İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Ustaları yakından tanımak için son 2 gün

Genel

Yenimahalle'nin kadın projeleri Tiran'da

Genel

Yaşasın Cumhuriyet!

Genel

Daha gürültüsüz bir başkent için

Kültür-Sanat

İmkansız aşkın ütopik öyküsü "Nina", Tatbikat Sahnesi'nde

Genel

Dünyaca ünlü eser “Cimri” büyükşehir sahnesinde…

Kültür-Sanat

Ankara'da Kukla Şöleni başlıyor

Genel

 Hacettepe Üniversitesi öğrencileri solo otobüs hizmetinden memnun

Çevre

Kurtboğazı'ndan 1 tona yakın çöp çıktı

Ekonomi

“Girişimcilik ruhunu korumalı ve buna uygun habitatı oluşturmalıyız”

Kültür-Sanat

İmkansız aşk "Aida" operası Congresium'da

Genel

Büyükşehir'den 219 çifte toplu nikah töreni...

Özel Haber

Özel Haber Haberleri

“Hayallerimin peşinden koştum”

Makbule AKGÜL AKKUŞ 09.10.2019 10:07
“Hayallerimin peşinden koştum”

İstanbul Haliç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İç Mimarlık Bölümü’nü yarım bırakıp Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ne geçen Betül Karataş Yaman, “Sürekli ailemin, ‘Geleceği olan bir bölümde okumalısın’ söylemleriyle karşı karşıya kalıyordum. Hem ailemin hem de benim ortak noktada buluşacağımız tek bölüm iç mimarlıktı diye düşünmüştüm. Ailem mutlu olmuştu fakat eğitimime devam ederken o süreçte ne istediğimden emin oldum ve yanlış yerde olduğumu fark edip daha fazla zaman kaybetmeden iç mimarlığı yarım bırakıp hayallerimin peşinden koştum.” dedi. CamilleClaudel ve FridaKahlo hayranı Yaman, Muş ve Iğdır da şehrin ilk heykel sergilerini açarak hayallerini gerçekleştirdiğini belirterek heykel sanatıyla bir çok insanı kaynaştırmak istediğini ifade etti.

“Heykel benim için bir konuşma ve kendini anlatma biçimi.” diyen sanatçı Betül Karataş Yaman, “Heykel yapmadığım zamanlarda kendimi sıkışmış hissediyorum. Bazen söylemek isteyip söyleyemediğiniz şeyler olur ya her şey kelimelere sığmaz işte o noktada benim için heykel devreye giriyor. Heykel, görsellikten öte bir şey, insanların çoğu bakıp geçiyor arkasındaki sırları görmeye çalışmıyor. Çamurdan hikayeler tasarlıyorum, aslında söyleyemediklerimi söyleyen, haykıramadığımı haykıran, mutluluklarımı benden daha iyi anlatan çalışmalar ortaya çıkıyor.” dedi. Yaman ile çamurla olan hikâyesini konuştuk.

• Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Sizin çamurla olan hikâyeniz nasıl başladı?

Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunuyum. Heykel Ana Sanat Dalı’nda da yüksek lisans yaptım. Aslında küçük yaşlarda yağmur sonrası toprak kokusunu içime çekmeyi çok severdim.  Ellerim hep  çamurun içindeydi, çamura biçim vermek bana müthiş keyif verirdi çamurla olan hikâyem böyle başladı. Yaptığım çalışmaların arkadaşlarım tarafından beğeniliyor olması enerjimi yükseltirdi. Şimdi anlıyorum ki bu günlere yolculuğum ta o zamanlardan başlamış. Heykele yoğunlaşmam gerektiğini, yanlış yerde olduğumu, iç mimarlık okurken yoğun bir şekilde fark ettim. Sınavlara girip Hacettepe Üniversitesi Heykel Bölümü’nü kazandım. Bu süreçte en büyük destekçim de ablam oldu.

• İstanbul Haliç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İç Mimarlık Bölümü’nü neden yarım bırakıp Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ne geçtiniz?

Ailemde profesyonel olarak sanatla ilgilenen yok. Ebeveynlerim üniversiteye hazırlanan her çocuğa söylenenleri söylüyordu. Sürekli, ‘Geleceği ve kazancı olan bir bölüm okumalısın’ gibi söylemlerle karşı karşıya kalıyordum. İçinde tasarım ve yaratma enerjisi olan hem ailemin hem de benim ortak noktada buluşacağımız tek bölüm iç mimarlıktı diye düşünmüştüm. Ailem mutlu olmuştu fakat eğitimime devam ederken ben ne istediğimden daha çok emin oldum ve yanlış yerde olduğumu fark ederek fazla zaman kaybetmeden iç mimarlığı yarım bırakıp hayallerimin peşinden koştum.

HEYKEL HAYATIN KENDİSİ

• Neden heykel?

Çamur, favorim olmasına rağmen; farklı malzemelere hükmetmeyi, ve o malzemelere biçim, boyut ve derinlik vermeyi seviyorum. Bir çerçeveye sığamıyorum. Kendimi ifade edebilmenin en iyi yolunun bu olduğunu düşünüyorum.

• Heykelde sizi heyecanlandıran anlar nelerdir?

Heykeli, hayatın kendisi gibi görüyorum. Öncesinde tasarladığım eskizleri kısmen yapabiliyorum. Mutluluklarımın, hüzünlerimin kısacası duygularımın heykele biçim ve yön vermesine müsaade ediyorum. Bazen çalışmalarım başladığım yerden çok farklı noktaya gidebiliyor. Beraber çıktığımız yolda olmak istediğimiz noktaya beraber karar vererek varıyormuşuz gibi geliyor.Benimle beraber heyecanlanmasını veya pes etmesini seviyorum.Zorluklara meydan okuyoruz gibi. Savaşçı ruhumu açığa çıkarttığını hissediyorum. Tüm bu duygu yoğunluğunun sonunda ortaya çıkan eser bana o süreçleri hatırlattığı için inanılmaz heyecan veriyor.

“BAKIP GEÇİYORLAR!”

• Heykel sizin için ne ifade ediyor? Eserleriniz ile aranızda duygusal bir bağ var mı?

Heykel benim için bir konuşma ve kendini anlatma biçimi. Heykel yapmadığım zamanlarda kendimi sıkışmış hissediyorum. Bazen söylemek isteyip söyleyemediğiniz şeyler olur ya hani, her şey kelimelere sığmaz bazen.İşte heykel benim için iyi ve kötü tüm anlatımların sorgusuzca aktarıldığı tek nokta. Heykel görsellikten öte bir şey, insanların çoğu bakıp geçiyor arkasındaki sırları görmeye çalışmıyor. Heykel olmasa bile, insanların yaşamında ve hayatlarının merkezinde sanatın bir dalının olması gerektiğini düşünüyorum. Eserlerimle aramda duygusal bağdan ötesi var. Yaptığım çamurdan hikayeler aslında söyleyemediklerimi söylüyorlar, haykıramadığımı haykırıyorlar ve mutluluklarımı benden daha iyi anlatıyorlar.

• Ülke gündemi, siyasi çalkantılar, politik tavırlar sanatınızı etkiliyor mu?

Etkilemez mi? Bazen kendimi soyutluyorum gündemi takip etmiyorum bazen de soyutlamam bencillikmiş gibi geliyor ve duyarsız kalıyormuşum gibi hissedip gündemi takip etmek zorunda kalıyorum. Çalkantıların yansımalarını iliklerime kadar hissettiğimde bazen olumlu bazen de olumsuz etkiler yaptığım çalışmalarda yerini bulabiliyor.

CAMİLLE CLAUDEL VE FRİDA KAHLO HAYRANI

• Örnek aldığınız, etkilendiğiniz veya tarzı ile sizi kendine hayran bırakan heykeltıraşlar var mı?

Hayatıyla, sanata bakışıyla ve duygusal yapısıyla beni etkileyen tek heykeltraşCamilleClaudel.Ressamlardan da FridaKahlo.

• Hangi dal olursa olsun sanatçı sıfatını kazanabilmek gerçekten çok emek isteyen bir süreç. Siz bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Bize bu süreçten biraz bahsedebilir misiniz?

İlk kişisel sergimi açana kadar heykeltraşım diyememiştim. Şimdi aynı düşünceyi sanatçılık kavramı için hissediyorum. Sanatçı olabilmek için daha çok yolum var. Tek hedefim, sanat işçisi olarak bu yolda doğru ilerlemek. Dilerim bir gün sanatçı sıfatını layıkıyla hakedebilirim. Hem kadın hem de heykeltıraş olmak ile ilgili bir çok zorlukla karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Sanat yapıyor olmak zaten anlaşılmazken, heykel sanatı galiba benimsenmesi en zor alanlardan biri. Daha doğrusu zor alanlarda liderliğini koruyor. Maddi olarak kazanca dönüşmesi ve tekrar yaratma sürecine geçme aşamasına kadar, bir kilit nokta yani kısır döngü.Bu süreçte beni ve birçok arkadaşımı zorluyor.

• Heykel yaparken ne tür referanslar ya da hangi sanatçılar sizi etkiliyor?

Açıkçası kendimden yola çıkıyorum hâlâ kendimi keşfetme sürecindeyim. Sorgulamalarım, çözümlenmeyi bekleyen bir serüvenim var ki, benim savaşım ve merakım yine kendimle.Sanatçıdan etkilenme diye bir şey olmamalı diye düşünüyorum.Tabii ki beğendiğim heykeller oluyor ama bunlar bana referans olmamalı.Eğer oluyorsa yaratma sürecimde bir sorun var demektir. Her sanatçı kendi bakışını yansıtır. Ben benim olanla zaten bir yolculuktayım ve yolum çok uzun.

EN ÇOK KİL KULLANIYORUM

• Heykel yaparken ne tür malzemeler kullanıyorsunuz? Atık malzemelerden de yararlanıyor musunuz?

En çok kil kullanıyorum. Onun dışında metalin beni cezbeden bir yanı da var.  Bazen kendi malzemesini kendi belirliyor heykel. Heykelin oluşum sürecinde malzemeyle ortak yürüyor çalışma. Malzeme kısıtlamam yok. Özellikle kavramsal boyutta; hazır objeden atık malzemeye kadar geniş bir yelpazeye kapılarım açık.

• Eserlerinizi tasarlarken nelerden besleniyorsunuz?

Kendimden yola çıkıyorum ama toplumsal enerjiye de duyarsız kalamadığım zamanlar oluyor.

• İlerleyen dönemlerdeki projeleriniz neler? Planlarınızdan ve hedeflerinizden biraz bahseder misiniz?

Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk halka heykel sanatını sevdirmek ve kaynaştırmak için Milli Mücadele’yi konu alan heykeller yaptırmıştı. Bu beni çok etkiliyor. Bu nedenle heykel sergisi açılmayan Türkiye’nin hiç bir noktası kalsın istemiyorum.

Şimdiye kadar daha önce heykel sergisi hiç açılmadığını duyduğum Muş ve Iğdır ilinde, şehrin ilk heykel sergisini açarak hayalimi gerçekleştirdim. Yoğun tempodan dolayı biraz askıya almış olsam bile bunun devamını getirmek heykel sanatıyla bir çok insanı kaynaştırmak gibi planım ve isteğim var.

Şimdiye kadar hangi sergilerde isminiz geçti? Yakın zamanlarda serginiz olacak mı?

Yurt dışında ve yurt içinde bir çok karma ve kişisel sergilerim oldu. Benim için en anlamlısı vicdani bir borç olarak gördüğüm genç yaşta kaybettiğimiz heykeltraş arkadaşım Barış Aydın’ın anma sergilerine küratör ve katılımcı olarak katıldığım sergilerdir. Yakın zamanda bir kişisel sergim olacak onun hazırlıkları içerisindeyim. Karma sergilere de davet geldikçe fırsat buldukça katılmaya çalışıyorum.