Türk Hematoloji Derneği ile Novartis Türkiye iş birliğinde Türkiye genelinde gerçekleştirilen araştırma, kronik miyeloid lösemi (KML) tedavisinde hasta ve hekimlerin beklenti ve önceliklerine ilişkin dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu.
Türkiye’nin farklı bölgelerinden 129 hematolog ve tedavi gören 120 KML hastasının katıldığı kesitsel anket çalışmasında; hastaların tedaviye uyumu, tedavi değişikliklerinin nedenleri, hasta-hekim iletişimi ve psikososyal destek ihtiyaçları değerlendirildi. Araştırmanın sonuçları Haziran 2026’da uluslararası hakemli Annals of Hematology dergisinde yayımlandı.
Hastalar günlük yaşamı, hekimler güvenliği önceliyor
KML tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, hastaların yaşam beklentisinin genel popülasyona yaklaşmasını sağlarken, tedavi hedeflerinin de genişlemesine neden oldu.
Araştırmada, hastaların özellikle tedavi başlangıcında ve tedavi değişikliği gündeme geldiğinde hastalığın seyri, tedavinin günlük yaşam üzerindeki etkisi ve tedavinin etkinliği gibi konulara daha fazla önem verdiği görüldü.
Hekimlerin öncelikleri arasında ise tedavinin güvenliliği ve ortaya çıkabilecek yan etkilerin yönetimi öne çıktı.
Araştırmacılar, bu farklılığın KML tedavisinde kararların yalnızca klinik göstergelere göre değil, hastanın beklentileri, yaşam koşulları ve bireysel tercihleri de dikkate alınarak verilmesinin önemini gösterdiğini belirtti.
Her 5 hastadan biri ilacını düzenli kullanmıyor
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri tedaviye uyum konusunda ortaya çıktı. Katılımcı KML hastalarının yüzde 21’i ilaçlarını düzenli kullanmadığını bildirdi.
İlaç kullanımının aksatılmasındaki en yaygın neden ise yüzde 52 ile unutkanlık oldu.
Hastaların yüzde 80’inin ilaçlarını düzenli kullanmadıkları bilgisini hekimleriyle paylaştığı belirlendi. Bulgular, tedaviye uyum sorunlarının hasta-hekim görüşmelerinde ele alınmasının önemine işaret etti.
Araştırmada ayrıca tedavi değişikliklerinin yüzde 43’ünün yan etkiler, yüzde 42’sinin ise tedavinin etkinliğini kaybetmesi nedeniyle gerçekleştirildiği görüldü.
Tedavisi değiştirilen hastaların yüzde 32’sinin bu süreçte kaygı ve korku yaşadığı belirlendi.
KML hastalarının yüzde 91’i psikososyal destek almıyor
Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri de hastaların psikososyal destek ihtiyaçları oldu.
Katılımcıların yüzde 91’i tanı ve tedavi süreçleri boyunca herhangi bir psikososyal destek almadığını ifade etti.
KML’de yaşam süresinin uzaması, hastaların hastalıkla uzun yıllar birlikte yaşamasını mümkün hale getirirken; hastalığın seyri, tedavinin uzunluğu, ilaçların yan etkileri ve tedavi değişiklikleri gibi faktörlerin psikolojik açıdan da yük oluşturabileceği belirtildi.
Araştırmanın bulguları, KML yönetiminde tıbbi tedavinin yanı sıra hastaların psikososyal ihtiyaçlarının da ele alınması gerektiğine işaret etti.
Hasta-hekim görüşmeleri ortalama 10 dakika
Araştırmada hasta-hekim iletişimine ilişkin de dikkat çeken veriler ortaya çıktı.
KML hastalarının takiplerinin ortalama 10 dakika sürdüğü ve kontrollerin genellikle 2-3 ayda bir gerçekleştirildiği belirlendi.
Araştırmacılar, hastaların randevu öncesinde yaşadıkları sorunları, kullandıkları ilaçları ve yan etkileri not etmelerinin; hekimlerin ise tedavi yanıtının yanı sıra tedaviye uyum ve yaşam kalitesini de değerlendirmesinin sınırlı görüşme süresinin daha verimli kullanılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.
Tedavide hedef yaşam kalitesini de korumak
KML tedavisindeki gelişmeler hastaların daha uzun süre yaşamalarını ve hastalığın kontrol altında tutulmasını mümkün hale getirirken, araştırma tedavi başarısının yalnızca laboratuvar sonuçlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Buna göre tedavinin düzenli kullanılabilmesi, yan etkilerin yönetilebilmesi, hastanın günlük yaşamını sürdürebilmesi, tedavi değişiklikleri sırasında kendisini güvende hissetmesi ve ihtiyaç duyduğu psikososyal desteğe ulaşabilmesi de tedavi sürecinin önemli unsurları arasında yer alıyor.
Araştırma, KML tedavisinde hastaların karar süreçlerine daha aktif biçimde dahil edilmesinin ve tedavi yaklaşımının bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendirilmesinin önemini ortaya koydu.




