İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Teknofest'i uluslararası bir boyuta taşımak istiyoruz" 

Kültür-Sanat

"Akide Şekeri" sanatseverlerle buluşacak

Genel

Altındağ'da “Müzeler Seni Çağırıyor” kampanyası 

Genel

"Gençlerin günde ortalama 2 saat 13 dakikası internette geçiyor"

Genel

Ankara'da geleneksel Türk silahları müzesi açıldı

Magazin

Didim'de Miss Apollon güzeli Rus Valeria seçildi 

Genel

Yenimahalle'de yaz okulları başlıyor

Teknoloji

Baran: Gençlerin önünün açılması gerek

Genel

Anneler, çocuklarıyla parklardaki atıkları topluyor

Genel

Yaşlılar çocukluk günlerine döndü

Spor

Yenimahalleli sporcular İtalya'dan dereceyle döndü

Kültür-Sanat

Nöbetçi Tiyatro'da 'Kaşıkçılar' sanatseverlerle buluşacak

Politika

Politika Haberleri

CHP "PKK ile iş birliği" iddialarını yargıya taşıyor

AA 25.03.2019 17:15
CHP

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, "(Belediye meclis üyeliklerine PKK bağlantılı kişilerin aday gösterildiği iddiası) Bu iddialarla ilgili arkadaşlarımız suç duyurusunda bulunacaklardır, tazminat davaları açacaklardır. Partimiz de bununla ilgili suç duyurusunda bulunacak ve tazminat davası açacaktır" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, terör örgütü PKK ile bağlantılı kişilerin belediye meclis üyeliğine aday gösterildiği iddialarına ilişkin, "Bu iddialarla ilgili arkadaşlarımız suç duyurusunda bulunacaklardır, tazminat davaları açacaklardır. Partimiz de bununla ilgili suç duyurusunda bulunacak ve tazminat davası açacaktır." dedi.

Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, yerel seçimlere çok kısa bir zamanın kaldığını, kampanya süresince kimsenin kalbini kırmamaya özen gösterdiklerini, gönül kırmaya değil, gönül yapmaya uğraştıklarını söyledi.

CHP ve İYİ Parti'den oluşan Millet iş birliğinin kampanya boyunca milletin dertleriyle dertlenip, milletin sesi olmaya çalıştığını belirten Öztrak, buna karşılık "saray koalisyonunun" daha önce hiçbir seçimde görülmemiş bir biçimde son derece adaletsiz ve seviyesiz bir kampanya yürüttüğünü savundu.

"Saray ve onun bekçisi Allah'tan korkmayı, kuldan utanmayı bir kenara bıraktılar." diyen Öztrak, Cumhurbaşkanlığı zırhına sığınmış, seçim yasaklarına tabi olmayan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hiçbir koruması olmayan, seçim yasaklarına uymak zorunda olan muhalefet partilerinin genel başkanlarına her türlü hakaret ve tehditte bulunduğunu ileri sürdü.

Medyayı ele geçiren saray iktidarının, kampanya süresince muhalefetin sözünü kesmek için elinden geleni ardına koymadığını, kutuplaştırıcı bir siyaset yaptığını savunan Öztrak, "Önce 'dış güçler saldırıyor' dediler, tutmadı. Sonra 'çiftçiyi, esnafı, marketleri hain çete' ilan ederek mutfaktaki yangının sorumluluğunu onlara yüklemeye çalıştılar, o da olmadı. Bunun üzerine devreye 'beka' senaryolarını soktular. Milletimiz engin mizah gücüyle bu bekanın şifrelerini çözdü, bunun Bahçeli-Erdoğan koltuk aşkı ittifakının baş harfleri olduğunu ortaya koydu." diye konuştu.

Milli iradeyi, yargı bağımsızlığını hiçe sayan konuşmalar yapıldığını kaydeden Öztrak, şöyle devam etti:

"Her gün yeni bir provokasyon ortaya çıkıyor. Son olarak CHP'nin hiçbir zaman benimsemediği ifadelerin yer aldığı, 'Bu bir halk ayaklanmasıdır' başlıklı bildirilerin hazırlandığı, bu bildirilere partimizin de ambleminin basıldığı, bunların dağıtılacağı istihbaratını aldık. Partimizin dünya görüşüne 180 derece zıt olan bu bildirinin bizimle uzaktan yakından bir ilgisi olmadığını şimdiden söylemek isterim. Bu provokasyonları artık bıraksınlar. Bu seçimin sonuçlarını da edepleriyle kabul etsinler." 

"Sarayın kibirli kişisinin zapt edemediği zehirli dili sadece yurttaşlarımızın arasına nifak sokmakla kalmadı. Ülkemizin uluslararası itibarına da büyük zararlar vermeye devam ediyor." diyen Öztrak, Yeni Zelanda'da 50 Müslümanı katleden teröristin çektiği katliam görüntülerinin seçim meydanlarında gösterilmesini eleştirdi.

"Akla hayale gelmeyen işler yapıyorlar"

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün oluşturduğu Çanakkale ruhunun paramparça edildiğini ileri süren Öztrak, "Yeni Zelanda'daki hain terörü kendi seçim kampanyasına meze yapmak isteyen saray kantarın topuzunu yine kaçırdı. İki dost ülke Yeni Zelanda ve Avustralya'ya diplomatik adaba sığmayan bir takım rencide edici sözler sarf etti." dedi.

Öztrak, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern'in bu acıdan ülkesini birleştirip, kucaklayarak çıkarken tüm dünyanın takdirini kazandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Aynı acıdan ülkesini bölüp parçalamaya uğraşan Erdoğan'ı ise tüm dünya ayıpladı. Türkiye'nin itibarı, ona en fazla ihtiyacımız olduğu bir zamanda zedelendi. Bu adaletsizliğin, seviyesizliğin ve çamur siyasetinin nedeni çok açıktır. Mutfakta büyüyen yangın görülmesin. İşini kaybeden 633 bin yurttaşımızın, işsiz 8 milyon vatandaşımızın sesleri duyulmasın. Artan iflas ve konkordatolar konuşulmasın. Suriyelilere bütçeye yük olmadan 35 milyar dolar bulacak formülü geliştiren sarayın 3600 ek gösterge için, emeklilikte yaşa takılanlar, atanamayan öğretmenler için kılını bile kıpırdatmadığı gündeme gelmesin. İki Trakya büyüklüğünde arazisini ekmekten vazgeçen çiftçimize taktıkları devlet borcunun, yabancı çiftçilere ödenen 95 milyar doların farkına varılmasın. İşte bunları vatandaşlarımızın gözünden kaçırmak için sarayın kibirli kişisi ve onun sadık bekçisi, 10 parmaklarında 10 kara, kendilerinden olmayan herkese sürüp duruyorlar. Yanlış politikalarıyla sebep oldukları ekonomik krizin üstünü örtmek için akla hayale gelmeyen işler yapıyorlar."

"Provokatör arıyorsanız..."

İktidarın, seçimi kaybetme korkusuyla işin sonunu hiç düşünmeden izandan, vicdandan, edepten yoksun bir kampanya yürüttüğünü öne süren Öztrak, "Şimdi soruyorum, 1 Nisan sabahı bu sözleri sarf eden Erdoğan milletin yüzüne nasıl bakacak? Nasıl diyecek ki 'Ben bu ülkede 82 milyonun cumhurbaşkanıyım.' En önemlisi, 1 Nisan sabahından itibaren ekonomideki ateşten gömleği giyip ekonomiyi nasıl yönetebilecek?" diye sordu.

Seçimden sonra milleti ekonomide çok acı bir reçetenin beklediğini savunan Öztrak, şunları ifade etti: "Bu kadar hırpalanan, örselenen, parçalanan, arasına nifak sokulan milletimiz bu reçetede yer alan acı ilaçları içmeye nasıl ikna edilebilecek? Erdoğan millete bu konuda nasıl güvence verecek? Halkı nasıl ikna edecek? Dövizin, faizin ateşi yeniden çıkmaya başladı. 'Provokatif eylemlere girenler bunun bedelini öderler' diye meydanlarda bağırıyorlar. Bir taraftan da bankalar ve uluslararası yatırımcılar hakkında soruşturmalar başlatıyorlar. Oysa provokatör arıyorsanız, o kadar uzaklara bakmaya gerek yok. Damat bakan bir süre ortadan kaybolmuştu, rahattık. Geçtimiz hafta ortaya çıktı 'döviz şöyle, faiz böyle' diye konuştu, 'dolara demir yumruğumuzu vurduk' deyip, 'yasakçı kumanda ekonomisi' söylemlerine kadar yürüdü. Piyasalar döviz hesaplarına gelen ilave vergiyle zaten irkilmişti, döviz rezervlerindeki hızlı erime de onları rahatsız etmeye başlamıştı, bir de sosyete damat sulu bir üslupla ileri geri konuşunca, piyasalar yeniden karıştı. Sarayın kibirli kişisi ve bekçisi ekonomide provokatör arıyorsa, yanı başlarındaki sarayın damadına bakacaklar."

"Artık gemi demir tutmuyor"

Krizin başından beri saray iktidarının dişe dokunur, ekonominin dayanıklılığını artıracak tedbirler almadığını savunan Öztrak, "Lafla, aspirinle, pansumanla bu işleri götürmeye çalışıyorlar ama artık gemi demir tutmuyor, sürükleniyor." dedi. Ekonominin iki çeyrektir daraldığını, Türkiye'nin enflasyonda dünyanın 10 ülkesi arasına girdiğini kaydeden Öztrak, "Mutfaktaki yangın bir türlü sönmüyor. Marketlerde şu anda sivri biberin kilosu 19 lira. Bir kilogram sivri biberin fiyatı neredeyse 3 litre benzine denk hale geldi diyecektim ki, bu akşam benzinin litresine 17 kuruş daha zam geliyormuş yani benzin 7 lira oluyor ama damada sorarsanız ekonomide en kötü geride kaldı." değerlendirmesinde bulundu.

Öztrak, işsizlik rakamlarının zirve yaptığını, son bir yılda 633 bin çalışanın işini kaybettiğini, resmi işsiz sayısının 1 milyon 11 bin kişi arttığını, gerçek işsiz sayısının 8 milyona dayandığını savundu.

Şirketlerin döviz cinsinden borçlarının, hükümetin 2009'dan bu yana izlediği hatalı politikalar nedeniyle 198 milyar dolara ulaştığına dikkati çeken Öztrak, şirketlerin 41 günlük kur farkı zararlarının 43 milyar Türk Lirası olduğunu söyledi. 

Merkez Bankası döviz rezervinin 22 milyar dolara düştüğünü, son 1 yılda rezervlerin 13 milyar dolar eridiğini belirten Öztrak, "Ekonomi dengelenme sürecinde" açıklamalarını eleştirdi.

"Bu adım hemen atılmalı"

Merkez Bankasındaki rezervin ancak 42 gün ithalat yapmaya yettiğini ifade eden Öztrak, "Ondan sonra harç bitti, yapı paydos." ifadesini kullandı. Seçim uğruna döviz rezervlerinin tüketildiğini, emirle, kumandayla ekonomi yönetilip milletin kuyruklara sokulduğunu, 50 milyon dolar için milli harp sanayisinin temel taşlarından Tank Palet Fabrikası'nın Katar ordusuna peşkeş çekildiğini ileri süren Öztrak, "Şimdi kalkmış soruyorlar 'Bizi kim dövüyor'. Sizi, sizden başka döven yok ama maalesef bu dayaktan milletimiz de nasibini alıyor. Vatandaş kendini dövenle, tenceresini boşaltanla mutlaka sandıkta hesaplaşacaktır." diye konuştu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın "Nisanda yeni bir yol haritası açıklayacağız" dediğini hatırlatan Öztrak, "Ekonomide açıklanacak yeni bir yol haritasının ilk maddesi damadın bu görevden alınması olmalıdır. Ekonomi gayriciddiliği kaldırmaz. Gömleğin ilk düğmesi bu olmalıdır. Kayınpeder damadını seviyor olabilir ama milletimiz de kendi evlatlarını seviyor. Milletin evlatlarının kapı kapı, sınav sınav dolaşıp iş bulmak için daha fazla perişan olmamaları için bu adım seçimden sonra hemen atılmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş için "durumu belirsiz" dediğini hatırlatan Öztrak, "Esas onun belediye başkan adaylarının tamamının durumu belirsiz. Bundan önce 'metal yorgunu' deyip milletin seçtiği belediye başkanlarını milli irade cellatlığı yapıp istifa ettirmedi mi?" diye konuştu.

Soruları yanıtladı

Öztrak, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. "CHP listelerinde PKK ile ilişkili kişilerin tespit edildiği" söylemleri sorulan Öztrak, belediye meclis üyeliği için Yüksek Seçim Kurulu'na yapılan başvurularda şartların belli olduğunu söyledi.

Bu kapsamda, CHP'li belediye meclis üyelerininin başvurularının kabul edildiğini belirten Öztrak, "Bu iddialarla ilgili arkadaşlarımız suç duyurusunda bulunacaklardır, tazminat davaları açacaklardır. Çünkü artık yeter. Partimiz de bununla ilgili suç duyurusunda bulunacak ve tazminat davası açacaktır. Kendi gözlerindeki merteği görmeyip, 'çapağa bakın' diyen bir kampanya sürecini yaşıyoruz." dedi.

"Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul ve Ankara'da büyük miting yapacak mı?" sorusuna Öztrak, "Şu anda bir büyük miting yapıp yapmayacağımız netliğe kavuşmuş değil, ama bir kampanya çerçevesinde seçim sürecini götürüyoruz. Eğer böyle bir mitinge ihtiyaç duyulursa yaparız. Görebildiğim kadarıyla şu andaki tablo ülkeyi daha fazla kutuplaştıracak çok büyük gösterilere ihtiyaç olmadığı yönünde CHP açısından." yanıtını verdi.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan, meclis üyeleriyle ilgili iddialarını dile getirirken 'GBT sistemi doğru çalışmıyor, buna tedbir alınmalı.' dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine ise Öztrak, "GBT sistemini CHP mi kurmuş? Bunlar sadece vatandaşı aldatmak için ileri sürülen bir takım gerekçelerdir. GBT sistemi niye çalışmasın? Adalet Bakanı da 'GBT sistemi çalışıyor' diyor. 'İşte yargı devam ediyor, karar yok' diyor. Karar yoksa yargısız infaz yapıyorsunuz böyle birileri varsa ki böyle birilerinin olmadığını da biz iddia ediyoruz." dedi.  

"Bu seçimin ders verme seçimi olup olmadığı" sorulan Öztrak, "Bal gibi ders verme seçimidir. 24 Haziran'da 'Bu kardeşinize oy verin, dövizle, faizle nasıl baş edilir görün' dedi mi demedi mi? Dedi. Peki döviz, faiz ne oldu? Ekonomi ne hale geldi? Açık seçik ortada. Niye? Çünkü tamamen kendilerini düşünüyorlar, milleti unuttular. Millet bu seçimde bir ders vererek, kendisini bu saray iktidarına hatırlatacaktır. Bundan kaçış yoktur." değerlendirmesini yaptı.