İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Geleceğimiz yeşersin diye organik fide

Genel

Çankaya Belediye Başkanı Taşdelen'den “19 Mayıs” mesajı

Genel

Mamak'ta kitap kapınızda

Genel

Çankaya'dan vergi hatırlatması

Genel

Semt pazarlarına yeni düzen

Genel

Mamak botanik bahçesine dönüştü

Genel

Başkent'te 19 Mayıs ruhu yaşatılacak

Genel

Altındağ Devlet Hastanesi projesi devlet yatırım programına alındı

Genel

Başkan Altınok'tan bayram mesaisi

Genel

Başkent'in gökkuşağı tepeleri

Genel

Çankaya'da sanatla buluşma zamanı

Genel

Keçiören'deki Su ve Gül Meydanı'nda görsel şölen başladı

Sağlık

Sağlık Haberleri

Sağlık emekçileri haklarını istiyor

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 19.04.2021 09:58
Sağlık emekçileri haklarını istiyor

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eş Genel Başkanı Selma Atabey, yayınlanan Sağlık Bakanlığı genelgesi ve salgındaki son duruma ilişkin, “Sağlık emekçileriyle ilgili son yayınlanan genelge ile izin ve idari izin hakkımızın ortadan kaldırılmasını, sürgünlerin önünün açılmasını kabul etmiyoruz. Dinlenme hakkımız aynı zamanda yaşam hakkımızdır, yaşatmak için yaşamak istiyoruz, yaşam hakkımıza sahip çıkıyoruz.” dedi.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, yayınlanan Sağlık Bakanlığı genelgesi ve salgındaki son duruma ilişkin basın toplantısı düzenleyerek çeşitli değerlendirmelerde bulundu. SES adına konuşan SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey, “Tüm enfeksiyonlarda olduğu gibi Kovid-19 hastalığında da çalışanlar arasında en yüksek enfeksiyon riski olan meslek grubu sağlık çalışanlarıdır. Tüm dünyadaki insanlar salgının kontrol altına alınabilmesi için mümkün olduğunca evlerinde kalmaya çalışırlarken sağlık çalışanları ise artan iş yükünün doğal bir sonucu olarak her zamankinden daha fazla çalışmak zorunda bırakıldılar.” denildi.

Atabey, aşı konusuna değinerek, şunları söyledi: “1 Mart 2021 tarihinde toplumsal bağışıklığın tamamlanmadığı, aşıya erişimde yaşanan zorluklar ve eşitsizliğin olduğu bu süreçte alınan sözde kademeli normalleşme kararı ile birlikte yapılan lebalep kongrelerin sonucu olarak vaka sayıları hızla artamaya başladı. Yeniden kısıtlama kararı alınan 15 Nisan 2021 itibari ile şubat ayındaki vaka ve ölüm sayılarına oranla 10 kat artmış durumdadır. Günlük vaka sayımız 62 bine dayandı. Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise günlük 297 kişiye yükseldi. Turkuaz tabloda eleştirilere rağmen ısrarla yer verilen yeni hasta sayısı tırmanışa geçerek 2,845 kişiye yükseldi. Toplam vaka sayısı 4 milyonu geçti (4 milyon 86 bin 957 kişi), toplam can kaybı 35 bin 31 kişiye yükseldi. Oysaki bu sayıların gerçeği yansıtmadığını ve bu verilen sayılardan çok daha fazla hasta ve ölüm olduğunu hepimiz biliyoruz. Alınmayan tedbirler ve var olan eşitsizliklerin kendisi Kovid-19’un yayılması ve ölümcüllüğünün artması gibi bir işlev görmüş, dezavantajlı sınıflar bundan kaynaklı daha çok hasta olmuş ve daha çok ölmüştür ama bu durum karar alıcıların ve sermayenin umurunda bile olmamıştır.”

Atabey, sağlık çalışanlarında Kovid-19 sıklığının arttığını ifade ederek şöyle konuştu: “Yapılan birçok bilimsel çalışmada çeşitli ülkelerden elde edilen verilere göre sağlık çalışanlarında Kovid-19 sıklığı toplumun çok üstündedir. Şimdiye kadar yapılan tespitler doğrultusunda 391 sağlık emekçisi hayatını kaybetti ve 180 binin üzerinde sağlık çalışanı enfekte oldu. Uluslararası Çalışma Örgütü gibi kuruluşlar ve 129 ülkenin meslek hastalığı olarak kabul ettiği bu durum yasal düzenlemelerimize göre meslek hastalığı veya iş kazası olarak tanımlanmasına rağmen ülkemizde bildirim yaptırılması ekonomiye yükünden dolayı engellenmektedir. Yine salgının en ön safında mücadele etmesine rağmen salgının bitirilmesinde kilit faktör olan sağlık emekçilerinin de aynı kaygıdan olsa gerek, temel ücreti arttırılmamakta; verdikleri 3600 ek gösterge sözü yerine getirilmemektedir.”

SAĞLIK EMEKÇİLERİ GÜÇLENDİRİLMELİ

Atabey, DSÖ’nün sağlık çalışanları ile ilgili söylemlerini hatırlatarak, “Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü gibi kuruluşlar pandeminin başından beri pandemiyle mücadelede sağlık emekçilerinin güçlendirilmesi, insanca çalışma koşullarının yaratılması, yeterli dinlenebilecekleri şartların sağlanması ve ücretlerinin iyileştirilmesi gerektiği defalarca dillendirilmiş durumdadır. Fakat sağlık emekçileri nitelikli, kişiye uygun, yeterli sayıda koruyucu ekipmana erişemezse, iş yükünden dolayı bu ekipmanları kullanamazsa, riskine ve emeğine göre ücret alamazsa, dinlenemezse, daha iyi beslenemezse, evindeki çocuğunun, bakıma muhtaç yakınının bakım sorunu giderilmezse, düzenli test yapılmazsa, istihdam eksikliği giderilmezse, şiddet görürse, kendini değersiz hissederse, meslek odaları ve sendikaları karar alma süreçlerinde yer almazsa bu salgınla mücadele edilemez. Tıpkı şimdi olduğu gibi salgın kontrol altına alınamaz.”

Yaşanan sürgün olaylarına dikkat çeken Atabey, şu iddialarda bulundu: “Batman’da sosyal hizmetlerde çalışan ve filyasyonda görevlendirilen sosyal hizmet emekçileri sırf kişisel koruyucu ekipman istedikleri için sürgün edildiler. İzmir’de sendikamızın hayatını kaybeden sağlık emekçileri için düzenlediği anma etkinliğini gerçekleştirdikleri için temsilcimiz ve üyemiz sürgün edildiler bu da yetmezmiş gibi açığa alındılar. Bizden her türlü fedakarlığı ve azmi bekleyenler hakkımız olanı talep ettiğimizde veya önlenebilir bir sebeple hayatını kaybetmiş sağlık emekçilerini andığımızda her türlü baskı ve haksız hukuksuz uygulamayı bizlere reva görmektedir. Emeğimizi görmeyen, emeğimizin hakkını vermeyen ve bu antidemokratik uygulamalardan kaynaklı tükendik, ölüyoruz. Sağlık emekçilerinin 14 aydır bütün uyarılarına kulak tıkayan hükümet sürecin başından beri alınması gereken hiçbir toplumsal önlemi almamış durumdadır. Sağlık alanında örgütlü emek ve meslek örgütleri defalarca kontrolsüz normalleşme ile sağlık krizinin derinleşeceği uyarısında bulunmuştur. Ancak buna rağmen Sağlık Bakanlığı’nın son genelgesi ile pandemiyle mücadelede temel stratejinin yine sağlık emekçilerini öldüresiye çalıştırmak olduğunu ilan edilmiştir.”

Atabey, “Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeye göre, 2020 Kasım ayında Sağlık Bakanlığı genelgesi ile her ne sebeple olursa olsun görevden çekilme (istifa) talebi kabul edilmeyecek dendi ve bu yasak hala devam etmektedir. OHAL ilan edilmeden istifa ve emeklilik yasağı getirilemeyeceği ortadayken sağlık emekçilerinin bu haklarının ellerinden alınması Anayasaya aykırıdır. Yine bu 2’nci genelgede iller arası geçici görevlendirilen (resen atanan) personelin derhal ayrılışı yapılarak görevlendirildiği yere gitmesi sağlanacak denmektedir. Pratikte bunun karşılığı Batman ve İzmir örneğinde yaşadığımız gibi çoğunlukla sürgün anlamına gelmektedir. Oysa sürgün suçtur, bu durum kabul edilemez.” diye konuştu.

SAĞLIKÇILARIN TALEPLERİ

Atabey, sağlık emekçileri adına Sağlık Bakanlığına çağrıda bulunarak, şu talepleri sıraladı:

-Kadın emekçileri hamile olduğu tespiti yapıldığından itibaren idari izinli sayılmalıdır.

-Emziren annelerin sadece süt izinleri kapsamında değerlendirilmemesi ve emziren annelere idari izin verilmesi gerekmektedir.

 - Atama bekleyen binlerce sağlık emekçisinin derhal kadrolu, güvenceli ataması yapılmalıdır.

- Haksız, hukuksuz şekilde işlerinden edilmiş hepsi de uzun yıllarını meslekte geçirmiş tecrübeli insanlar olan KHK’li sağlık emekçileri işlerine döndürülmelidir.

- Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yasasının kaldırılmalı ve bu sebeple işe başlatılmayan sağlık emekçileri bir an önce işlerine başlatılmalıdır.

- Pandemi yönetiminde sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri karar alma süreçlerine dahil edilmelidir.

- Kovid-19 iş kazası ve meslek hastalığı kapsamına alınmalıdır.

- Sağlıkta şiddet önlenmelidir.

- Bütün sağlık emekçilerinin temel ücretleri yoksulluk sınırının üzerinde olacak şekilde düzenlenmelidir.

- Kronik hastalığı olan ve 60 yaş üstü tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine idari izin verilmelidir.