İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Can dostlarımızı aç bırakmıyoruz

Genel

Sokak hayvanlarına dört mevsim destek

Spor

"Artık herkes biliyor, şampiyonlar Mamak‘tan çıkıyor"

Genel

Kar Altındağ'a çok yakıştı

Genel

Çankaya şiddete karşı kadınların yanında

Genel

Kar altındaki Altınköy'de, kızıl geyik ve ceylanlar yoğun ilgi gördü

Genel

Sevimli dostlarımız İzlanda kışında da unutulmadı

Kültür-Sanat

Kitap Fuarı'na yoğun ilgi

Kültür-Sanat

Karne sevinci next level avm'de yaşandı

Kültür-Sanat

Minik Katip Çelebiler bu okulda yetişiyor

Kültür-Sanat

Altındağ'a yeni bir sanat galerisi

Çevre

Kahramankazan'da İzlanda kışı seferberliği

Özel Haber

Özel Haber Haberleri

Anahtarlık ile başladı marka oldu

Tolga ALCA 12.10.2021 10:53
Anahtarlık ile başladı marka oldu

​​​​​​​El emeği göz nuru zanaatlardan biri de deri tasarımı. Uzun bir geçmişe sahip olan bu zanaat, insanlık tarihi kadar eskilere dayanıyor. Günümüzde de birçok kişinin vazgeçemediği deriyi hayatımızın neredeyse her alanında kullanıyoruz. Deriyi işleyip ona hayat veren Tasarımcı Sadettin Çelik, “Cavres_deri” markasıyla adından söz ettiriyor. El sanatlarına gönül vermiş ustalara da hak ettiği değerin verilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, “El yapımı ürünler eskilerden, dedelerimizden bize kalan bir mirastır, bu mirasa sahip çıkmak lazım. Bir de eskiye bir özlem var sanırım. Zanaatkârlara her zaman değer vermek ve destek olmak gerekiyor ama ülkemizde maalesef ilgi çok az. Öyle ki yurt dışından gelen turistler bizlere daha çok değer veriyor” dedi.

•Sizi tanıyabilir miyiz?

Adım Sadettin Çelik. 1977 yılında Diyarbakır’da doğdum. İlkokuldan mezun olduktan sonra ortaokul diplomamı dışarıdan aldım. Lise için de kaydımı yaptırdım, üniversiteye kadar dışarıdan okumaya devam ediyorum. Meslek el sanatları alanında lisans eğitimi almak bundan sonraki hedefim. İstanbul’da 13 yıl yaşadım, toplu taşıma sektöründe çalıştım. Daha sonra memleketime geri döndüm toplu taşımacılığa burada devam ettim. Bir süre sonra bu işi bıraktım ve daha önceden de elimin yatkınlığından dolayı deri işine girmeye karar verdim. Bu işi çok severek yapıyorum. Çok ciddi paralar kazanmasam da en azından mutlu oluyorum. Bu işin hiç bir eğitimini almadım, yaptığım ürünler tamamen bana özgün ve yaklaşık 10 yıla yakındır deri işinde çalışıyorum.

“ÇEVREMDEKİLERİN TEŞVİKİYLE BAŞLADIM”

•Neden deri tasarımı?

Çocukluğumdan beri el yeteneklerine düşkünlüğüm vardı ama deri ile sonradan tanıştım. Bir gün bir arkadaşımın atölyesinden birkaç parça deri parçası aldım ve kendime bir anahtarlık yaptım. Tamamen hayal gücümü kullanarak yapmış olduğum bu tasarım çevremdeki kişiler tarafından çok beğenildi. Herkes benden bu anahtarlığı istemeye başladı. Ben de gidip malzemeciden bu sefer parayla deri alıp anahtarlık yapıp arkadaşlarıma hediye olarak dağıttım. Arkadaşlarımın yönlendirmesiyle anahtarlığı, kadın kolyesine çevirdim. Takı satan bir arkadaşım vardı. Yaptığım kolyeleri görünce çok beğendi ve dükkanda satması için benden istedi. Verdiğim tasarımlar kısa sürede satıldı. Bir süre sonra arkadaşım benden cüzdan yapmamı istedi ben de deriden cüzdan yapmaya başladım. Bir süre sonra da çanta yap dedi, yapmaya çalıştım ve tasarım süreci benim için başlamış oldu.

•“Cavres_deri” markasının çıkış noktası nedir?

Cavres ismi aslında benim ikinci adım diyebilirim. Cavres kelime anlamı olarak “karagöz” demektir. Yaklaşık 1996’dan beri birçok kişi beni “Çavreş” diye bilir. Ben de tasarım işinde resmileşme adımlarına başlarken bu ismi kullanma kararı aldım. Bir marka adı olarak tüm sosyal medya platformlarında ve sergilerimizde herkes beni bu marka ile tanıyor.

“İŞÇİLİK ÇOK ÖNEMLİ”

•Tasarımlarınızı yaparken özellikle dikkat ettiğiniz hususlar neler?

Tasarım yaparken her şeyden önce yalnız olmalıyım, çünkü yoğunlaşmam lazım. Eğer birileri yanımda olup gürültü yaparsa konsantrem gidiyor ve istediğim tasarım ortaya çıkmıyor. Deri tasarımı hassas bir konu. En ufak bir hatada kurtaramayacağınız sonuçlar alabiliyorsunuz. Bununla birlikte kullandığım malzemelere çok dikkat ediyorum. Özelikle derinin kaliteli olması gerekiyor. Tasarım bittikten sonra ürünün kendini göstermesi benim için çok önemli. Her bir detayı elimle yaptığım için titizlikle işçiliğe önem vermem gerekiyor.

•Bitmiş bir tasarım hangi aşamalardan geçiyor?

Öncelikle yapmaya karar verdiğim tasarımın ölçülerini, detaylarını önceden şablon olarak çıkartıyorum. Daha sonra seçtiğim derinin üzerine çizip metal cetvel ve falçata yardımıyla deriyi kesiyorum. Deriyi kestikten sonra eğer çanta için kullanacaksam ve deri çok kalınsa astar kullanmıyorum, eğer deri ince ise astar kullanarak deriyi besliyorum. Kullandığım astar genelde deri oluyor. Daha sonra birleştirme başlıyor. Derinin birbirine yapışması için baly yapıştırıcı kullanıyorum. Delikleri için de elde vurmalı delgiler çekiç yardımıyla yapıp deliyorum daha sonra mumlu ip kullanarak tamamını elimle dikiyorum. Bu işlem de bittikten sonra çantanın toka, kanca ve askısını yapıyorum ve en son ihtiyaç varsa parlatıcı ya da besleyici kremler kullanıp bitiriyorum.

•Daha önce kullanılmış şekilleri mi taklit ediyorsunuz yoksa tamamen size özgü tasarımlar mı yapıyorsunuz?

Tasarımları yaparken gördüğüm her şeyden ilham alıyorum. Hepsi kendime özgü tasarımlardır. Birçok kişiye aslında gece geç saatlerde ilham gelirken bende tam tersi oluyor. Genelde sabahları erken kalktığımda ilham geliyor. Öyle bir durumda hemen not ediyorum, bunu tasarımlarıma uyarlayıp, sonra kalıba döküp ürünümü çıkartıyorum.

• Günümüzde suni deri yaygın olarak kullanılıyor. Suni deriyi gerçek deriden nasıl ayırt ederiz?

Suni deri ile gerçek deri dışarıdan bakıldığında kolay ayırt edilemeyecek kadar benzer görünümdedirler. Bir deri uzmanı değilseniz, deri diye satılan bir ürünün gerçek mi yoksa suni deri mi olduğunu ayırt etmekte zorlanırsınız. Bu nedenle birçok firma, suni deriden üretilen ürünleri gerçek deri diyerek satıp insanları yanıltıyor. Her iki deri arasında içerik ve sağladıkları fayda ve zarar açısından ise büyük farklar var. Gerçek deri doğaldır ve içerisinde insan sağlığına zarar verecek hiçbir kimyasal barındırmaz. Ancak suni deri birçok madde ve kimyasalın birleşiminden elde edilmiş, deri görüntüsü verilen bir malzemedir. Bu nedenle de içerisinde bulunan kimyasal maddeler zarar verirler. Suni deri kanserojen maddeler içerebiliyor. Hava almadığı için suni deriden yapılan ayakkabılar, ayaklarda terleme, koku, bakteri, mantar ve yara gibi olumsuzluklar yaratır. Suni deri zaten dayanıksızdır. Kısa süre sonra renk atma, solma, soyulma gibi maddi zararlar da verir. Derinin tabaklanması ve işlenmesi uzun bir süreçtir ve büyük emek ister. Maliyeti de yüksektir. Yani bu işin uzmanı olmayan kişiler fiyat farklarından yola çıkarak gerçek deri ile suni deri ayrımını yapabilirler.

“KALİTEDEN ÖDÜN VERMİYORUM”

•Tasarımlarınızı genellikle nerelerde sergiliyorsunuz? Aldığınız tepkiler nasıl?

Tasarımlarımı şu an sadece kendi atölyemde sergileyip, “Cavres_deri” instagram hesabımda satışa sunuyorum. Pandemiden kaynaklı olarak uzun bir süre tasarımlarımız hakkındaki yorumları daha çok sosyal medyadan aldık. Çoğunlukla kendime özgü tasarımlar olduğu için insanlar bu farkı kolaylıkla anlayabiliyor. Bu da beni mutlu ediyor. İşin maddi boyutu bir kenara böylesine güzel tepkiler alınca manevi olarak da tatmin oluyorum diyebilirim. Bu güne kadar ürünlerimi tercih eden kişilerden de en ufak bir olumsuz tepki almamak ne kadar doğru bir yolda olduğumu gösteriyor. Zaten günümüzde insanlar kaliteli ürün konusunda oldukça bilinçli. İşinizi düzgün yapıp kaliteden ödün vermediğiniz sürece kolay kolay şikayet almazsınız.

•Kişiye özgü tasarımlar yapıyor musunuz? Genelde hangi tasarımlara ilgi var?

Kişiye özel tasarımlar yapıyorum. Zaten yaptığım ürünlere bakılırsa hemen hemen hepsi tek model diyebilirim. Bir benzeri daha yok. Yaptığım iş en iyisi demiyorum tabi ki, benden daha iyi yapanlar vardır muhakkak ama genelde kişiye özel olduğu için birçok ürünümün bir benzeri yok. Kadın cüzdanları, kadın çantaları (ahşap detaylı) tasarımlar son günlerde oldukça ilgi görüyor. Erkek kartlık cüzdan, tütünlük gibi ürünler de ilgi gören ürünler arasında.

•Geleneksel tasarımlara ilginin arttığınız görüyoruz ama zanaatkârlara yeteri kadar destek verildiğini düşünüyor musunuz?

Son zamanlarda daha özgün ve doğal görünen tasarımlara olan ilgi arttı diyebilirim ama bu tasarımları hayata geçiren zanaatkârlara karşı gereken değerin verilmesi konusu tartışılır. Fabrikasyon ürünler hem kısa süreli hem de doğal olmadığından tercih edilmiyor. El yapımı ürünler eskilerden, dedelerimizden bize kalan bir mirastır, bu mirasa sahip çıkmak lazım. Bir de eskiye bir özlem var sanırım. Zanaatkârlara her zaman değer vermek ve destek olmak gerekiyor ama ülkemizde maalesef ilgi çok az. Öyle ki yurt dışından gelen turistler bizlere daha çok değer veriyor.

“MUTLU ET MUTLU OL”

•Geleceğe dönük hedefleriniz nelerdir?

Söylediğim gibi bu işi daha da bilimsel yapma adına el sanatları alanında lisans eğitimi almak istiyorum. Bununla birlikte daha iyi ürünler çıkarabilecek geniş çaplı bir atölyemin olması da hedeflerim arasında. Çünkü iyi bir atölyeden çıkacak tasarımların müşterideki mutluluk eşiğini de arttıracağını düşünüyorum. “Mutlu et mutlu ol” mottosu hayatımın temel felsefesi. Her zaman böyle öğrendim. Karşındakini ne kadar mutlu edersen o kadar mutlu olursun. Hayat çok kısa hep beraber mutlu olalım