Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Burada Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ile bir araya gelen Özel, daha sonra gazetecilere açıklamalarda bulundu. Özel, “Bugün Yeniden Refah Partisi’nin Genel Merkezi’nde Sayın Genel Başkanı ve kıymetli heyetini ziyaret ettik. Bu ziyaret, içinde bulunulan süreçte aslında gecikmiş bir ziyaret. 31 Mart seçimlerinde önemli başarılar elde etmiş, çok sayıda belediye kazanmış ve sürecin içerisinde iktidar partisi tarafından bu başarısı hazmedilememiş iki parti olarak çok yönlü saldırılara muhatabız” dedi. Özel, şunları söyledi:

“TEK ÇÖZÜM SEÇİM SANDIĞI”

“Bugün ilk gündem olarak Hem CHP'nin maddi yönden ve hukuken Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın deyimiyle ‘silkelenme’ sürecine karşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin nasıl birlik ve beraberliğini koruyarak, cumhurbaşkanı adayını şimdiden belirleme ve bir erken seçim talebini yükseltme noktasındaki içinde bulunduğumuz süreç hakkında Sayın Genel Başkanıma ve kıymetli heyetine bilgi verme, düşüncelerimizi paylaşma imkanı buldum. Bunun yanında devlet gücünün yanında siyasetin hoş kaldırmayacağı, nezaketsiz yöntemler kullanılarak milletvekili transferleri, belediye başkanı transferleri gibi siyaseten sadece AK Parti’nin tarihine, ‘Buna da tenezzül ettiler’ denilebilecek yaklaşımları da karşılıklı olarak değerlendirme imkanı bulduk. Sayın Genel Başkanımızın özetlediği gibi fevkalade acil gündemleri var Türkiye’nin. Özellikle vatandaşın geçim noktasında, emeklilerin ve asgari ücretlilerin sürüklediği, işsizliğin pençesindeki gençlerin sürüklendiği umutsuzluğa karşı hep birlikte umudu yükseltmek zorundayız. Kutuplaşma siyasetiyle Türkiye’yi kendi gündemine çekmeye çalışan iktidara karşı, vatandaşın gerçek gündemi ile ilgilenmek durumundayız. Biz 23 Mart’ta cumhurbaşkanı adayımızı belirledikten sonra, vatandaşın gerçek sorunlarını çözecek tek şeyin seçim sandığı olduğunu bilinciyle büyük bir mücadelenin içine hep birlikte gireceğiz. Bu sürece ilişkin niyetimizi, kararlılığımızı da ifade etme imkanımız oldu.”

“NEZAKETTEN ÖDÜN VERMEYEN İKİ GENEL BAŞKAN…”

“Toplantıdaki ilk ifadelerimi burada son söz olarak söylemek gerekirse, dün Sayın Genel Başkanımızın da rahmetli babası, Başbakan Necmettin Erbakan’ın vefatının 14’üncü yıldönümüydü. Kendisi, rahmetli Bülent Ecevit ile birlikte Kıbrıs Barış Harekatı’nı gerçekleştiren kabinenin koalisyon ortaklarıydı. Türkiye’nin, sağ ve sol siyasetin bir araya gelip koalisyon yapabilme kültürüne kavuştuğu o dönemde öylesi önemli bir süreç yaşanmıştı. Yine şunun da altını çizmek gerekir ki çok sert siyasi rekabetler, çok farklı siyasi duruşlara rağmen nezaketten ödün vermeyen, siyasetin dilini çirkinleştirmeyen iki Genel Başkan’dan, iki rahmetli Başbakan’dan bahsediyoruz. Ben bir kez daha Necmettin Erbakan’ı da Bülent Ecevit’i de rahmetle anıyorum. Bir kez daha Yeniden Refah Partisi’ne ve tüm örgütüne başsağlığı dileklerimi, Erbakan ailesine bir kez daha başsağlığı dileklerimi ifade etmek istiyorum.”

“TARİHSEL TUTARLILIĞIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Abdullah Öcalan’ın DEM Parti heyeti tarafından kamuoyuyla paylaşılan çağrısı hakkında şunları söyledi:

“Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Bizim tarihsel tutarlılığımız ve bu sürece yönelik yaptığımız bütün açıklamalar; ‘Bir sorun var mı?’ Bir sorun var. Ülkede Kürtler, ‘Sorunum var’ diyorsa, Erdoğan’ın geçmişte bu konuda söylediklerini terk edip de ‘Kürt sorunu yoktur’ demesiyle Kürt sorunu çözülmüyor. Bu sorunun çözülmesi için Meclis zemininde hiçbir partinin dışlanmadığı, sivil toplumun ve toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği bir çalışmanın mutlaka yapılması gereklidir. Bu çalışmanın başı, sonu demokratikleşmedir. Bu noktada elbette ki her zaman hassasiyetle söylediğim; şehit ailelerinin, gazilerimizin ve tüm mağdurların mutlaka rızalarının alınması, görüşlerinin alınması, onları üzecek, rahatsız edecek işlerin içine girilmemesi çok önemlidir. Bunun dışında biz şeffaflığa vurgu yapıyoruz. Samimiyete vurgu yapıyoruz. Şunu da söylemek gerekir. Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları, neyin ne olduğunu bilen, gören insanlardır. Ben 2025 yılında bir iktidar partisinin ve ülkenin Cumhurbaşkanı’nın milletin aklıyla alay etmesini de doğru bulmuyorum. Bir yandan bir yılı aşkın süredir bir müzakereyi yürüteceksiniz. Yaptığınız, yapılan görüşmelere devlet adına birisi tam yetkili, dört kişilik bir heyet eşlik edecek. Bu konudan dakika dakika haberiniz olacak. Anayasa Mahkemesi’nin bir üyesi, Yargıtay’dan üyeler, yüksek hakimlerin bulunduğu 20’nin üzerinde hukukçudan oluşan bir masa bir yerde çalışma yapıyor olacak sizin bilginizle. Sonra millete ‘Bir şeyler oluyor, kendiliğinden oluyor. Sayın Bahçeli de güzel konuştu, ben bir şey demiyorum. Benimle ilgisi yok. Olursa sahiplenirim. İyi sonuçlar olursa bana yarasın, kötü sonuçlar olursa uzak durayım…’ Bu millet böyle kandırılabilecek, zekası hafife alınabilecek bir millet değil.”

“BEN GÖREVİMDEN KAÇMIYORUM”

“Bir işi yapacaksan onun sorumluluğunu alacaksın, cesaretini göstereceksin. Millet sana bunun görevini vermiş, yetkisini vermiş. Bana da bu sürece, bu milletin barış umudunu boşa çıkarmama, akan kanın durdurulmasının önüne set çekmeme ama bir yandan da bu ülkede kimsenin kimseyi kandırmayacağı, kimsenin mağdur edilmeyeceği bu sürece ana muhalefet olarak denetim ve geleceğin iktidar partisi olarak destek görevi vermiş. Ben görevimden kaçmıyorum. Mertçe burada duruyorum. Aktörlerin pozisyonları belli, bir kişinin pozisyonu güya belli değil. Her şeyi biliyor da işine gelince duyan, işine gelmeyince kulağı sağır olan büyükbaba numarası yapıyor bize. Artık samimiyete ihtiyaç var. Çıkacaksınız, bu sürecin neresinde olduğunuzu herkes biliyor. Tam göbeğindesiniz. Öyle gizli ajandanızın, onun, bunun, falanın, filanın, her şeyi bir yana bırakacaksınız. Samimiyet olacak, açıklık olacak, şeffaflık olacak. Herkes bunu biliyor. Günün bu vaktinde çıkıp da ‘Kral çıplak’ diye bir çocuğun bağırmasını mı bekleyeceğiz? Kimse kimseyi kandırmasın. Efkan Ala, öyle uçakta, havada gezip durum belli olunca inmekle olmuyor bu iş. ‘Ben bekleyeyim, duruma göre pozisyon alayım.’ Efkan Ala da bu anlamda tarihsel bir tutarlılık içinde görünüyor. Durum netleşene kadar uçakta beklemek her zaman olmaz. Dünkü açıklamalarından onu çok net olarak takip ettik. Bizim Cumhuriyet Halk Partisi açısından bu ülkedeki insanların yararına, kan akmayacaksa, şehit gelmeyecekse, bu ülke bütün varını, yoğunu harcadığı bu terör belasından kurtulacaksa, insanların yüzü gülecekse, analar ağlamayacaksa, barış gelecekse, artık Kürtler yaşadıkları bu sorunlardan kurtulacaklarsa, kendilerini bu ülkenin tam ve eşit vatandaşları hissedeceklerse biz orada varız. Biz, Recep Tayyip Erdoğan’ın gizli ajanda pazarlıklarının ve kenardan hiçbir şey yokmuş gibi meseleyi edilgen bile değil, korkak bir şekilde bir yerden izleyip, bütün siyasi riski ortağının sırtına yükleyip, ‘Buradan bir avantaj çıkarsa gidip siyaseten nemalanırım’ demesini son derece samimiyetsiz buluyoruz. Net olsun, açık olsun, cesur olsun.”

“BU, TÜRKİYE’DEKİ SİYASİ ATMOSFERİ DİNAMİTLEMEKTİR”

Özel, eski Başbakan Binali Yıldırım’ın “Vatandaşlık tanımı yeni anayasada gözden geçirilebilir” açıklamasını şu sözlerle değerlendirdi:

“Heyetin bizi ziyaretinden sonra grubumuzun hemen önünde, koridorda yaptığımız ortak açıklamada, Türkiye’nin sorununun demokratikleşme sorunu olduğunu, bunun iki türlü olduğunu, birinci kısmının demokratikleşmeye yönelik adımlar atılması lazım, kanuni düzenlemeler yapılması lazım, kayyum uygulaması başta olmak üzere hızlı yasal düzenlemeler yapılması lazım. İkinci olan da mevcut yasalara ve anayasaya uyumdur. Yeni bir anayasa tartışması açılması hem bu süreci, hem de bütün Türkiye’deki siyasi atmosferi dinamitlemekten başka bir şey değildir. O zaman mesele bir al-ver pazarlığına dönüşmüş demektir ki, gittiğimiz şehit aileleri de şunu söylüyor, ‘Biz yandık başkası yanmasın. Biz bağrımıza taş basalım. Ama bunu siyasete, çıkara alet etmeyin.’ Bunu Türkiye’deki şehit aileleri ve gaziler için kurulmuş tüm derneklerin, en tepesinde devletin resmi protokolünde görev verdiği, yer verdiği bir vakıf ve iki dernekteki yöneticiler sizlerin de takip ettiğiniz ziyaretlerde söylediler. Siyasi ikbal, anayasayı değiştirip bunun üzerinden Erdoğan’a bir şey alıp, onun karşılığında bir şey vermek. İşte bu samimiyetten uzak ve gerçekte sorunu çözmeye yönelik değil, bir pazarlık mantığı olur. Biz buna karşı olacağımızı söylemiştik. Heyet de zaten ziyaretinde bize bir yasal düzenlemenin konuşulduğunu, ancak anayasa değişikliği meselesinin söz konusu olmadığını en net bir dille ifade etmişlerdi. Bunun için Meclis zemini önemlidir, bunun için şeffaflık önemlidir. Binali Yıldırım kafaları karıştırmasın, ortalığı bulandırmasın diye tüm partilerin katılımıyla Meclis’te kurulacak tam yetkili bir komisyonla ve şeffaflıkla bu işler Meclis zemininde ve yasal düzenlemeler üzerinden götürülmelidir.”

“YAN YANA VE OMUZ OMUZAYIZ”

Genel Başkan Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın dün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ndeki etkinliğe katılmaması hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:

“Daha ne kadar açıklanması lazım? Dün Mansur Bey bunu kendisi açıkladı. Dünkü toplantı 5-6 kompartımandan oluşan bir toplantıydı. Ve biz ilk toplantıyı gerçekleştirdik, devamında Mansur Bey’in bir ay önceden sizlerin de bildiği gibi ilan edilmiş açılış programı bitti. İl başkanlarıyla toplantı, belediye başkanlarıyla toplantı sürüyor. Bu sırada haberler; ‘Mansur Yavaş gelmedi, Ekrem İmamoğlu binayı terk etti.’ Biz içeride de konuştuk bunu, güldük. Mansur Yavaş açılışından sonra koşa koşa geldi ve açıklaması şu, ‘Bizim toplantımız 14.45’te, ona yetişmeye çalışıyorum.’ Ve Mansur Bey 14 Büyükşehir Başkanımızla birlikte, Ekrem Bey’in de olduğu toplantıya, kendisinin de davetli olduğu toplantıya katıldı. Ve son derece verimli bir toplantıyı gerçekleştirdik. Şimdi olmayan bir krizi varmış gibi.. Hadi birileri dün o yalanı attılar da siz gözünüzle gördünüz Mansur Bey geldi, katıldı, fotoğrafları gördünüz. Bir sorunumuz, bir sıkıntımız yok. Mansur Bey’in açıklaması net, hiçbir sıkıntı, hiçbir sorun yok. Birlik ve beraberlik dışında bir çaremiz yok. Biz hep birlikte durmamız gereken yerdeyiz, iktidarın karşısındayız. Yan yana ve omuz omuzayız.”

Muhabir: Hatice Gürel