İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

"Gençlerin günde ortalama 2 saat 13 dakikası internette geçiyor"

Genel

Ankara'da geleneksel Türk silahları müzesi açıldı

Magazin

Didim'de Miss Apollon güzeli Rus Valeria seçildi 

Genel

Yenimahalle'de yaz okulları başlıyor

Teknoloji

Baran: Gençlerin önünün açılması gerek

Genel

Anneler, çocuklarıyla parklardaki atıkları topluyor

Genel

Yaşlılar çocukluk günlerine döndü

Spor

Yenimahalleli sporcular İtalya'dan dereceyle döndü

Kültür-Sanat

Nöbetçi Tiyatro'da 'Kaşıkçılar' sanatseverlerle buluşacak

Kültür-Sanat

Çocuk sinemacıların filmleri beyaz perdede

Kültür-Sanat

Fotoğraf tutkunları Frigya'da buluşuyor

Kültür-Sanat

Karsu Dönmez Caz Festivali”nde sahne aldı 

Sağlık

Sağlık Haberleri

Bağırsaklarınızın sesine kulak verin!

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 12.01.2019 12:06
Bağırsaklarınızın sesine kulak verin!

Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Filiz Akyüz, insanların sık yaşadığı şişkinlik, gaz ve geğirme sorunlarına ilişkin bilgilendirici açıklamalarda bulundu. Akyüz, “Gözle görülür anormallikler yok iken bu şikayetler irritable (hassas) bağırsak sendromu, fonksiyonel hazımsızlık gibi fonksiyonel hastalıklara (saptanabilir bir anormallik olmaması) eşlik edebilir.” dedi.

Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Filiz Akyüz, şişkinlik, gaz ve geğirme sorunlarına ilişkin çeşitli açıklamalarda bulundu. Akyüz, “Laktoz intoleransı, fruktoz intoleransı, fruktan tüketimi, sorbitol tüketimi, gluten duyarlılığı, peptik ülser, reflü, kronik kabızlık, safra taşı hastalıkları ile birlikte veya tek başına da görülebilir. Bu hastalarda, gastrointestinal sistemde çok miktarda gaz veya hava içeriğinin nereden kaynaklandığı sorusu akla gelebilir. Olası nedenler; barsakta gaz üretiminin artması (sindirilmiş karbonhidrat veya bakteriyel aşırı gelişimden dolayı), gastrointestinal sistemde hareket bozukluğuna bağlı birikmiş havanın boşalamaması, fazla hava yutma (aerofaji) olabilir.” diye konuştu.

HAVA YUTMA

Yemek yeme ve su içme esnasında hava yutma normal fizyolojik bir olay olduğuna işaret eden Akyüz, şunları söyledi: “Sağlıklı insanlarda yapılan bir çalışmalarda 10 ml sıvı ile yaklaşık 8-32 mililitre hava yutulduğu gösterilmiştir. Dik pozisyonda yutulmuş hava midenin üst kısmında birikir. Midenin üst bölgesindeki gerilme ile birlikte yemek borusu ile mide bileşkesinde geçici gevşeme olur. Böylece yutulmuş hava dışarı çıkar. Hava yemek borusuna girdiğinde gerilmeye neden olur. Böylece yemek borusunun üst kısmı gevşer ve gaz yutağa doğru kaçarak ağız yolu ile atılır (geğirme). Yemek sonrası 3-4 geğirme normaldir. Bu yutkunma esnasında havanın yutulmasından kaynaklanmaktadır. Geğir- me reflü ve fonksiyonel hazımsızlıkta sık görül-mekle birlikte tek başına bir şikayet olarak da görülebilen bir fonksiyonel gastrointestinal sistem hastalığıdır.” Hava yutan hastaların yaşadıklarına değinen Akyüz, “Klinik olarak hava yutan bu hastalarda, sık ve fazla miktarda hava yutması sonucu şişkinlik ve karında gerginlik gibi şikayetler ortaya çıkar. Yutulan havanın bir kısmı “mideden geğirme” sonucu dışarı atılır. Bir kısmı ise bağırsaklara ulaşarak karında gerilmeye ve şişkinliğe neden olur. Tek başına tekrarlayan geğirmelerde ise dışarı atılan hava mide kaynaklı değildir. Yutulan hava mideye ulaşmadan yemek borusunda hapsedilerek mideye geçmeden hemen tekrar ağızdan çıkarılır. Bu ‘midenin üzerindeki geğirme’ olarak adlandırılır. Psikolojik faktörlerin bu hastalıkta önemli olduğu saptanmış ve tedavi yönetiminde esas olan davra-nış terapisi önerilmektedir. Mideden olan geğirmede hava mideden yemek borusuna doğru geçer ve ağızdan atılır. Bazı gelişmiş teknikler ile (burundan kateter yerleştirilerek-impedans) iki farklı tipteki geğirme ayırt edilebilir. Hastalık diyebilmemiz için; hava yutmanın haftada en az birkaç defa olması ve yaşam kalitesini bozması gereklidir.” diye konuştu.

TEDAVİ

Tedavide dikkat edilecek noktalara değinen Akyüz, “Tedavide eğer altta yatan bir hastalık tespit edilmiş ise (reflü, safra taşı veya ülser gibi) onun tedavisi önerilir. Aksi takdirde; davranış terapisi, konuşma terapisi, ilaçlar ve diyet önerilir. Hekimlerin gaz tedavisinde en fazla kullandıkları ilaçlar; mide asit baskılayıcılar yüzde 22; barsak hareketlerini artırıcı ilaçlar yüzde 10, Anksiyolitik yüzde 8, Antidepresan yüzde 6, Laksatif (ishal yapan ilaçlar) yüzde 6, Simetikon yüzde 4, Laktaz enzim replasmanı yüzde 2.5, Antibiyotik yüzde 2.5. Bu ilaçların yararı hastaya göre değişmekle birlikte yüzde 30-40 hastada etkili olabilir.” açıklamalarında bulundu. Bağırsak gazı ve karın şişkinliği ön planda olan hastalarda diyet ile ilişkisi sorgulanması gerektiğini ifade eden Akyüz, “Diyet önerisi yaparken hastaya en fazla dokunan ve yedikten sonra şikayet oluşturan gıdaların diyetten çıkarılması önerilmektedir. Genel olarak egzersiz, diyet düzenlenmesi ve stresten uzak kalmak veya stresi yönetebilmeyi öğrenmek, eğer altta yatan bir hastalık yoksa gaz ve şişkinlik tedavisinde etkili olabilmektedir. Yukarıda bahsedilen ilaçlardan da zaman zaman tedavide yararlanılmaktadır. Sonuç olarak, geğirti daha çok üst gastrointestinal sistemden kaynaklanmaktadır. Gaz, şişkinlik ise alt gastrointestinal sistemden kaynaklanmaktadır.” ifadelerini kullandı.