“Sanat, benim için sadece bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı.” diyen modern ve çağdaş sanatın en özgün isimlerinden Gülbuğ Mukaddes Kılınç, “Her yeni proje, beni daha da heyecanlandırıyor ve yaratıcılığımı besliyor. Sanat, benim için sürekli bir keşif ve öğrenme süreci. Farklı disiplinlerdeki sanatçılarla işbirliği yaparak disiplinler arası projeler üretmeye de önem veriyorum.” diye ifade ediyor.
• Gülbuğ Mukaddes Kılınç kimdir?
1987 Ankara doğumluyum. Lisans eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde tamamladım. Lisans eğitimim süresince ve sonrasında sponsorlu olarak çalışmalarımı sürdürdüm. Birçok yarışmaya katılarak dereceler aldım. İki kişisel sergi açtım ve kırktan fazla karma sergide yer aldım.
Türkiye'nin dört bir yanında canlı performanslar sergileyerek insanlarla etkileşimde bulundum. 2010 yılında Goethe Enstitüsü'nün düzenlediği, Alman sanatçı SuzanneJaschko’ nun (Kuratör) eğitimi programına seçildim. Aynı yıl, Moldova’nın başkenti Chisinau şehrinde düzenlenen çalıştaya davet edildim. Uluslararası arenada sanatımı sergileme fırsatı bulmak da benim için çok değerliydi. Şu anda Hacı Bayramı Veli Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimime devam ediyorum ve Ankara'daki atölyemde yeni projelerim üzerinde çalışıyorum.
Sanat, benim için sadece bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı. Atölyemde geçirdiğim her an, yeni fikirlerin ve duyguların tuvale yansıdığı, yaratıcılığımın sınırlarını zorladığım bir yolculuk. Sanatseverlerle buluşmak, onların eserlerimle kurduğu bağı görmek beni her zaman çok heyecanlandırıyor. Sanatın birleştirici gücüne inanıyorum ve eserlerimle insanlara ilham vermeyi, onların dünyasına yeni pencereler açmayı umuyorum.
•Çizgilerle olan hikayeniz nedir? Resim sanatına sizi hangi angajmanlar çekti? Siz mi resmin peşinden giderek buluştunuz, resim mi sizi buldu?
Benim için resim, sadece bir hobi veya meslek değil, aynı zamanda kendimi ifade etme, dünyayı anlama ve onunla bağlantı kurma biçimi doğrusu. Çocukluğumdan beri çizim yapmaya büyük bir ilgi duydum. Elime geçen her kağıt parçasını karalamak, hayal gücümü çizgilerle ifade etmek benim için büyük bir keyifti. Ancak resim sanatına olan gerçek tutkum, lise yıllarımda aldığım resim dersleriyle başladı. O dönemde, resmin sadece bir çizim becerisi olmadığını, aynı zamanda bir duygu, düşünce ve hikaye anlatma aracı olduğunu keşfettim.
Resim sanatıyla buluşmam, ne benim onu bulmam ne de onun beni bulması şeklinde gerçekleşti. Aslında bu, ikimizin de birbirimize doğru attığı adımlarla oluşan bir buluşma oldu. Ben, resim sanatının büyülü dünyasına adım attıkça, o da bana kendini daha fazla açtı. Her yeni teknik, her yeni renk, her yeni konu, resim sanatının derinliklerine doğru yaptığım bir keşif yolculuğu oldu.
“HER RESMİMDE FARKLI BİR DUYGUSAL YOLCULUĞA ÇIKIYORUM”
•Her ressamın bir imzası, üslubu var. Siz kendi tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Resim sanatına başladığımdan beri tarzım sürekli bir değişim ve gelişim içinde oldu. Farklı teknikler denedim, farklı sanat akımlarını inceledim ve kendi iç dünyamda sürekli bir yolculuğa çıktım. Bu süreçte, kendi tarzımı bulmak için birçok deneme yanılma yaşadım. Ancak her deneme, beni kendi özgün ifade biçimime bir adım daha yaklaştırdı. Resimlerimde duygusal ifade benim için çok önemli. Çizgilerim, renklerim ve kompozisyonlarım aracılığıyla izleyiciye bir duygu aktarmayı hedefliyorum. Her resmimde farklı bir duygusal yolculuğa çıkıyorum.
Tarzım, soyut ve figüratif unsurların bir araya geldiği bir harman olarak tanımlanabilir. Bazen gerçekçi figürleri soyut arka planlarla birleştiriyor, bazen de soyut formları figüratif detaylarla zenginleştiriyorum. Bu sayede, izleyiciye hem tanıdık hem de sürprizlerle dolu bir görsel deneyim sunuyorum.
“HER RENGİN KENDİNE ÖZGÜ BİR DİLİ VE ANLAMI VAR”
•Eserlerinizde yaşamı sorguluyorsunuz ve renkler de size hizmet ediyor. Renklere olan bu tutkunun kaynağı nedir? Neler gizli renklerinizde?
Renkler, benim için sadece görsel bir unsur değil, aynı zamanda bir ifade aracı, bir hikaye anlatıcı ve bir duygu taşıyıcısı. Renkler aracılığı ile resmettiğim toplumsal konuları birazda olsa yumuşattığımı düşünüyorum. Her rengin kendine özgü bir dili ve anlamı vardır. Sembolik olarak kahverenginin topraktan gelen insanın varlığını temsil ettiğini düşünüyorum. Çok renkli resimlerimin ise hayatın acı gerçeği olan konuları, birazda olsa yumuşatma çabası ile ironik hale geldiğini düşünüyorum. Resimlerimde, renklerin bu gücünü kullanarak, izleyiciyle derin bir bağ kurmayı, onların ruhuna hitap edebileceğini düşündüğüm renklerle vermeye çalışıyorum. Yine onlara ait duygu durumlarını, kendilerinden bir parça bulmalarını ve empati kurmalarını hedefliyorum.
•Eserlerinizde diğer resim çalışmalarından farklı olarak renk işçiliği ve doku çalışması titizliği dikkat çekiyor. Çağdaş resim sanatında kendi resminizi nasıl bir yerde görüyorsunuz?
Çağdaş resim sanatı, sürekli bir değişim ve gelişim içinde. Ben de bu değişime ayak uydurarak, kendimi sürekli geliştiriyorum. Farklı teknikler deniyor, farklı malzemelerle çalışıyor ve kendi sınırlarımı zorluyorum. Çağdaş resim sanatında kendi yerimi, sürekli bir arayış içinde olan, özgün ifade biçimiyle izleyiciyle iletişim kurmayı hedefleyen bir sanatçı olarak görüyorum.
•Kullanacağınız malzemeler ve boya çeşitleri neye göre şekilleniyor?
Resimlerimde kullandığım malzemeler ve boya çeşitleri, eserlerimin karakterini ve ifade gücünü doğrudan etkileyen önemli unsurlardır. Bu seçimler, hem teknik hem de estetik kaygılarla şekilleniyor doğrusu. Tuvalin dokusu, boyanın tuvale tutunma şeklini ve resmin dokusal etkisini belirliyor. Bazen pürüzlü, bazen pürüzsüz tuval kullanarak farklı lekeseletkiler yaratıyorum. Tuvalin ebatı ve şekli, kompozisyonumu ve anlatmak istediğim hikayeyi belirliyor. Fırçaların kıl yapısı, boyanın tuvale uygulanma şeklini ve çizgi karakterini belirliyor. Kısacası, kullanacağım malzemeler ve boya çeşitleri, resmin teması, boyutu ve atmosferine göre şekilleniyor. Farklı malzemeleri ve boya çeşitlerini bir araya getirerek, kendi özgün ifade biçimimi oluşturuyorum.
“TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİ, KADIN SANATÇILARIN KARİYERLERİNİ OLUMSUZ ETKİLİYEBİLİYOR”
•Sanat dünyasında kadın olarak var olmak konusunda ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz? Kadın sanatçılar neden görmezden geliniyor?
Kadın sanatçı olarak birçok zorlukların üstesinden azmim, sabrım ve duruşum sayesinde geldiğimi düşünüyorum. Birçok süreçten geldiğim bu yolculukta annelik kavramının kadın sanatçıların ortak konusu olduğunu gördüğüm için bu konu üzerinde durmak istiyorum.
Toplumsal cinsiyet rolleri, kadın sanatçıların kariyerlerini olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle annelik gibi sorumluluklar, kadın sanatçıların çalışma saatlerini ve üretkenliklerini kısıtlayabiliyor. Toplumda, annelerin öncelikle çocuklarına bakması gerektiği yönünde yaygın bir inanış var. Bu durum, kadın sanatçıların kariyerlerine odaklanmalarını zorlaştırabiliyor ve suçluluk duygusu yaşamalarına neden olabiliyor. Kadın sanatçıların üretimde süreklilik sağlayamamalarının temel sebebi, annelikle birlikte gelen sorumluluklar nedeniyle üretkenliklerine ara vermek zorunda kalmalarından kaynaklanıyor. Kadınların üretimde devamlılığının sağlanması ve anne olmanın üretkenliğe engel olmaması için, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde çaba gösterilmesi gerekiyor. Sanat galerileri, müzeler ve sanat kurumları, kadın sanatçıların eserlerini sergileme ve tanıtma konusunda daha aktif rol almalı ki bizlerde var olalım.
•Sanat ve tasarım ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sanat ve tasarım ortamı, sürekli evrilen ve değişen bir yapıya sahiptir. Teknolojik gelişmeler, kültürel etkileşimler ve toplumsal değişimler, bu ortamı şekillendiren temel faktörlerdir.Son yıllarda, Türkiye'de çağdaş sanat ve tasarım alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Uluslararası etkinlikler, sergiler ve festivaller, Türkiye'nin sanat ve tasarım dünyasındaki görünürlüğünü artırmaktadır. Şehirlerin ve bölgelerin kimliğini oluşturmada önemli bir rol oynamaktadır. Artankara da bunun en iyi örneklerinden. Her yıl geleneksel hale gelen Artankara Çağdaş Sanat Fuarının Ankara’ya çok şey kattığını düşünüyorum. Ziyaretçilerin başının döndüğü bu fuarda, farklı kültürlerden gelen insanları, sanatı ve sanatçıyı bir araya getiren bu fuarlar kapsayıcı bir yapıya sahiptir. Bu çeşitlilik zengin ve dinamik bir yaratıcı ortamın oluşmasına katkıda bulunmaktadır.Türkiye'deki sanat ve tasarım ortamının daha da gelişmesi için, eğitim, destek mekanizmaları ve uluslararası işbirliklerinin güçlendirilmesi önemlidir.
•Çalışmalarınızı yaparken hangi sanatçılar sizi etkiliyor?
Çalışmalarımı yaparken beni etkileyen pek çok sanatçı ve akım var. Her dönemin ve her coğrafyanın kendine özgü bir güzelliği ve derinliği olduğuna inanıyorum. Bu nedenle, farklı dönemlerden ve tarzlardan sanatçılardan ilham alıyorum.
“EN BÜYÜK PROJEM ‘EKMEK KAVGASI’ ADINI VERDİĞİM BİR RESİM SERİSİ”
•Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz yeni bir proje veya sergi var mı?
Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğüm birkaç heyecan verici proje ve sergi var. Şu anda üzerinde çalıştığım en büyük proje, "Ekmek Kavgası" adını verdiğim bir resim serisi. Bu seride, iç dünyamdaki duyguları ve düşünceleri figürler aracılığıyla ifade ediyorum. Renklerin ve formların özgürce dans ettiği, izleyiciyi kendi içsel yolculuğuna çıkaran bir dünya yaratmayı hedefliyorum. Bu seriyi her hafta İstanbul Kadıköy’de bulunan Kaş Sanat Galerisinde sanatseverlerle buluşturuyorum. Önümüzdeki aylarda 2025 yılı Artcontact İstanbul sanat fuarında bu seri ile yerimi almayı düşünüyorum.
Sanat, benim için sürekli bir keşif ve öğrenme süreci. Her yeni proje, beni daha da heyecanlandırıyor ve yaratıcılığımı besliyor. Farklı disiplinlerdeki sanatçılarla işbirliği yaparak disiplinler arası projeler üretmeye de önem veriyorum. Yakın zamanda, Almanya’dan Türkiye’ye davet edilen sanatçılar ile 7’nci Alaçatı Sanat Çalıştayı’nda bir araya geleceğiz. Şu an ise sırasını bekleyen birçok projenin alt yapısı ile uğraşıyorum. Sanatseverlerle buluşmak, onların eserlerimle kurduğu bağı görmek, benim için en büyük motivasyon kaynağı.