Ekonomik krizin derin olduğu dönemler, yasadışı faaliyetlerin en en çok olduğu dönemlerdir. Türkiye’de son 15 yıldır bir türlü düzeltilemeyen ekonomik kriz, sosyal sorunlara da yol açtı. Yasadışı bahis, borsa üzerinden yapılan vurgun, faizsiz bankacılık, katılım bankacılığı bunların örnekleri.

Faiz hassasiyeti bulunan insanların tasarruflarını değerlendirebileceği alternatif bir finans modeli olarak sunulan faizsiz bankacılık süreç içinde başka bir tarafa evrildi. Nitekim devlet bu kurumlara müdahale etme gereği duydu. Bir başkası ise şirketlerin sermaye topladığı, vatandaşların da tasarruflarını yatırıma dönüştürdüğü organize, yasal bir piyasa.

Ancak sorun, sistemlerin kendisinden çok, sistemin nasıl kullanıldığı noktasında ortaya çıkıyor.

Çünkü vatandaşın parasını “yüksek kazanç”, “garantili getiri”, “kaçırılmayacak fırsat” veya “dini hassasiyetlere uygun yatırım” gibi ifadelerle toplamak başka; bu paranın gerçekten şeffaf, denetlenebilir ve hukuka uygun biçimde değerlendirilmesi başka şeydir.

Borsada para kazanmak suç değil. Bir hisse senedinin değer kazanması sonucunda yatırımcının kazanç elde etmesi de normaldir. Fakat belirli kişilerin hisse fiyatını yapay biçimde yükseltmek, yanlış veya yanıltıcı bilgiler yaymak, yatırımcıları belli bir hisseye yönlendirmek ve ardından yüksek fiyattan satış yapmak bambaşka bir olaydır. İnsanları yasal olarak dolandırmaktır.

Devamı için tıklayınız.