Çocukluk yıllarında torna ustası olan babasının yanında ahşapla tanışan Ali Bayram, 25 yıllık Hava Kuvvetleri astsubaylığının ardından emekli olunca hobisini mesleğe dönüştürdü. Bugün "Ahşap Baba" olarak tanınan Bayram, Ulucanlar Sanat Sokağı'ndaki atölyesinde ahşaba sadece şekil vermiyor, her eserine bir hikâye ve anlam kazandırıyor.

AHŞAPLA BAŞLAYAN YOLCULUK

Emekli olduktan sonra hobi olarak başladığı ahşap oymacılığını zamanla mesleğine dönüştüren Ahşap Baba, bugün Ulucanlar Sanat Sokağı'nda üretim yapmanın yanı sıra eğitim de veriyor. Ahşap Baba, ahşapla tanışma serüvenini ve bu yolculuğun nasıl başladığını şu sözlerle anlattı: "Yaklaşık 12 yıldır Ulucanlar Sanat Sokağı'nda 'Ahşap Baba' olarak biliniyorum. 5 yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı ahşap oyma sanatçısıyım. Öncesinde 25 yıl Hava Kuvvetleri'nde astsubay olarak görev yaptım. Emekli olduktan sonra ahşapla tanıştım ve yaklaşık 12 yıldır bu sokakta ahşap hocalığı yapıyorum. Emekli olduktan sonra haliyle boş vakit çok oluyor. Bir hobi edinmek istedim ve kendimi en yakın ahşaba gördüm. Üç ay eğitim aldıktan sonra evimde bir odayı atölyeye çevirdim. Bir yıl boyunca adeta inzivaya çekilip çalıştım. Sonrasında Ulucanlar Sanat Sokağı'na davet edildim ve 12 yıldır burada eğitim veriyorum."

I-4

“HER ESERİN BİR HİKÂYESİ VAR”

Ahşap Baba, eserlerini oluştururken görsellikten önce anlatmak istediği hikâyeye odaklandığını söyledi. Ahşap Baba, eserlerine yüklediği anlamı ve sanat anlayışını şu sözlerle anlattı: "Genelde hikâyeleştiriyorum. Yaptığım çalışmaların hepsinin bir hikâyesi, bir anlatımı var. Bazen var olan bir hikâyenin üzerine görsel oluşturuyorum, bazen de bir görsele hikâye yazıyorum. Sosyolojik, felsefi, inanç ve tasavvuf üzerine hikâyeler anlatıyorum. Bir çalışmama baktığınızda farklı anlatımlar bulabilirsiniz. Bazen bir Kur'an ayeti, bazen insan ilişkileri, bazen de kıssadan hisse insanlara bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Görsellik bütün sanat dallarında birinci öncelik olabilir ama benim için birinci öncelik o işin hikâyesidir. Görsellik ikinci hatta üçüncü sırada gelir."

Atölyesinde her yaştan öğrenciyle çalıştığını belirten Ahşap Baba, eğitim anlayışına ilişkin ise şunları söyledi: "7'den 70'e öğrencilerim var. Büyükler buraya geldiğinde ahşabı yontuyor gibi görünse de aslında kendini yontuyor. Çocuklar ise burada yeteneklerini keşfediyor. Kontrolüm altında keskin aletleri kullanıyor, motor becerilerini geliştiriyor. Yaklaşık 10 yıldır da özel gereksinimli bireylere gönüllü olarak destek vermeye çalışıyorum.”

Genelll

HER ESER BİR DÜŞÜNCE TAŞIYOR

Ahşap Baba, eserlerini yalnızca estetik bir çalışma olarak değil, bir düşünceyi ve mesajı anlatan anlatılar olarak tasarladığını söyledi. Eserlerinden "Toprak ve İnsan"ın hikâyesini anlatan Ahşap Baba, şunları kaydetti: "Bu çalışmanın adı 'Toprak ve İnsan'. Bir tarafta yaşlı, kırışmış bir insan yüzü, diğer tarafta susuz kalmış, çatlamış bir toprak var. Gün geçtikçe insanın toprağa ne kadar benzediğini anlatıyor. Toprak oldum olası insanı içine almak ister, insanoğlu da yaşarken hep daha çok toprağa sahip olmak ister. Ama hikâyenin sonunda ikisi de muradına erer. İnsan toprağa, toprak da insana kavuşur. Geçmişte insanlar toprakla daha iç içeydi. Bugün ise ondan giderek uzaklaşıyoruz. Bu eser bana hep o günleri hatırlatıyor.”

Türkiyeye Gözü Gibi Ara Başılk

TÜRKİYE'YE GÖZÜ GİBİ BAKIYOR

Ahşap Baba, 29 Ekim için hazırladığı eserinde Türkiye'nin kültürel zenginliğini ve birlik mesajını anlatmayı amaçladığını belirtti. Türkiye temalı eserini anlatan Ahşap Baba, şu ifadeleri kullandı: "Bu çalışmada gözün içerisine Türkiye'yi yerleştirdim. Göbeklitepe'den Nemrut Dağı'na, Truva'dan Selçuklu eserlerine, Osmanlı camilerine kadar bu toprakların çok büyük bir kültürel mirası var. Bu yüzden herkesin gözü de bu ülkenin üzerinde. En tepede tek bayrak var. Altında doğuyu ve batıyı temsil eden kuşlar özgürce uçuyor. Hepsi aynı bayrağın altında. Eskiden 'Yaptığın işe gözün gibi bak.' derlerdi. Ben de bu ülkeye gözümüz gibi bakalım ki bu değerleri gelecek nesillere aktarabilelim diye düşündüm. Bu çalışma 29 Ekim için hazırladığım kendi tasarımım.”

HAMAL YALNIZCA YÜK DEĞİL

Ahşap Baba, "Hamal" adlı eserinde insanların hayatta taşıdığı görünmez yükleri anlatmaya çalıştığını belirtti. Eserinin çıkış noktasını anlatan Ahşap Baba, şunları söyledi: "Bu eserin adı 'Hamal'. Geçmişte annelerimiz, babalarımız zorunluluktan hamallık yapardı. Odun, kömür, yük taşırdı. Günümüzde bu zorunluluk büyük ölçüde kalmadı ama insanoğlu bu kez gönüllü hamallık yapıyor. Kiminin hamallığını yaptığı şey ego ve kibir. Kocaman bir kafa yaptım, çünkü insan sürekli 'ben' diyor. Gittiği her yere unvanını, makamını taşıyor. Bir başkası paranın hamallığını yapıyor. Sürekli daha fazlasını yükleniyor. Diğerleri ise laf hamallığı yapıyor. Duyduğu her sözü doğruluğunu araştırmadan başkalarına aktarıyor. Sonra da 'Hayat çok yorucu.' diyoruz. Eserin sağ alt köşesindeki soru işaretiyle de ziyaretçilere şunu soruyorum: 'Siz hayatta neyin hamalısınız?' "

Öğrenciler

TEKAMÜLÜ ANLATIYOR

Ahşap Baba, son çalışmalarından biri olan "Tekamül" adlı eserinde insanın öğrenme ve kendini geliştirme yolculuğunu anlattığını söyledi. Ahşap Baba, "Bu çalışmanın adı 'Tekamül', yani olgunlaşma. Her insanın bir dünyası var ve dünyaya tek geliyor, tek gidiyor. Dünyadaki herkes birbirinin fonu aslında. İnsan dışındaki bütün canlılar ne yapacağını bilerek doğuyor ama insan öğrenmek zorunda. O yüzden 'Oku' emri var. Bu nedenle eserin bir tarafına kütüphane yaptım. İnsan dünyayı, kendini ve evreni okumalı. Diğer tarafında ise kum saati var. Çünkü herkesin bir zamanı var. Bildiklerimizi davranışlarımıza da yansıtmamız gerekiyor. Sadece bilmek yetmez. Zamanı iyi kullanıp kendi yolculuğumuza odaklanmalıyız.” dedi.

SANAT HERKESE İYİ GELİR

Ahşap Baba, sanatın hayatın her döneminde insanı geliştiren ve iyileştiren bir alan olduğunu vurgulayarak "Herkes sanatla bir şekilde buluşsun. Teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası ama kendimize yapacağımız en büyük yatırım el becerilerimizi kaybetmemek olmalı.” dedi.

Muhabir: Melahat TAŞ