Yapay zeka destekli sohbet uygulamalarının yalnızca bilgi veren araçlar olmaktan çıkarak dinleyen, teselli eden ve tavsiyelerde bulunan dijital eşlikçilere dönüşmesi, insanların teknolojiyle kurduğu ilişkinin niteliğini de değiştiriyor. Psikolojik Danışman ve Yazar Kübra Karahanoğlu’na göre bunun temelinde modern hayatın beraberinde getirdiği yalnızlık, ulaşılabilir olma ihtiyacı ve yargılanmadan konuşabilme arzusu bulunuyor. İnsanlar günün her saatinde yapay zekaya ulaşabiliyor, karşısındaki kişiyi rahatsız etme ya da sıkma kaygısı yaşamadan içinden geçenleri anlatabiliyor.

“BİR PROVA ALANI OLARAK GÖRÜLEBİLİR”
Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarının insanları sürekli birbirine ulaştırmasına rağmen yalnızlık duygusunu ortadan kaldırmadığını belirten Karahanoğlu, “ulaşılabilir olmak” ile “anlaşılmak” arasındaki farka dikkat çekti. Ona göre insanın ihtiyacı yüzlerce etkileşimden çok, kendisini gerçekten anlatabildiği ve duygusal temas kurabildiği ilişkiler. Yapay zeka ise özellikle sosyal kaygı veya iletişim güçlüğü yaşayan kişiler için güvenli bir iletişim alanı sunabiliyor; kişi düşüncelerini ifade etmek, zor bir konuşmaya hazırlanmak veya nasıl iletişim kuracağını görmek için yapay zekayı bir prova alanı olarak kullanabiliyor.
“YAPAY ZEKA İNSAN İLİŞKİLERİNİN ALTERNATİFİ DEĞİL”
“Bu bağ beni hayata daha fazla mı bağlıyor, yoksa hayattan mı koparıyor?” sorusunun önem taşıdığını vurgulayan Karahanoğlu, yapay zekanın insan ilişkilerinin alternatifi değil, onları destekleyen bir araç olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Gerçek ilişkilerde yaşanan anlaşmazlıkların, reddedilmenin ve çatışmaların da insanın sabır, empati ve sınır koyma becerilerini geliştiren deneyimler olduğunu hatırlatan Karahanoğlu, geleceğin sağlıklı dijital iletişim anlayışını ise şu sözlerle özetledi: Yapay zeka ile bağ kur, ancak insanlarla bağını koparmadan…
Devamı için tıklayınız.





