Başkent derbisi geldi geçti… İşin en dikkat çekici tarafı iseGençlerbirliği ile Ankaragücü'nün tam 40 yıl sonra bir alt ligde karşı karşıya gelmesiydi. İki takım arasındaki en üst seviye ligde olmayan son karşılaşma 21 Şubat 1981 tarihinde oynanmıştı.
Doğrusu 1973'ten beri Ankara'da yaşayan ve 43 yıldır haşır neşir olduğum 2 kulüp için en acı verici olay bence bu olmalı…
Bu acı gerçek yönetim ve teknik kadro tarafından mutlaka bir motive aracı olarak kullanılmalı. Derbiye çıkan takımların biri 111, diğeri ise 98 yıllık bir geçmişe sahip… Üstelik öyle eften püften bir geçmiş değil… Futboldan önce Vatan Sevgisi ile yoğrulmuş, milli mücadeleye katkı sağlanmış, uğruna şehitler verilmiş, ayrıca başarılar kazanmış, şampiyonluklara ulaşılmış, kupalar kaldırılmışlıklarla dopdolu bir geçmiş.
Bu şanlı geçmişler öyle bir kullanılmalı ki nedeni ne olursa olsun yedekte kalan bir futbolcu, sosyal medyada gülme emojili bir paylaşım yapma cesaretini kendinde bulmasın… Daha da kötüsü, takım arkadaşlarının bir kısmı da onu beğenmeye veya RT etmeye cüret etmesin…
Bunu yapan da 2004 yılından beri Kırımız-kara formasını sırtına geçirmiş, kardeş kulüp Hacettepe'de geçirdiği 2 sezon sonrası yeniden yuvaya dönmüş, gelişimini bu kulübe borçlu bir futbolcu.
Sorunun olabilir, haklı da olabilirsin ama takımının en çok ihtiyacı olduğu bir dönemde hem de ezeli rakibinle karşılaşacağın bir maç öncesi, ucu her yöne çekilebilecek bir paylaşım yapmak da neyin nesi.
Araştırdım, bu futbolcu yani Arda Kızıldağ takımdan gitmek istiyormuş… Ama transfer sona ermesine rağmen menajerinin de kulüp bulamamasının acısını şimdi çeşitli bahanelerle oynamayarak kulübünden çıkartmaya kararlı gibi görünüyor. Buna da yine kendisi gibi alt yapıdan gelen ve en önemlisi de aynı menajere bağlı bir iki arkadaşı destek oluyormuş…
Bakın aklıma kim geldi:
Tabi ki Gökhan Gönül…
Gençlerbirliği Oftaş'ta oynadığı dönemde teknik direktör o zaman da tesadüfe bakın ki Metin Diyadin idi. Gökhan Gönül de tıpkı Arda'nınkine benzer davranışlar göstermeye başlayınca Diyadin onu 4 hafta kadar bir süre bençte misafir etti. Ne zaman Gökhan Gönül'ün aklı başına gelince yeniden kadroda oynamaya başladı. Sonrasını da biliyorsunuz. Diyadin hocanın Aziz Yıldırım'a verdiği 'Sağın Roberto Carlos'u olur' kefaletiyle Fenerbahçe'ye transfer oldu ve bugünkü durumuna kadar geldi.
Şimdi bu genç ve yetenekli kardeşime söylüyorum. Sevgili Arda ya Gökhan Gönül gibi olursun ya da bu kafayla kaybolur gidersin… Tercih senin.
Şu unutulmamalı…Hiç kimse takımından büyük değildir. Hele böyle bir içi boşaltılmış bir Gençlerbirliği (tam 33 futbolcu gitmiş) takımı için Arda'nın hatta aynı kafadaki arkadaşlarının gitmesinin o kadar sorun olmayacağı da bir gerçek.