Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ağustos 2026 dönemine ilişkin Sektörel Enflasyon Beklentileri verileri, ekonomide farklı kesimlerin gelecek 12 aya ilişkin enflasyon beklentilerinin birbirinden önemli ölçüde ayrıştığını ortaya koydu.

TCMB verilerine göre 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi piyasa katılımcılarında yüzde 23,69, reel sektörde yüzde 32,80, hanehalkında ise yüzde 45,58 oldu. Hanehalkının beklentisi bir önceki aya göre 0,64 puan artarken, piyasa katılımcılarının beklentisi 0,26 puan geriledi. Reel sektörün beklentisi ise 0,30 puan yükseldi.

HANEHALKININ YALNIZCA YÜZDE 16,85'İ ENFLASYONUN DÜŞMESİNİ BEKLİYOR

TCMB verilerinde dikkat çeken bir diğer gelişme ise vatandaşların enflasyon beklentisi oldu. Önümüzdeki 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkının oranı yüzde 16,85'e geriledi. Bu oran bir önceki aya göre 0,78 puan azaldı. Hanehalkının yüzde 45,58'lik enflasyon beklentisi ile piyasa katılımcılarının yüzde 23,69'luk beklentisi arasındaki fark ise 21,89 puana ulaştı.

“YETERSİZ BİR TOPLU SÖZLEŞME”

Hekimsen, söz konusu verileri 8. Dönem Toplu Sözleşme kapsamında belirlenen kamu çalışanı zamlarıyla birlikte değerlendirdi.

Sendikanın açıklamasında, 2026 ve 2027 yılları için belirlenen artışların ekonomik gerçeklikten uzak kaldığı savunuldu. Hakem Kurulu kararı kapsamında kamu çalışanlarına;

  • 2026'nın ilk yarısı için yüzde 11,
  • 2026'nın ikinci yarısı için yüzde 7,
  • 2027'nin ilk yarısı için yüzde 5,
  • 2027'nin ikinci yarısı için yüzde 4

oranında toplu sözleşme artışı uygulanması kararlaştırıldı.

Bu oranların bileşik etkisiyle yalnızca toplu sözleşmeden kaynaklanan artışın 2026'da yüzde 18,77, 2027'de ise yüzde 9,20 seviyesinde kaldığı belirtilirken, iki yıllık bileşik artışın yaklaşık yüzde 29,70 olduğu ifade edildi.

“ENFLASYON FARKI ZAM DEĞİL, GEÇMİŞ KAYBIN TELAFİSİ”

Hekimsen, açıklamasında özellikle enflasyon farkına dikkat çekerek enflasyon farkının kamu çalışanlarına ek bir refah artışı sağlamadığını, geçmiş dönemde yaşanan alım gücü kaybının gecikmeli olarak telafi edilmesi anlamına geldiğini savundu.

Açıklamada, fiyatların yıl boyunca artmaya devam ettiği, memurun ise oluşan kaybı ancak altı aylık dönemlerin sonunda maaşına yansıyan enflasyon farkıyla telafi edebildiği belirtildi.

Sendikaya göre kira, gıda, eğitim ve ulaşım gibi zorunlu harcamalardaki artışlar, ortalama TÜFE'nin üzerinde gerçekleşebildiği için yalnızca genel enflasyon oranına dayalı bir ücret politikasının kamu çalışanlarının gerçek yaşam maliyetini karşılaması mümkün değil.

“MEMUR KAYBI GERİDEN TAKİP ETMEK İSTEMİYOR”

Hekimsen, Ağustos 2026 itibarıyla piyasanın 12 aylık enflasyon beklentisinin yüzde 23,69, hanehalkının beklentisinin ise yüzde 45,58 olduğuna dikkat çekerek, 2027 yılı için belirlenen yüzde 9,20'lik garantili toplu sözleşme artışının mevcut beklentilerin oldukça gerisinde kaldığını belirtti.

Sendika, vatandaşların gelecekteki fiyat artışlarını piyasa beklentisinin neredeyse iki katı düzeyinde öngörmesinin, maaş politikalarında yalnızca finansal piyasa tahminlerinin değil, hanehalkının gerçek yaşam maliyetinin de dikkate alınması gerektiğini savundu. Hekimsen, kamu çalışanlarının enflasyon farkıyla geçmiş kayıplarını geriden telafi etmek yerine, toplu sözleşme zammı ve refah payı aracılığıyla satın alma gücünün önceden korunmasını istedi.

Muhabir: Nursel Dilek Manavbaşı