Sakarya Meydan Muharebesi’nin 105’inci yılı dolayısıyla Ankara’da düzenlenen program kapsamında katılımcılar, muharebenin yaşandığı alanları yerinde görmek üzere gün boyunca tarihi bir güzergâhta ilerledi. 23 Ağustos 1921’de başlayan ve 13 Eylül’de sona eren 22 gün 22 gece süren muharebenin izlerini taşıyan Mangal Dağı mevzileri ve şehitliği, Evliyafakı Köyü ve “Sath-ı Müdafaa”, Binbaşı Hüseyin Avni Bey Şehitliği, Gülçeşme Yaylası, 190’ıncı Alay ve Duatepe ziyaret edildi.
Sabah saatlerinde başlayan program boyunca katılımcılara savaşın kritik safhaları, savunma hatları ve bölgede yaşanan çatışmalar Dr. Selim Erdoğan tarafından olayların geçtiği noktalarda anlatıldı. Tarihi alanlardaki gezinin ardından program Duatepe’deki anma bölümüyle tamamlandı.

MANGALDAĞI’NDA SAKARYA’NIN İLK GÜNLERİNE YOLCULUK
Sakarya Meydan Muharebesi’nin 23 Ağustos 1921’de başlayan ilk günleri, etkinliğin ilk durağı Mangaldağı’nda katılımcılara savaşın yaşandığı arazi üzerinden anlatıldı. Haymana’dan Mangaldağı’na uzanan güzergâhın da savaş alanı olduğuna dikkat çeken Dr. Selim Erdoğan, Yunan birliklerinin saldırı hattını ve Türk savunma mevzilerini anlattı. Erdoğan, “Evet, bulunduğumuz yer Mangaldağı. Otobüslere bindiğiniz yerden itibaren, Haymana merkezden itibaren gelirken geçtiğiniz her metrekare harp sahasıydı. Haymana işgal görmedi, çekildiğimiz son noktaydı. Biz zamanda biraz geriye yolculuk yaptık. Haymana’dan, yani 2 Eylül, 3 Eylül’den 23 Ağustos’a geldik. Şu anda 23 Ağustos 1921’deysek, saat 11 sularında Büyük Konak Görmez, Küçük Konak Görmez hattından buraya doğru arazi arızalarını ve mevsimlik dere yataklarını takip ederek, atış menziline gelene kadar piyade yürüyerek geldiler. Saat 11 sularında taarruz çıkış hatlarına geldiklerinde, sırtların arkasındaki Yunan topçusu Mangaldağı mevzilerimizi dövmeye başladı. Birazdan yukarıya doğru çıkacağız. Yukarı çıktıkça Yunanlıların geldiği istikameti ve arazi arızalarını daha net göreceksiniz. Savunma hattımızı, Demirez Vadisi’nin yaslandığı Türbetepe’yi ve onun arkasındaki İkiz Tepeleri bu şekilde görme şansınız olacak.” dedi.

“26 AĞUSTOS AKŞAMI ÇOK KRİTİKTİ”
Cephenin 26 Ağustos akşamındaki durumuna dikkat çeken Dr. Selim Erdoğan, tümen komutanlarından gelen raporların ardından Ankara’nın tahliyesinin dahi gündeme geldiğini belirterek, “26 Ağustos akşamı çok kritikti. Artık eldeki ihtiyatlar da gerçek anlamda bir savunma duvarı oluşturmaya yetmemeye başlamıştı. Cephedeki özellikle tümen komutanlarından başkomutanlık karargâhına giden raporlar son derece iç karartıcı. Artık dayanacak güçlerinin kalmadığını söylüyorlar. Bütün tümen komutanlarından yaklaşık bu şekilde haberler gelmeye başlayınca belli bir noktadan sonra Ankara’yı boşaltalım mı, muharebeler Ankara sokaklarına kadar sirayet edecek mi, yavaş yavaş Kırşehir hatta Kayseri’ye taşıyalım mı, bunlar konuşulmaya başlanıyor. Hatta Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Savunma Bakanı Fevzi Bey’e gönderdiği ilk telgrafında muharebelerin Ankara’ya sirayet etme ihtimali bulunduğunu, bu nedenle bürokrasinin yavaş yavaş Ankara’dan tahliye edilmesinin düşünülebileceğini söylüyor.” ifadelerini kullandı.

“HATTI MÜDAFAA YOKTUR, SATHI MÜDAFAA VARDIR”
Erdoğan, Mustafa Kemal Paşa’nın savunma anlayışının belirli bir hattı korumaktan ziyade, geri çekilirken mücadeleyi sürdürmek üzerine kurulduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Mustafa Kemal’in savunma stratejisinde düşmanı sürekli muharebenin içinde tutarak eritmek var. Yavaş yavaş bozkırda geriye çekilerek onu bozkırın içine doğru çekiyoruz. Ama bunu yaparken muhaberesiz, kayıp vermeden, zayiatsız geçmesine izin vermeyeceğiz. Her an muharebenin içinde olacak ki her an kayıp versin düşman. Bizim hedefimiz bu.”
“HER METREKAREDE MUHAREBE VAR”
27 Ağustos’tan itibaren savunma hattının geriye doğru nasıl şekillendiğini anlatan Dr. Selim Erdoğan, İkiz Tepeler ve çevresindeki şehitliklere dikkat çekti. Bölgede yalnızca belirlenen şehitliklerde değil, henüz araştırılmamış alanlarda da savaşın izlerinin bulunduğunu belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İkiz Tepeler Şehitliği’nde 15. Tümen’in şehitleri var. 27 Ağustos sabahından itibaren dövüşe dövüşe çekilirken dövüştüğümüz yerlerden biri de burası. İkiz Tepeler’le Türbeçal Tepe arasında, Evliya Fakı köyü de dahil olmak üzere bu alanda satıh savunması yaparken şehit olan, çoğunluğu 15. Tümen’den askerlerimizin defnedildiği yerler bulunuyor. Sadece burası değil, arkamızda kalan tarlalarda da yukarıdaki Türbeçal Tepe hizasına kadar her metrekarede muharebe var.”

“DÖRT BİNİ AŞKIN ŞEHİDİN YERİ BELİRLENDİ”
Sakarya Meydan Muharebesi sahasında yürütülen çalışmalarla tespit edilen şehitliklere ilişkin bilgi veren Dr. Selim Erdoğan, bölgede henüz ulaşılamayan çok sayıda şehidin bulunduğuna dikkat çekti. Erdoğan, saha çalışmalarının önemine işaret ederek şu ifadeleri kullandı: “Şu ana kadar Sakarya Meydan Muharebesi sahasında yeri belirlenen, kesinlikle şehit olduğundan emin olduğumuz 4 bini geçti ama daha nereden bakarsanız bakınız 8 bin 500-9 bin kadar eksik, hâlâ kayıp şehidimiz var. Sakarya Meydan Muharebesi’ne katılan askerlerden, toplam tüfek sayısına vurduğunuz zaman her üç askerden biri en azından yaralandı.”

“MERAKI UYANDIRMAK ÖNEMLİ”
Etkinliğin son bölümünde Duatepe’de katılımcılara seslenen Dr. Selim Erdoğan, 2015 yılında Millî Park ilan edilen Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Millî Parkı’nın geliştirilmesi için başta Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü ve Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Millî Park Müdürlüğü olmak üzere Haymana, Polatlı ve Ankara Büyükşehir belediyelerinin çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Erdoğan, gezinin tüm tarihi kısa sürede anlatmaktan çok katılımcılarda yeni sorular ve araştırma isteği oluşturmasının önemli olduğunu vurgulayarak, “Ben size her şeyi anlatamam bu mümkün değil. Her yeri görmeniz bu kadar kısa zamanda bu kadar kalabalık bir grupla zaten mümkün değil. Önemli olan daha fazlasını öğrenmeniz için kafanızda o soru işaretlerini oluşturmak, merakı uyandırmak. Çok teşekkür ediyorum geldiğiniz için. Var olun.” dedi.





