını hiç beğenmiyorum ama insanlar beğeniyor. Benden ne çıkıyorsa onu paylaşıyorum. İzleyenlerden bir kısmını çok, bir kısmını az, bir kısmını hiç beğenmiyor. Ama onların beğenmediklerini de ben sevdiğim için yine yapmaya devam ediyorum.
Bağımsız bir sanatçı olarak içerik üretmek konusunda karşılaştığınız en büyük zorluk ne?
Şu anda bir zorlukla karşılaşmıyorum ama herhalde karşılaşsam en büyük zorluk maddi zorluk olurdu. Çünkü kullandığım her şey ücrete tabi ve ben yayınladığım hiçbir şeyden para kazanmıyorum. Bütçem olmasa yapmam mümkün değil. Yine başka bir yol bulurdum herhalde. Bir şey üretmeyi kafaya koyduğunda bir şekilde onu üretiyorsun. Yaratıcı insanların tek sorunu bu oluyor çoğunlukla, ne üretirsen üret muhakkak bazı malzemelere ihtiyacın var. Üretmek senin içinden gelen bir şey. bunu yapmamak çok berbat bir his. Ressam arkadaşlarımdan biliyorum, o malzemelere ulaşamadığında hasta gibi hissedersin.
İlerleyen zamanlarda bu tarzı daha da geliştirmek gibi planlarınız var mı? Mesela interaktif animasyonlar, daha uzun hikayeler içeren projeler veya başka bir format denemek gibi?
Little Deffy ile belgesel çekiyorum. Becerebilecek miyim bilmiyorum, zorluyor şu anda beni. Bağdat Caddesi belgeseli çekiyorum ama bitirir miyim, becerir miyim, bittiğinde bir şeye benzer mi emin değilim. Onu sokaklarda yürütüyorum. konuşturuyorum, tarihi bilgiler veriyor. bir tiyatro oyunu yazmıştım, gel gör ki bunu bir yerlere göndermek sahnelenmesini sağlamak çok zor. Gönderdim bir yerlere, cevap vermeye bile yeltenmiyor insanlar. Ya da diyor ki gel sahnele, ekibi kur. Ben anlamam bir oyun nasıl sahneye koyulur, yazmışım sadece. Tanıdıklar olacak, onlar sana evet diyecek, bir sürü iş. Bu işlerin de tekeli var. Onu animasyonla yapmak istiyorum. İnteraktif bir şey yapmakla ilgili hiç bir niyetim yok. En azından animasyonla.
Kendi sanat tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Bir tarzım var mı açıkçası bilmiyorum. Çok spontane yapıyorum her şeyi. Bazı fikirlerim var görsel ya da sahne sanatlarıyla ilgilenen arkadaşlarım var, anlatıyorum, olmaz diyorlar. Bana göre olur mesela. Niye her şey sürekli aynı şekilde olmak zorunda? Bu bana uygun değil.
Sanatınla insanlara ne hissettirmek istiyorsunuz? Onlardan nasıl geri dönüşler almak sizi mutlu ediyor?
Son 2 ayda herhalde binlerce kadın bana mesaj yazdı. En çok hoşuma giden izlediklerinde keyif almaları, çok güldüklerini söylemeleri ve birçok konuda hiç düşünmedikleri şeyleri düşünmelerini sağlamış olmam. Bu bana yetiyor.
Sosyal medya platformları sanatçılar için büyük bir vitrin haline geldi. Bu durumun avantajları ve dezavantajları sizce neler?
Sosyal medya olmasa benden kimin haberi olacaktı, bu doğru. Ancak sosyal medya platformları bedava. Bedava olan değersiz de oluyor. hiç bir bedel ödemediğin kısacık videonun gerçek değerini anlaman mümkün değil. Yaptığın şeyler dakikasında çalınabiliyor. Bana mesaj atıp şarkıları bedava indireceğimiz bir platform var mı diye soruyorlar... Bizim halkın bu açık sözlülüğüne de hayranım. Çünkü Spotify ya da Youtube Music'e para ödemek istemiyor, bedava kullanımda reklam izlemek ya da dinlemek istemiyor. Sosyal medyada çok açık haldesin, övgü dolu mesaj yazanlar olduğu kadar hakaret edenler de var. Bunlarla uğraşmak bir mesai, açıkçası uğraşmıyorum. Ama benimle iletişime geçen herkese cevap veriyorum. Geçenlerde genç bir kız bana "İlk defa bir influencer'ın cevap verdiğini gördüm" yazıp teşekkür etmiş. Ben influencer değilim dedim. Sosyal medya bizi nelere alıştırıyor. Cevap veriyorum, çünkü değer görmüş fikrini yazmış, değer görmüş benim yaptığım videoyu izlemiş, değer görmüş arkadaşlarına göndermiş. Nezaketin ve takdirin insana zararı olmaz ve asla cevapsız bırakmamaya çalışıyorum. Zor oluyor, bazen geç kalıyorum, çok mesaj geliyor ama artık beni anladılar bence (Gülümsüyor). Sosyal medyaya fazla güvenmemek lazım. 3 gün sonra da unutulur gidersin, motivasyona etkisi olsa da, insan içten gelen motivasyonunu kaybetmemeli. Hep şöyle bakıyorum, yaptıklarımı ben sevdiğim için yapıyorum ve benim gibi bunu sevenler var, 3 gün sonra sevmeyebilirler ya da daha çok kişi sevebilir ama bu hiç bir zaman benim ne yaparken mutlu olduğum gerçeğini değiştirmez. Aslında üreten olarak sen de sosyal medya platformunun bir çalışanısın. Herkes paylaşmayı bıraksa ne işe yarayacak bu uygulamalar... Hepsinin algoritmasını çözmek ve tam çözdüğünde yaptıkları güncellemelerle öğrendiğin her şeyi bir daha öğrenmek zorundasın. Yine de tam başarı garanti değil. Dikkat etmeye çalışıyorum, Deffy'nin hatırına (gülümsüyor) ama çok da umurumda değil açıkçası. Belki aynı zamanda gelir sağlayan bir iş olsaydı daha başka türlü bakabilirdim, şu an için çok önemli değil.