Sakaryamm Derneği Başkan Yardımcısı Turgut Sarıfakıoğlu da “Melhame-i Kubra” günleri olarak adlandırılan, ‘bir milletin zevalden ve zilletten kurtulma yolundaki mucize başkaldırısı’ olarak nitelediği, kan deryası o günleri karargâhta subayların ve askerlerin günlüklerinden ve halkın gözünden anlatmaya devam ediyor.

Sarıfakıoğlu’nun anlatımına göre, 105 yıl önce Sakarya Meydan Muharebesi son gününde 22 Ağustos Ağustos sıcağında Mehmetçik, cepheyi kuzeyde Çile dağının kuzeyinde akan Ankara çayına, güneyde Mangal dağına dayamış, bir ayda kazabildiği en fazlası 80 -90 cm derinlikte olan siperlerde bekliyordu. Orta kesimde ihtiyatlar vardı. Yunan şu tepelerin arkası Ankara, zafer sizi bekliyor diye askerini şartlandırıyordu. Ordumuzda 5 bin 401 subay (çoğu3-4 aylık eğitimle Abidinpaşa talimgahında yetiştirilmiş; genç subaylardı. Ancak başlarında çok tecrübeli subay ve komutanları vardı) 96 bin 326 er, 54 bin 572 çeşitli marka, çoğunun süngüsü olmayan tüfek, 825 makinalı tüfek, 169 eski model top, 32.137 hayvan, kağnılar ve 2 uçağımız vardı. Mühimmatımız azdı.

Yunan ordusunda ise 5 bin 500subay,178 bin er 48 bin 900 hayvan, 50 bin son model tüfek, 2 bin 84 hafif makinalı tüfek, 684 ağır makinalı tüfek, 296 top, bin 380 süvari kılıcı, üç tonluk 600 adet kamyon, bir tonluk 240 adet kamyon ve 18 uçak, bitmez denilen mühimmat stoku vardı.

YARIN SAVAŞA GİRECEKTİ ORDU
Bir tarafta iki yıldır içte isyanlarla, güneyde Fransızlarla, doğuda Ermenilerle, batıda Yunanla çarpışan; şimdi ise kendisini imha etmek için gelen Yunan'a karşı savaşacak, onur mücadelesi veren ordumuz vardı. Başında Mustafa Kemal Paşanın olduğu, Fevzi Paşanın Genel kurmay Başkanı, batı cephesi komutanının İsmet(İ Paşa (İnönü), Grup komutanları Albay İzzettin (Çalışlar), Albay Selahattin (Adil), Mirliva Yusuf İzzet Paşa(Met),Kemalettin Sami (Gökçen), Albay Fahrettin (Altay), Albay Halit (Karsıalan) ve Mürettep Kolordu komutanı Albay Kazım (Özalp) tarafından yönetilecek ordumuz eldeki kıt imkanlarla savaşa girecekti yarın.”






