Kalp krizinin ortaya çıkış biçimi kişiden kişiye değişebiliyor. Özel Medipark Tıp Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Yokuşoğlu, kalp krizinin gelişiminden risk faktörleri ve korunma yollarına kadar merak edilenleri anlatırken, Diyetisyen Melce Karataş ise kalp sağlığında beslenmenin önemine dikkat çekti.

KALP KRİZİ VE ANİ KALP DURMASI AYNI DEĞİL

Kalp krizinin koroner damarlardaki tıkanma sonucu kalp kasının zarar görmesiyle ortaya çıktığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Yokuşoğlu, “Kalp krizleri koroner arterlerin tıkanması sonucu kalbi beslediği kalp dokusunun ölmesidir. Bu koroner arter problemi karşımıza beş farklı şekilde gelir:

1. Hastanın hiçbir haberi olmadan bir kalp krizi geçirmiş olabilir. Biz buna sessiz miyokart infarktüsü diyoruz.

2. Damar önemli ölçüde daralmıştır. Eforla, yani herhangi bir hareketle göğüs ağrısıyla karşımıza gelir. Buna biz stabil anjina pektoris diyoruz.

3. Herhangi bir efor olmaksızın gelen göğüs ağrısı, buna unstable angina pektoris diyoruz. 4. Kalp kriziyle gelebilir.

5. Ani ölümle gelir. Yani bu spektrum, hiç haberi olmadan kalp krizi geçirmekle ani ölüm arasında bu saydığımız spektrumla karşımıza gelir.

Ani ölümün her zaman kalp krizi anlamına gelmediğini vurgulayan Yokuşoğlu, özellikle gençlerde kalbin ani durmasının genetik ve ritim kaynaklı nedenlere bağlı olabileceğini belirterek, “Ani ölüm dediğimiz zaman bunların hepsi kalp krizi değildir. Genelde 35 yaş altında kalbin ani durması genetik bazı kardiyak patolojilerden kaynaklanır. Ritim bozuklukları, kanalopatiler, hipertrofik kardiyomiyopati gibi hastalıklar buna sebep olabilir. 35 yaşın üzerinde ise kalp krizi daha ön plana çıkar. Çünkü kalp krizi damarların tıkanmasıyla ilişkilidir. 20 yaşında da koroner damar tıkanabilir ama çok nadirdir.” dedi.

GENÇLERDE ANİ KALP DURMASININ NEDENİ NE?

Genç yaşta görülen ani kalp durmalarının genetik ritim bozuklukları ve bazı kalp hastalıklarıyla ilişkili olabileceğini belirten Yokuşoğlu, “Mesela hiperadrenerjik ritim bozuklukları vardır, kimisi uykuda kaybedilir. Bir tanesi Brugada sendromudur. Özellikle Güneydoğu Asya'da yaygın görülür. Bir yaşının altındaki bebekler uykuda ani ölümle karşılaşır. Burada adrenalin değil, bilakis kolinerjik sistem, yani adrenalin karşıtı olan kolinerjik sistem devreye girdiği için uykuda giderler. Yani burada çok geniş spektrumlu bir genetik profil vardır aslında.” diye konuştu.

KALP KRİZİNDE RİSK FAKTÖRLERİ

Aile öyküsünün özellikle ani kalp durması açısından önemli olduğunu belirten Yokuşoğlu, kalp krizi riskinde genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin öne çıktığını söyledi.

Yokuşoğlu, “Ailede anne ve baba tarafında birinci, ikinci derece yakınlarında 35 yaş altı ani ölüm varsa, o zaman aile bireylerinin tamamında bir genetik tarama yapılması gerekir. Kalp krizi dediğimiz zaman bunun tam net nedenini henüz bilmiyoruz. Bir takım risk faktörlerinden bahsediyoruz. Aile öyküsü, ailevi lipoprotein bozuklukları yani hiperkolesterolemi, sigara içimi, sedanter yaşam, cinsiyet ve yüksek tansiyon. Menopoza kadar erkekler daha risk altındadır. Menopozdan sonra risk kadınlarda da erkeklerle eşitlenir. Ancak bu risk faktörlerinin tamamını taşıyor olmak kalp krizi geçireceğiniz anlamına gelmeyeceği gibi hiçbirinin olmaması da geçirmeyeceğiniz anlamına gelmez. Bunların olması riski artırır. Bu risk faktörleri varsa bunları kontrol altına alarak riski azaltmaya çalışırız.”

Ani kalp durmasının öngörülmesinin her zaman mümkün olmadığını belirten Yokuşoğlu, “Ani ölümü öngörmek pek mümkün değil. Ancak sessiz miyokart infarktüsünü, anjina pektorisleri, kararlı-kararsız ve miyokart infarktüsünü kalp çok fazla hasar görmeden tedavi edebilmekteyiz. Kalp krizi geçirenlerin yaklaşık yüzde 3 ila 5’i ölür. Geri kalanı kalbinde az veya çok, eğer erken müdahale edilmişse hiç hasar olmaksızın yaşamına devam eder. İlk iki saat içinde koroner damara müdahale edilip açılırsa hemen hemen kalpte hiçbir hasar kalmaz. İki ila altı saat içinde hafif hasar kalır. 12 saatten sonra açılmışsa kalıcı hasar kalır ve yaşam kalitesi düşer.” ifadelerini kullandı.

KALP KRİZİNDE BELİRTİLER

Kalp krizinin yalnızca göğüs ağrısıyla ortaya çıkmadığını belirten Yokuşoğlu, farklı belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı. Her göğüs ağrısı kalpten kaynaklanmaz. Bunun pek çok nedeni vardır. Ayrıca kalp krizinin belirtisi sadece göğüs ağrısı değildir. Ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, karın ağrısı, sırt ağrısı. Bunların yanı sıra hiç ağrı olmaksızın da kalp krizi geçirilebilir. Yani hastasının haberi yoktur. Tesadüfen gelmiştir. İşte buna sessiz miyokart infarktüsü diyoruz.” Kendilerinde herhangi bir anormallik hissedenlerin hekime başvurması gerektiğini belirten Yokuşoğlu, “Kendinizde herhangi bir anormallik hissediyorsanız bir hekime başvurun.”

KONTROL SIKLIĞI RİSKE GÖRE BELİRLENMELİ

Kalp sağlığının kontrolünde yaş ve risk faktörlerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Yokuşoğlu, “35 yaş altında 5 yılda bir, 35 ile 50 yaş arasında 2 yılda bir, 50-55 yaşından sonra her yıl bir check-up yapılmasında fayda vardır. Her sene kolesterolüne bakmanın bir manası yok. 35 yaş altında birisi geldi, kolesterol paneli normal. Bir sonraki kontrol 5 yıl sonradır gibi. Genç yaşta ani ölüm varsa zaten tüm aile bireylerinin genetik testleri bile yapılır. Ama böyle bir şey yoksa genetik test yapmak çok da gerekli bir şey değildir. Bir kere gelirsin, risk faktörlerine bakarız. Düşük riskli isen deriz ki sana 5 yıl sonra gel.” dedi.

KALP SAĞLIĞI İÇİN YAŞAM TARZI

Korunmada risk faktörlerinin kontrol altına alınması ve yaşam tarzının değiştirilmesi gerektiğini belirten Yokuşoğlu, günlük hareket ve beslenmenin önemine dikkat çekerek, “Risk faktörlerinin elimine edilmesi. Sigara içiyorsa onun terk edilmesi, aşırı alkol tüketiminin terk edilmesi, sedanter yaşamın terk edilmesi. Günlük en az yarım saat 45 dakikalık yürüyüşler, kilonun kontrolü altına alınması. Bunun yanı sıra kolesterolden fakir diyetle beslenmek. Yani Akdeniz diyeti dediğimiz, katı yağlardan uzak durmak. Yaşam tarzının değiştirilmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Kalp sağlığında beslenmenin önemine dikkat çeken Yokuşoğlu, sözü kalp hastalarının beslenme düzenine getirirken, Diyetisyen Melce Karataş da bu süreçte dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

KALP HASTALARI NASIL BESLENMELİ?

Kalp hastalarında beslenmenin yalnızca kilo kontrolüyle sınırlı olmadığını belirten Diyetisyen Melce Karataş, damar ve metabolik sağlığın korunması gerektiğini söyledi. Karataş, “Kalp hastalarında beslenmenin temel amacı yalnızca kilo kontrolü değil, aynı zamanda damar ve metabolik sağlığı korumaktır. Bu nedenle beslenmede sebze, meyve, kurubaklagiller, tam tahıl, balık, yağlı tohumlar ve zeytinyağı gibi besinlere daha fazla yer verilmesini; tuz, işlenmiş etler, kızartmalar, doymuş yağ ve aşırı işlenmiş ürünlerin ise azaltılmasını öneriyoruz.” diye konuştu.

Akdeniz tipi beslenmenin önemli bir model olduğunu belirten Karataş, şunları söyledi: “Ancak Akdeniz beslenmesi yalnızca zeytinyağından ibaret değil; bitkisel besinlerin ağırlıklı olduğu, balık ve sağlıklı yağ kaynaklarının düzenli tüketildiği, işlenmiş gıdaların sınırlı olduğu genel bir beslenme düzenidir. Özellikle tansiyon problemi olan bireylerde ise DASH diyeti, düşük sodyum içeriği ve sebze-meyve ağırlıklı yapısıyla önemli bir alternatif oluşturuyor.”

KALP DOSTU BESLENME ALIŞKANLIK HALİNE GELMELİ

Kalp sağlığında hastalık ortaya çıkmadan risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini belirten Diyetisyen Melce Karataş, “Kalp sağlığında önemli olan hastalık ortaya çıktıktan sonra diyet yapmak değil, risk faktörlerini mümkün olduğunca erken dönemde kontrol altına almak. Dengesiz ve uzun süreli beslenme; LDL kolesterol, trigliserit, kan şekeri ve tansiyon gibi değerlerde olumsuz değişikliklere yol açabilir. Zaman içerisinde bu durum damar duvarında plak oluşumu ve kalp-damar hastalığı riskinin artmasına katkıda bulunabilir.” dedi.

Kalp dostu beslenmenin günlük yaşamın bir parçası olması gerektiğini belirten Karataş, sağlıklı besinlerin artırılması ve risk oluşturan tüketimlerin azaltılması gerektiğini vurguladı.

Muhabir: Melahat TAŞ