Gürer, “Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2026 yılında bitkisel üretimde Cumhuriyet tarihi rekoru kırılabileceğini söyleyip tarımda işlerin iyi olduğunu belirtirken Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan: “Gıda üretimi görünümündeki genel iyileşmeye karşın, gıda enflasyonundaki olumsuz ayrışma belirginleşti.” diyerek üretim artışına karşın gıda enflasyonunun yıllık enflasyona etkisinden söz ediyor. Üretimin çok olmasına rağmen vatandaş neden ucuz ürün alamıyor? Bunun iktidar kanadından bir açıklaması yok mu? Ürün çoksa rafta fiyat düşmezken tarlada, bahçede ürün kalmasında iktidarın sorumluluğu yok mu?” dedi.
Gürer, “Esasen Bakan üretimde rekor artışı ifade etse de bu artış iktidarın başarısı ile ortaya çıkan bir sonuç değil. Mevsimsel yağmurun artışı ve kuraklık, don gibi önceki yıllarda tarım felaketlerinin bu yıl olmaması üretimde artışı getirdi.
Üretim artışı kişi başına düşen üretim üzerinden bakılırsa da sorun devam ettiği görülür. Aralık ayı bitkisel üretim verileri ile durum daha gerçekçi analiz edilebilir. Tarımda yapısal sorunların varlığı rekolte artışı ile yok sayılamaz. Sorunlar aşılmadan tarımda işler iyi gidiyor denmesi tarım sorunlarını ortadan kaldırmaz. Tarım, üretim aşamasından sofraya erinceye kadar süreç doğru yönetilmelidir. Tüccar ve ithalata dayalı süreç, gıdada sorunların varlığını yok etmiyor. Girdi maliyetlerinin artması üretimi sorunlu kılıyor. Mazot litresi 80 liraya dayandı. Gübrede çiftçi, üretici yoğun kullandığı gübre ton fiyatı 30.000 TL’yi erdi. Sulama suyu elektriğinden işçiliğe, ithalattan ihracata olumsuzluklar görmezden gelinemez. İlacı, tohumu, sulama suyu giderleri durmadan artıyor. Ürün üretimini kredi kullanıp sağlayan çiftçi, üretici, ürün hasat sonrası düşük alım fiyatı ile gelir gider dengesi bozulması icralık olmasına kapı aralıyor. Ürünü tüccara verdikten sonra ürün fiyatı artışı da başlıyor. Üretici sattığı ürünü rafta fiyatını görünce artış aralığı ile üreten biz, kazanan aracılar diyor. Sonuçta üretici, çiftçi kazanamadığı ürün deseninde kazanabileceği varsaydığı ürüne yönelip değişikliğe gitmek zorunda kalıyor. Bu durum ihtiyaca göre üretim dengesini bozuyor. Ürün rekoltesini takip eden tüccar da ithalatçı da bu süreçte istedikleri fiyatlarla pazarı oluşturuyor. Bu durum üreteni de tüketeni de mağdur etmeye devam ediyor.” dedi.
KAMU DÜŞÜK ALIM FİYATI ÜRETİCİYİ SIKINTIYA SOKUYOR
Gürer, kamunun düşük alım fiyatı yanında geç fiyat açıklamasını piyasayı tüccarın şekillendirmesine yol açtığına da dikkat çekti.
Gürer, bölgelere göre maliyetlerle sürece bakıldığında buğday, çay, fındık gibi alım fiyatları düşük kalan üreticilerin masrafını karşılamakta zorlandığını belirtti. Farklı ürünlerde tarla ve bahçe ile raf fiyatı arasında katlamalı fiyat artışının serbest piyasa ekonomisi ile oluştuğunu söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Tarım gibi kamunun etkin olmadığı alanda sorunlar bitmez. Kamucu bir yaklaşım, önemli girdi kalemlerinde sübvansiyon, gerekli yeterli destekler ve kooperatiflerin güçlü bir yapı ile oluşturulması sorunları önemli ölçüde geriletecektir. Bu sürece planlı üretim, öngörülebilir yönetim ve üretim sonrası işlenmiş, dondurulmuş, katma değerli ürüne üretimin dönüştürülmesi ile bir yıl sonrası değil, birkaç yıllık sürecin sorunlardan arındırılması yaratılabilir. Dalda, tarlada ürün yok, GIDA enflasyonu yüksek denirken bu kere ürün var, rekolte yüksek diyerek rafta ürün fiyatını vatandaş alım gücüne endeksli duruma getiremiyorsanız nedenini doğru okumak gerekir.” dedi.
EMEKLİ MEYVEYE HASRET
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman, Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, bu yıl mevsimsel ani hava değişiminden fazla etkilenmeyen meyve ürünlerinde de rafta fiyat düşmemesinin emekli ve dar gelirlinin dilediği kadar ve istediği meyveyi almasını sağlamadığını belirtti. Bahçede, tarlada ürünün son tüketiciye uygun fiyatla ermemesinin iktidarın uyguladığı tarım politikası etkisi olduğuna işaret etti. Tüccar ile ithalatçıya bırakılan sürecin rafta ürün fiyatının uygun olmasını sağlamadığı görülerek tarımda ve gıdada politikalar yeniden düzenlenmelidir. Bu sürecin enflasyon etkisinden söz ediliyorsa çözüm için de gerekli düzenlemeler sağlanmalıdır.
“Pazarda ürün var olsa da emekli alamadığı ürüne tezgâhta bakıp geçiyor. Emekli ve dar gelirli düşük maaş ile gıdasını, meyvesini kısmak zorunda kalıyor. Raftaki ürünün alım gücüne göre yüksek fiyatlarda olması da meyveyi, sebzeyi dilediği kadar tüketme ya da alabilmesini de sınırlıyor.” diye konuştu.




