İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Eğitim

Bakan Gül ve Selçuk sınıf boyadı

Sağlık

'Çukur' oyuncularından kök hücre bağışı

Kültür-Sanat

"Sihirli flüt", Mozart'ın doğum gününde Türk Marşı çalacak

Genel

Sokak hayvanları için havalandı

Genel

Etkili kar yağışı yüzleri güldürdü 

Genel

Dink suikastı davası 12. yılında

Spor

Sharapova, son şampiyon Wozniacki'yi eledi

Çevre

Longoz ormanı ve Acarlar Gölü bölgesi korunmalı

Genel

Hitit Federasyonu kaynak geliştirme toplantısı yaptı

Genel

Aybüke öğretmenin şehit edilmesi davasında karar

Genel

 Nesibe Aydın Özel Eğitim Kurumları'nın acı günü 

Genel

Sigarayı bırakmak isteyene ücretsiz sağlık hizmeti

Özel Haber

Özel Haber Haberleri

Uzman gözünden nezle-grip

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 11.01.2019 10:42
Uzman gözünden nezle-grip

Aile Hekimi Uzm. Dr. Özgür Akbaba, Kış döneminde grip ve nezle sık görülür. Bunlar soğuk havanın değil virüs denen insandan insana bulaşan mikropların neden olduğu ve yüzde 95’in üstünde bir oranda hiçbir ilaç kullanmasanız da 5-7 gün içinde geçen hastalıklardır.” dedi. Grip nezle konusunda merak edilenleri Akbaba Başkent’e anlattı.

Aile Hekimi Uzm. Dr. Özgür Akbaba, kış mevsimiyle artan grip vakalarına ilişkin bilgi verdi. Akbaba neden grip-nezle oluruz sorusunu yanıtladı. Akbaba, “Grip-nezle virüsleri soğuk havalarda daha kolay yayılır ve insandan insana bulaşırlar. Hava soğuk olduğu için evlerin, işyerlerinin pencerelerini, arabaların camlarını, toplu ulaşımda otobüslerin, metrobüsün, metronun camlarını açamayız ya da üşümemek için açmayız. Kısaca ortamları iyi havalandırmayız ve insanlar bu kapalı ortamlarda sürekli birbirlerine grip-nezle nedeni olan bu virüsleri bulaştırırlar. Havalandırma sistemiyle ısınılansoğutulan büyük işyerlerinde, okullarda, üniversitelerde, yurtlarda, anaokullarında da durum aynıdır. Yani aslında soğuk hava değil ortamı havalandırmamak hastalığın insandan insana bulaşmasına ve hasta olmamıza neden olur. Dolayısıyla kış aylarında bu virüsleri başka birinden kapmak çok kolaydır ve her sağlıklı birey her kış bir kaç kez grip olabilir. Bu normaldir.”dedi. Bağışıklık sistemi konusuna da değinen Akbaba, “Bağışıklık sisteminin zayıf olduğu, aşırı stres, aşırı yorgunluk, iyi beslenememe, yeterince dinlenememe, düzenli uyuyama dönemlerinde bu virüsler bizi daha kolay hasta ederler ya da daha hafif geçecek bir hastalık daha ağır geçebilir. Ancak bağışıklık sistemi için dengeli beslenme, iyi dinlenme, düzenli uyku ve spor yapmak dışında yapmamız gereken bir şey yoktur. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ya da grip-nezle olmayı önlediği bilimsel olarak kanıtlanmış bir vitamin ya da başka bitkisel ürün yoktur. Zaten bağışıklık sistemi öyle ölçülebilen bir şey de değildir.” diye konuştu.

GRİP VİRÜSLE İLGİLİDİR

Gribin virüsle ilgili olduğuna dikkat çeken Akbaba, şunları söyledi: “Grip olduğumuzda, toplumda “genel kültür bilgisi” gibi kafamızda yer ettiği için, hemen “dün cereyanda kaldım, soğukta kaldım, yağmur yedim, hava rüzgarlıydı, klima çarptı, soğuk su içtim” gibi nedenler ararız ve mutlaka buluruz. Çünkü bunları nerdeyse her gün yaşarız, sonuçta kış mevsiminde havanın soğuk olmadığı gün yok gibidir. Yani bizi hasta edenin bir virüs olduğunu bilmediğimiz için sadece o günlere denk gelen bir soğuk havayı ya da yağmuru suçlarız. Ya da sadece bir gün önceki soğuk hava bir gün sonraki boğaz ağrısına ya da öksürükle aynı günlere denk gelmiştir o kadar. Grip/nezle olduğunda insanların yaşadıklarına dikkat çeken Akbaba, “Grip nezle virüsleri üst solunum yolları dediğimiz; burun, sinüsler, geniz (rino-farenks), boğaz (farenks), bademcikler (tonsiller), gırtlak ve ses telleri (larenks), soluk borusu (trakea ve bronşların başlangıcı) yüzeyine (mukozasına) yerleşir ve bir hasar oluşturur. Bağışıklık sistemimizin de buna verdiği cevapla birlikte nezlede burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşurma, öksürük, boğaz ağrısı, geniz akıntısı ve gripte bunlara ek olarak yüksek ateş, baş ağrısı, eklem ağrıları ve halsizlik yaşarız. Yüksek ateş kendini üşüme ve titreme şeklinde gösterir. Yani ateş yükselirken aslında üşürüz. Ateş düşmeye başladığında vücudumuzda sıcaklık hissederiz ve terleriz. Gripte 3 gün ateş olması beklenen bir durumdur.” açıklamasını yaptı. Öksürüğün daha uzun sürebildiğine vurgu yapan Akbaba, “Genelde ilk üç gün tüm bu belirtiler daha ağır yaşanır. Üçüncü günden sonra ise yüzde 95’ten fazla oranda yüksek ateş de dahil tüm belirtiler hafifler kendimizi daha iyi hissederiz. Boğaz ağrısı, burun akıntısı, geniz akıntısı birkaç gün daha devam edebilir. Özellikle öksürük bazen bir hafta hatta 20-25 gün kadar devam edebilir. Bu hastalığın “ciğerlerinize indiği” ya da antibiyotik almanız gerektiği anlamına gelmez.” diye konuştu. Akbaba, hastalığın üçüncü günününden itibaren kendiliğinden hafiflediğini belirterek, “Aslında bunların hem hepsi doğru hem de tamamen yanlış. Üçüncü gün civarında aslında hastalık kendiliğinden hafiflediği için o dönemde aldığınız herhangi bir serum (genelde sadece tuzlu sudur, bazen içine vitaminler vs. karıştırılır ama aslında tamamen gereksiz ve yararsızdır) ya da bitkisel çay ya da ilaçlar hastalığı iyileştirdi sanıyoruz.” dedi.

ANTİBİYOTİK GEREKSİZ VE YARARSIZDIR!

Antibiyotiklerin virüslere karşı etkisiz olduğunu söyleyen Akbaba sözlerini şöyle sürdürdü: “Antibiyotikler hatta yan etkileri nedeniyle (en başta ishale ve bağırsak florasının bozulmasına neden olur) kendinizi daha kötü bile hissedebilirsiniz. Bazı antibiyotiklerin çok ciddi yan etkileri de olabilir (bağırsak iltihaplanması, kalpte ritm bozukluğu (eritromisin, klaritromisin), ciddi alerjik reaksiyonlar, tendon kopması (siprofloksasin). ‘Antibiyotik almadan iyileşmiyor’ diye bir şey yok. Üçüncü günden sonra yüzde 95 iyileşir. Aslında 3-4 gün sabredip sonra da bir antibiyotik aldığınızda o iyileştirdi sanırsınız.” Akbaba, “Bir an önce iyileşmek için hangi ilacı alayım. Grip ilaçları iyileştirici değil! Ne yazık ki böyle bir ilaç yok. Grip ilaçları da iyileştirici değil sadece semptom gidericidir, yani geçici olarak boğaz ağrınızı azaltır, burnunuzun akıntısını azaltır ya da tıkalıysa geçici olarak açar. Ancak hastalığı iyileştirmez, hastalık süresini kısaltmaz.” şeklinde konuştu. Farenjit, larenjit ve sinüzitün ne olduğunu anlatan Akbaba, şunlara dikkat çekti: “Grip olduğunuzda boğazınızda, burnunuzda, sinüslerinizde, gırtlakta ve soluk borusunda da virus nedenli hasar oluşur. Yani hasar aynı anda boğazda (farenjit)- burunda (rinit), sinüslerde (sinüzit), Larenkste (Larenjit=ses kısıklığı), soluk borusunun üst kısımlarında (trakeit) olur. Bazen boğaz, bazen soluk borusu, bazen de burun daha fazla etkilenir. Yani mesela “farenjit olmak” demek daha kötü bir hastalık demek değildir, ya da farenjit larenjitten daha kötü değildir. Sinüzitte sinüslerde daha fazla hasar olur ve göz çevresinde ağrılar ve baş ağrısı olur. Sinüzitin iyileşme süreci 2 haftayı geçebilir. Zatüüre ve bronşite gelince zatürre başlangıcı diye bir tanı yoktur. Zatürre 3-4 günden uzun süren yüksek ateş (üşüme-titreme), bol balgamlı öksürük, aşırı halsizlik ve nefes darlığı gibi ağır belirtilerle giden bir hastalıktır. Bunlar bir arada değilse mesela ateş olmadan şiddetli öksürük genelde zatürre ya da zatürre başlangıcı değildir. Bronşit de genelde ağır bir tablodur, yüksek ateş ve bol balgamlı öksürük olur. Genelde, halsizlikle birlikte olsa da günlük hayatındaki işlerine devam edebilen, yemek yiyebilen, ev işi yapabilen herkes için rahatça bronşit ya da zatürre değildir, grip ya da nezle geçiriyordur diyebiliriz.” Akbaba, “Grip/nezle en çok ellerden bulaşır. O yüzden yapılması gereken öpüşmemek değil el sıkışmamaktır. Virüsler en çok da kapı kolları, masa-sandalye, bilgisayar klavyesi gibi yüzeylerden bulaşır.” dedi.

“İLAÇ ÇOCUĞA YARARDAN ÇOK ZARAR VEREBİLİR”

Çocuklarda grip-nezle konusuna değinen Akbaba, “Çocuklar grip geçirecek ya da geçiriyor diye aşırı endişe etmenin bir anlamı yok. Hele ki bu endişeyle çocuk üzerinde sürekli baskı kurmak, “montunu giy, fermuarını çek”, “atkını tak”, “aman pencereyi açma”, “aman ceryanda kalma”, “soğuk su içme”, “koşma”, “terleme” gibi sözleri sürekli tekrarlamak çocuk üzerinde psikolojik olarak olumsuz etki gösteren davranışlardır. Grip/nezle geçirmek çok da kötü bir şey değildir, yüzde 95’ten daha yüksek oranlarda kendi kendine geçer ve sonuçta çocuğun bağışıklık sistemi gelişir.” açıklamasında bulundu. “Çocuklarda grip ilaçları kullanmak yarardan çok zarar getirebilir” diyen Akbaba, “Grip-nezle olan çocuklarda ateş yüksekliği olursa ateş düşürücü vermek, burun tıkanıklığı için deniz suyu kullanmak dışında 3 gün evde gözlemlemek çoğunlukla yeterli olacaktır. yüzde 90’dan yüksek oranda 3’üncü günden sonra iyileşme başlayacaktır. Çocuklar için olan grip ilaçları (şuruplar) iyileştirici değildir. Öksürük şurupları da çoğunlukla gereksizdir ve iyileştirici değildir. Birçok yan etkiye ve hatta nöbet geçirmek gibi ciddi yan etkilere sebep olabilir. Burun akıntısı, boğaz ağrısı ya da öksürük ilaç verilmesini gerektirmez. Bunlar çoğunlukla bir süre sonra yavaş yavaş kendiliğinden iyileşecektir.” şeklinde konuştu.

“BIRAKIN ÇOCUKLAR DIŞARDA OYNASIN, TERLESİN…

Dr. Akbaba, “Çocuk dışarıda top oynadı, terledi, hasta oldu diye bir şey yok. Çocuklarınızın dışarıda oynamasını engellemeyin. Fiziksel aktivite çocukların sağlığı için çok önemli. Sıcak evde sürekli telefon-bilgisayar başında oynayacağına soğuk havada dışarıda oynasın daha iyi. Üşümeyecek kadar giyinmesini sağlayın yeter. Sürekli “çocuk üşüyecek, hasta olacak” diye kalın kazaklar, montlar giydirmekte de ısrar etmeyin, giymek istemeyen çocuğa zorla giydirmeye çalışıp çocukla aranızda gerginlik yaratmayın. Üşüyen çocuk zaten sizden giymek isteyeceği kazağını montunu isteyecektir. Ayrıca giyinme-üşüme soğuk algısı ve hissi tamamen çocukluktan alıştırmayla ilgilidir. Çocukken soğuğa daha alışkın büyütülen çocuklar hem kolay üşümez hem de daha dirençli olurlar. Bakınız özellikle Rusya ve Kuzey ülkeleri.” değerlendirmelerinde bulundu.