Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında gerçekleştirilen Tezhip Atölyesi’nde katılımcılara klasik tezhip içindeki halkari boyama tekniği uygulamalı olarak gösterildi. Tezhip sanatçısı Fatma Korkmaz, atölyede sanatın temelini aktarırken tezhibin uzun süreli eğitim ve sabır gerektirdiğini vurguladı.

TEZHİP SANATINA 1995’TE BAŞLADI
Tezhip sanatçısı Fatma Korkmaz, tezhiple ilk olarak 1995 yılında Millî Kütüphane’de düzenlenen Kültür Bakanlığı kurslarında tanıştı. Daha sonra hocası Muhsin Akbaş’tan 10 yıl boyunca birebir eğitim alan Korkmaz, 2001 yılından bu yana tezhip dersleri veriyor.
“Tezhip dersi geleneksel olarak bir hocanın dizinin dibine oturarak öğrenilir. Eline bakarsınız, anlattıklarını dinlersiniz, hoca nasıl uyguluyor, neler anlatıyor. O tarzda tezhip sanatını hocamdan öğrenmiş oldum.”

TEZHİP YÜZYILLAR İÇİNDE DEĞİŞTİ
Tezhip sanatının geçmişinin yüzyıllar öncesine dayandığını belirten Korkmaz, farklı dönemlerde farklı üslupların ortaya çıktığını söyledi. Sanatın zaman içinde değişerek bugüne ulaştığını anlatan Korkmaz, gelecekte 21. yüzyıla özgü bir tezhip anlayışının da ortaya çıkacağını ifade etti.
“Tezhip sanatının geçmişi 9. yüzyıllara kadar gidiyor. Hatta son araştırmalarla beraber 3. yüzyıllara götürülebiliyor. Günümüze kadar gelen dönemde tezhip tarzları dönemine göre değişmiş. 16. yüzyıl tezhibi, tezhip sanatının en zirveye ulaştığı dönemdir. Daha sonra Batı sanatları Osmanlı’ya girmeye başladığında Barok ve Rokoko tarzı sanatlarımıza girmiş. Ama bizim sanatçılarımız onları da dönüştürerek Türk Rokokosu diye bir ekol oluşturmuşlar. Türk Rokokosu Batı Rokokosu’ndan farklıdır. Bundan 50 yıl, 100 yıl sonra da insanlar incelediğinde 21. yüzyılın tezhibinin farklılığını görecekler.” dedi.

TEZHİP SABIR VE UZUN EĞİTİM İSTİYOR
Tezhip sanatının uzun bir eğitim ve sabır gerektirdiğini belirten Korkmaz, eğitimin temel çizgi çalışmalarından başlayarak motif ve kompozisyonlara uzandığını söyledi. Korkmaz, eğitim sürecini şöyle anlattı:
“Biz önce motif öğreterek başlıyoruz. Hatta önce ilkokul öğrencileri gibi çizgi ile başlıyoruz. Düz çizgi, helezonik çizgi, bu çizgileri bir el alıştırması olarak yaparız. Sonra motifleri öğretiriz. Daha sonra bu motifleri bir kompozisyon içinde nasıl uygularız onları anlatıyoruz. Uygulamalar da çok değişik, çok çeşitli. Motifleri hepsini öğrendikten sonra artık eser üretmeye başlıyoruz.”

KLASİK TEZHİP TEMELİ OLUŞTURUYOR
Korkmaz, tezhip eğitiminde klasik anlayışın temel oluşturduğunu ve farklı tekniklere geçmeden önce klasik tezhibin öğrenilmesi gerektiğini söyledi. Korkmaz, “Klasik vazgeçilmezimiz. Yani her tezhip sanatçısı mutlaka klasik tezhibi bilmek zorundadır. Hocasının tekniklerini tamamen aldıktan sonra üzerine bir şeyler koymak istiyorsa koyabilir.”
Atölyede ise kısa süreli bir çalışma yapılacağı için klasik tezhibin içindeki halkari tekniğini anlattığını belirten Korkmaz, “Asıl klasik tezhip dediğimiz içine Rumi motiflerinin, bitkisel motiflerin girdiği ve uygulamasının daha incelikli olduğu bir tezhibimiz vardır. Onu bu kadar kısa bir saat diliminde öğretmek mümkün değil. Onun için halkari teknikten öğretmeye başlıyorum.” dedi.
YENİ NESİLİN İLGİSİ SÜRÜYOR
Tezhip sanatına farklı yaş gruplarından ilgi olduğunu belirten Korkmaz, kendi atölyesinde 14 yaşından 70 yaşına kadar öğrencilerinin bulunduğunu söyledi. Geçmişte az sayıda öğrenciyle sürdürülen çalışmaların bugün atölye, kurs ve üniversitelerdeki geleneksel sanatlar bölümleriyle daha geniş kitlelere ulaştığını aktardı. “Her yaştan, her dönemden, her eğitim seviyesinden öğrencilerim var. Dolayısıyla geleneksel sanatlara ilgi çok fazla. Benim başladığım dönemde öğrenci bulunmuyordu. Millî Kütüphane’de başladığımda çok az öğrenciyle dersler yapılırken şimdi atölyeler çok fazla, kurslar çok fazla. Üniversitelerde geleneksel sanatlar bölümleri var. Onların öğrencileri çok.” dedi.
Korkmaz, tezhiple uğraşmanın geçmişle ve kültürle bağ kurduğunu belirterek, “Bir kere geçmişle bir bağ kuruyorsunuz. Tarihinizle bir bağ, kültürünüzle bir bağ kuruyorsunuz bu sanatları yaparken. Ve bunları yeni nesle aktarmanın gururunu da yaşıyorsunuz aynı zamanda.” ifadelerini kullandı. Atölyeye ilk kez katılan bir katılımcı, tezhibi uygulamalı olarak deneyimlemenin faydalı olduğunu belirterek bu tür çalışmaların daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiğini belirterek “İnsanların merak edip kendi deneyimlemesi açısından çok faydalı buluyorum. Bu tür eğitimlerin ücretsiz bir şekilde artırılıp topluma yayılması gerektiğini düşünüyorum.” dedi.





