Bazı şarkılar vardır ki, zamanın pası onlara işlemez; yıllar eskitemez, rüzgâr silemez. Birkaç nota, insanı ansızın geçmişin kıyılarına savurur; unutuldu sanılan hatıralar, kalbin derinliklerinden usulca yeniden doğar. “Mazi kalbimde yaradır” sözü ise, geçmişe duyulan o ince sızıyı, o bitmeyen özlemi anlatan en zarif ağıtlardan biridir.

Bir zamanlar hayat daha ağır, daha sakin akardı. Mahalle aralarında yankılanan çocuk sesleri, akşam ezanıyla eve çağrılan çocuklar, misketler, çemberler, mahalle arası bakkallarında içilen buz gibi gazozlar, kavanozlardan taşan akide şekerleri, leblebi tozu, kapı önlerinde uzayıp giden sohbetler ve daha neler neler vardı. Radyodan süzülen şarkılar gecelere karışır, insanlar birbirine daha yakın, daha içten olurdu. Küçük mutluluklar büyük sevinçlere dönüşür, zaman sanki daha yavaş nefes alırdı.

Eski fotoğraflara baktığımızda yalnızca yüzleri değil, çoktan kaybolmuş bir hayatı da görürüz. Yıpranmış evler, dar sokaklar, unutulmaz dostluklar ve kalabalık aile sofraları… Hepsi birer gölge gibi geçmişin duvarlarına sinmiş, artık yalnızca hatıraların sessizliğinde yaşamaktadır.

Devamı için tıklayınız.