Ebru APALAK

Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOÇA), yürüttüğü “Çocuğun İyi Olma Hâli İstanbul Araştırması”nın bulgularını kamuoyuna duyurdu. Araştırma için İstanbul’un 100 mahallesinde, 803 hanede 12-18 yaş aralığındaki çocuklar ve ebeveynleri ile yüz yüze görüşüldü. Görüşülen çocukların yüzde 49’unu 11-14, yüzde 51’ini ise 15-18 yaş arasındaki çocuklardan oluşturduğu araştırma, sosyoekonomik statüsü düşük olan çocukların yaşamdan memnuniyetinin azaldığını ortaya koydu.

Görüşme yapılan çocukların yüzde 53’ü oğlan, %47’si ise kız çocuğu olan araştırmada çocukların üstün yararını destekleyecek politikaların geliştirilmesi hedefiyle yapılan araştırmaya göre, çocukların yüzde 90’ı aile bireylerinin başına kötü bir şey gelmesinden, yüzde 62’si ebeveynlerinin işsiz kalmasından, yüzde 59’u derslerde başarısız olmaktan, yüzde 57’si ise ekonominin durumundan kaygılanıyor.

Araştırma, çocukların iyi olma durumunu “maddi durum”, “sağlık”, “eğitim”, “risk ve güvenlik”, “barınma ve çevre”, “katılım” ve “ilişkiler” başlıkları altında ele aldı.

ÇOCUKLARIN EKONOMİK KAYGILARI VAR

Çocukların yaşamdan memnuniyetine dair verileri ortaya koyan araştırmaya göre, ailelerin sosyoekonomik statüsü düştükçe çocukların yaşamdan memnuniyeti de azalıyor. Orta ve yüksek sosyoekonomik statüye sahip
çocukların yaşamlarından memnuniyet oranı yüzde 70 iken, bu oran en düşük sosyoekonomik statüye sahip çocuklarda yüzde 47’ye düşüyor. Araştırma kapsamında görüşülen çocukların üçte ikisi yaşamlarından memnun olduğunu kaydetti.
Araştırma bulguları, çocuklar arasında endişenin yaygın olduğuna dikkat çekti. Buna göre çocukların yüzde 90’ı aile bireylerinin başına kötü bir şey gelmesinden, yüzde 62’si ebeveynlerinin işsiz kalmasından,
yüzde 59’u derslerde başarısız olmaktan, yüzde 57’si ekonominin durumundan kaygı duyuyor. Düşük sosyoekonomik statüye sahip çocuklar arkadaşsız kalmak, taşınmak zorunda kalmak, okuldan
ayrılmaktan endişelenirken, orta ve yüksek sosyoekonomik statüdeki çocuklarda derslerde ve sınavlarda başarısız olma kaygısı dikkat çekti.
Araştırma, ekonomik krizin dar gelirli aileleri daha olumsuz etkilediğini ortaya koydu. Buna dair birçok verinin bulunduğu araştırmada “Ekonomik kriz en kırılgan aileleri daha olumsuz etkilemiş durumda. Kriz döneminde bankalardan ya da yakın çevreden borç alma yaygın bir davranış, en düşük sosyoekonomik statüye sahip ailelerin yarısına yakını bu dönemde borç almış. Ödemelerini geciktirenlerin oranı yüzde 43, en yüksek kategoride bu oran yüzde 16 civarında. En düşük sosyoekonomik statüye sahip ailelerin üçte birinde aileden birisi işsiz kalmış, yüzde 29’u sahip olduğu eşyaları satmış” ifadeleri kullanıldı. Araştırmaya göre, düşük sosyoekonomik statüdeki aileler çocuklarının gereksinimlerini karşılamakta zorlanıyor. Bu ailelerin üçte biri okul gezisi ve benzeri etkinlikleri, yüzde 27’si özel ders/dershane gibi masrafları karşılayamadığını kayda geçirdi. Kırtasiye ve okul masraflarını karşılayamadığını dile getiren ebeveynlerin oranı ise
yüzde 15’in üzerinde.

KIRMIZI ET TÜKETİM ORANINDA YAKLAŞIK İKİ KAT FARK VAR

Çocukların bazı gıdaları tüketme sıklığı ile ilgili verilerin yer aldığı araştırmaya göre süt ürünleri tüm gelir gruplarında tüketiliyor. Yüksek ve düşük gelir grupları arasında haftada iki kez ve daha sık kırmızı et tüketim oranında yaklaşık iki kat fark olduğu ortaya çıktı. Düşük sosyoekonomik gruptaki çocukların balık tüketiminde haftada iki defa ve daha fazla tüketim oranı yüzde 2’ye kadar düştü.

“SOSYOEKONOMİK STATÜ AZALDIKÇA ÇOCUĞUN YAŞADIĞI EVDEN MEMNUNİYETSİZLİĞİ ARTIYOR”

Araştırma, çocukların ev yaşamı hakkında da bilgi verdi. Buna göre, sosyoekonomik statü azaldıkça çocuğun yaşadığı evden memnuniyetsizliği de artıyor. Orta ve yüksek sosyoekonomik statüdeki çocuklarda bu memnuniyet oranı yüzde 75 iken, düşük sosyoekonomik statüdeki çocuklarda bu oran yüzde 46’ya iniyor. Düşük gelir grubunda tek başına kalabileceği odası olan çocuk oranı yüzde 31 iken, aynı gelir grubunda odasını başka biriyle paylaşan çocukların oranı yüzde 52 seviyesinde.

Çocukların ailelerine ev işlerinde yardım etmelerindeki farklılık toplumsal cinsiyet ve sosyoekonomik statü farklarının olduğu araştırmada ortaya çıktı. Kız çocuklarının oğlan çocuklarına göre, düşük sosyoekonomik statüdeki çocukların da diğer çocuklara göre ev işlerine daha fazla katıldığı gözlemlendi.


OKULA KAYITLI ÇOCUK ORANI, 2009’A GÖRE ARTTI

 

Eğitim ve okul ortamına dair verilerin bulunduğu araştırma, araştırma ekibinin on dört yıl önce yürüttüğü çalışmanın sonuçlarıyla karşılaştırıldığında okula kayıtlı çocuk oranında artış gözlendi. Buna göre 15-18 yaş aralığındaki oğlan çocuklar arasında herhangi bir okula kayıtlı olanların oranı yüzde 70’den yüzde 90’a;
aynı yaş dilimindeki kız çocuklarında ise bu oran yüzde 77’den yüzde 96’ya yükseldi. Araştırmaya dahil olan çocuklar arasında okula kayıtlı olmayan çocukların tamamının en düşük sosyoekonomik statüdeki ailelerin çocukları olduğu, kayıtlı olmayan 28 çocuğun 27’sinin en düşük sosyoekonomik statüde olduğu belirtildi.

Çocukların yüzde 93’ü okula devam etmek istediğini, çocukların yüzde 3’ü, düşük sosyoekonomik statüdeki çocukların ise yüzde 6’sı ise herhangi bir sebepten dolayı okulu bırakmak istediğini kaydetti. Okulu bırakmak isteyen çocukların yüzde 34’ü kimi zaman dersleri izlemekte zorlandıklarını aktardı.

İstanbul’daki okulların sağladığı fiziksel olanakların niteliğinin iyi olduğunu gösteren araştırmaya göre okulların yüzde 94’ünde dijital öğrenim için gerekli altyapı mevcut. Spor salonu ya da bahçeye sahip okulların oranı yüzde 82. “Okullarda boş geçen derslerin az olduğunu ve ısınma sorunu olmadığını da görüyoruz” denilen araştırma bulgularında, verilerin çocukların sosyoekonomik statüleriyle okulların sağladıkları imkânlar arasında bir ilişki olduğunu gösterdi. En düşük sosyoekonomik statüdeki çocukların okuduğu okullarda fiziksel altyapının eksik ve temizlik sorununun olduğunun çocukların aktardığı kayda geçirildi.
ÇOCUKLAR BOŞ VAKİTLERİNDE NELER YAPIYOR?

Çocukların boş vakitlerini nasıl değerlendiklerine ilişkin bulguların yer aldığı araştırmaya göre, çocukların boş zamanlarında televizyon izleme oranı yüksek çıktı. Araştırmaya göre çocukların yüzde 91’i her gün en az bir kez sosyal medya kullanıyor. Bu oran, düşük sosyoekonomik statüdeki çocuklarda yüzde 83’e düşüyor. Yüksek sosyoekonomik statüdeki çocuklar ağırlıklı olarak WhatsApp, Instagram, Tiktok kullanmayı tercih ediyor. YouTube tüm gruplardaki çocukların ortak paydası olarak öne çıktı. Snapchat ve Discord ise düşük sosyoekonomik statüye sahip çocuklar arasında daha yaygın. Çocukların yüzde 86’sı kendilerini sosyal medya kullanırken güvende hissetse de bu oran en düşük sosyoekonomik statüdeki çocuklarda yüzde 75’e düşüyor.

Araştırma bulgularında şu ifadelere yer verildi: “Çocukların boş zamanlarını en fazla televizyon izlemek ve aileyle vakit geçirerek değerlendirdiklerini görmekteyiz. Düşük sosyoekonomik statüdeki çocuklar sosyal medyada daha sık vakit geçirirken, sinema-müze gibi faaliyetlere katılanların oranı yüksek sosyoekonomik statüde yüzde 24’e yükselmekte. Bu konuda kız ve erkek çocukları arasında da kayda değer farklar gözlemleniyor, kız çocukları aileleriyle daha fazla vakit geçirirken, erkek çocukları dışarıda oyun oynamayı tercih etmekte”

Çocukların yaz tatilleri de sosyoekonomik statülerine bağlı olarak değiştiği ifade edilen araştırmada, en düşük sosyoekonomik statüdeki çocukların üçte birinin yaz tatillerini çalışarak geçirdiği, orta sosyoekonomik statüdeki çocukların köye, memleketlerine gittikleri veya aileleriyle tatil yaptıkları kaydedildi.

Editör: Ezgi Bardakçı