Proteinli ürünler, son dönemde yalnızca spor yapanların değil, sağlıklı beslendiğini düşünen pek çok tüketicinin de alışveriş listesine giriyor. Peki, bu ürünlere yönelmek gerçekten bir ihtiyaç mı, yoksa giderek yaygınlaşan bir tüketim alışkanlığı mı? Diyetisyen Fatma Doğan, proteinin vücuttaki görevlerini ve proteinli ürünleri tercih ederken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

PROTEİN YALNIZCA KASLAR İÇİN DEĞİL
Proteinlerin vücuttaki görevlerine, kilo verme sürecindeki önemine ve günlük ihtiyacın kişiden kişiye değişmesine değinen Diyetisyen Fatma Doğan, proteinin yalnızca kas gelişimiyle sınırlı olmadığını vurguluyor:
“Proteinler vücudumuzun temel yapı taşlarından biridir. Yalnızca kaslarımız için değil, pek çok yaşamsal işlev için gereklidir. Kas dokusunun yapı ve onarımında görevlidir. Birçok enzim ve hormonun yapısına katılır. Bağışıklık sisteminde görev alan antikorların yapımında rol oynar. Büyüme ve gelişme için gereklidir.”
Yeterli protein tüketiminin kilo verme döneminde yağsız vücut kütlesinin korunmasına yardımcı olabileceğini belirten Doğan, kas gelişimi için tek başına proteinin yeterli olmadığının altını çiziyor: “Özellikle kilo verme dönemlerinde yeterli protein tüketimi, uygun direnç egzersizleriyle yağsız vücut kütlesinin korunmasına yardımcıdır. Ancak burada önemli bir ayrımı hatırlatmak isterim ki tek başına protein tüketmek kas geliştirmez. Kas gelişimi için yeterli enerji, uygun egzersiz, stres yönetimi ve uyku düzeni birlikte ele alınmalıdır.
Her bireyin protein ihtiyacı aynı değildir. Yaş, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite, kronik rahatsızlıklar, boy, cinsiyet, gebelik ve emzirme gibi pek çok etken protein ihtiyacını etkiler. Bu yüzden hekim ve diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme programları oluşturulmalıdır.”
KİMLER PROTEİNLİ ÜRÜNLERİ TERCİH EDEBİLİR?
Protein ihtiyacının bazı kişilerde artabileceğini belirten Diyetisyen Fatma Doğan, düzenli spor yapanlardan ileri yaştaki bireylere kadar farklı grupların proteinli ürünlerden hangi koşullarda yararlanabileceğini anlattı:
“Düzenli spor yapan bireylerde, özellikle direnç egzersizi yapan kişilerde protein ihtiyacı artabilir. Kilo verme sürecinde olanlarda protein, tokluk hissini destekleyebilir ve enerji kısıtlaması sırasında kas kütlesinin korunmasına yardımcı olabilir. Ancak yalnızca proteinli ürün tüketmek zayıflamayı sağlamaz.
Yoğun çalışanlar için sağlıklı bir öğün hazırlama imkânı bulunmadığında, içeriği uygun bir proteinli yoğurt veya süt pratik bir öğün alternatifi olabilir. İleri yaştaki bireylerde ise yaşla birlikte kas kütlesinde ve kas gücünde azalma görülebilir. Bu nedenle yeterli protein alımı, fiziksel aktiviteyle birlikte kas sağlığının korunması açısından önemlidir.”
PROTEİNLİ ÜRÜNLER HERKES İÇİN UYGUN DEĞİL
Proteinli ürünlerin tüketiminde bazı kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Diyetisyen Fatma Doğan, özellikle sağlık durumunun ve günlük protein ihtiyacının göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı:
“Özellikle kronik böbrek hastalığında protein gereksinimi; hastalığın evresine, ilerleyişine, diyaliz durumuna ve kişinin beslenme durumuna göre değişir. Böbrek hastalarında kontrolsüz yüksek protein tüketimi uygun değildir. Bu kişilerin mutlaka hekim ve diyetisyen tarafından multidisipliner bir yaklaşımla takip edilmesi gerekir.”
Doğan, bazı hastalıkların yanı sıra süt proteini alerjisi olanların ve günlük protein ihtiyacını karşılayan kişilerin de ürün seçiminde dikkatli olması gerektiğini belirtti:
“Fenilketonüri hastalarında fenilalanin içeren protein kaynakları kontrollü tüketilmeli ve özel olarak değerlendirilmelidir. Süt proteini alerjisi olan bireyler besin etiketlerini çok dikkatli okumalı, laktozsuz ürünlerin de süt proteini içerebileceğini unutmamalıdır. Her öğüne protein eklemek doğru değildir. Günlük protein ihtiyacını karşılayan bireylerin popülerlik uğruna ekstra protein almasına gerek yoktur.”
PROTEİNLİ ÜRÜNLER NEDEN BU KADAR POPÜLER?
Proteinli ürünlere yönelik ilginin artmasında sağlıklı yaşam anlayışının yanı sıra spor kültürü, pratik beslenme ihtiyacı, pazarlama çalışmaları ve sosyal medyanın da etkili olduğunu belirten Diyetisyen Fatma Doğan, bu ürünlerin zamanla geniş bir tüketici kitlesine ulaştığını ifade etti:
“Yüksek proteinli beslenme, geçmişte yalnızca profesyonel sporculara hitap eden bir alanken günümüzde halk arasında popüler bir sağlık trendine dönüştü. Spor kültürünün yaygınlaşması, pratik beslenme ihtiyacı ve gıda sektörünün tüketici talebine cevap vermesi de bu artışta etkili. Gıda üreticileri, tüketicilerin protein ilgisini bir pazarlama fırsatına dönüştürüyor. Sosyal medyada reklam uğruna yapılan yanlış ve eksik paylaşımlar da bireylerin tüketim alışkanlıklarını değiştirebiliyor.”
Ancak proteinli ürünlere yönelik ilginin artması, herkesin ekstra protein alması gerektiği anlamına gelmiyor. Doğan, dengeli beslenen ve ek protein gereksinimi bulunmayan kişilerin yalnızca popülerlik nedeniyle bu ürünlere yönelmesine gerek olmadığını belirtti:
“Beslenme alışkanlıklarında et, tavuk, balık, süt ve süt ürünlerinden gelen proteini ve kuru baklagillerden gelen bitkisel proteini günlük dengeli şekilde alan bir bireyin, ekstra protein gereksinimi gerektiren herhangi bir sağlık sorunu veya egzersiz programı yoksa ekstra protein almasına gerek yoktur.”
PROTEİNLİ ÜRÜN ALIRKEN ETİKETİNE DİKKAT!
Proteinli ürünleri tercih ederken ambalaj üzerindeki protein miktarına bakmanın tek başına yeterli olmadığını belirten Diyetisyen Fatma Doğan, tüketicilerin besin etiketlerini dikkatle incelemesi gerektiğini vurguladı:
“Büyük puntolarla yazılan ‘protein’ ifadesine gözü kapalı güvenmek doğru değildir. Bu nedenle besin etiketi okumak çok kıymetlidir. Bir porsiyondaki protein miktarıyla paketin tamamındaki protein değeri karıştırılmamalıdır. Örneğin, bir protein barın 20 gram protein içermesi onu otomatik olarak sağlıklı bir seçenek yapmaz. Ürünün içerdiği enerji, doymuş yağ ve ilave şeker gibi bileşenler de değerlendirilmelidir.”
Sağlıklı beslenmenin yalnızca yüksek proteinli ürünleri tercih etmekten ibaret olmadığını hatırlatan Doğan, tüketicilere dengeli beslenmenin önemini şu sözlerle anlattı:
“Sağlıklı beslenmek, marketteki en yüksek proteinli ürünü seçmek değil; vücudun ihtiyaç duyduğu makro ve mikro besin ögelerini dengeli şekilde alabilmektir.”





