Geçtiğimiz yıl Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırısının yankıları devam ederken önce Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki okulda düzenlenen silahlı saldırı, ardından İstanbul Başakşehir’de Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’ndaki bıçaklı saldırı okullarda artan şiddeti yeniden gündeme getirdi.
Günlük yaşamda trafikte, sokakta veya sosyal etkinliklerde sıklıkla karşılaşılan öfke patlamaları ve şiddet vakaları, eğitim kurumlarını da doğrudan etkiliyor. Kahramanmaraş, Manisa ve İstanbul'da yaşanan hadiseler ise bunlardan sadece birkaçı.
Uzman Psikolog Irmak Gürcan Kerimoğlu, okullarda yaşanan şiddet olaylarının münferit olmadığını, toplumsal bir sorunun yansıması olduğunu belirterek erken sinyallere ve çözüm yollarına dikkat çekti. Okullarda meydana gelen saldırıların dramatik sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Kerimoğlu, sorunun tek bir nedeni ya da mucizevi bir çözümü olmadığını, çok yönlü ve bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

"Şiddet Tek Bir Sebeple Açıklanamaz"
Ebeveynlerden öğretmenlere, ruh sağlığı çalışanlarından adli makamlara kadar herkesin ortak sorumluluk taşıdığını ifade eden Kerimoğlu, kontrolsüz ekran kullanımı ve şiddet içerikli oyunların tek başına belirleyici olmadığını, altta yatan psikolojik faktörlerin ve aile yapısının da kritik rol oynadığını vurguladı. Genellikle altta yatan bir patoloji veya sorunlu bir aile profiline dikkat çeken Kerimoğlu bunu erken fark etmek, tedbir almak ve cezai yaptırımların caydırıcı olmasını sağlamak büyük önem taşıyor" dedi.
Ailelerin Dikkat Etmesi Gereken 2 Önemli Sinyal
Şiddet eğilimindeki çocukların olaylar gerçekleşmeden önce mutlaka belirgin işaretler verdiğini belirten Kerimoğlu, ailelerin kaçırmaması gereken iki temel sinyali şöyle sıraladı: "Sosyal İzolasyon ve sınırsız ekran. Artan şiddet dozu ve canlılara zarar verme: "Çocuğun yaşıtlarıyla iletişim kurmakta zorlanması, sürekli yalnız kalması ve zamanını denetimsiz şekilde ekran karşısında geçirmesi ilk ciddi uyarıdır.
"Eşyalara veya canlılara acımasızca, isteyerek zarar verilmesi açık bir yardım çağrısıdır."
Ebeveynlerin "çocuğum etiketlenecek" veya "siciline işlenecek" gibi kaygılarla uzman desteğinden kaçınmaması gerektiğini belirten Kerimoğlu, erken müdahalenin olası daha ağır sonuçların önüne geçeceğini ifade etti.
"Okullarda Rehberlik Birimleri Güçlendirilmeli"
Çocukların zamanlarının büyük bölümünü geçirdiği okulların ikinci fark etme noktası olduğunu belirten Kerimoğlu, mevcut sistemde tek bir rehber öğretmenin onlarca çocuğun sorumluluğunu üstlenmesinin yetersiz kaldığını söyledi.
Okullardaki rehberlik çalışmalarının en az temel dersler kadar hayati olduğuna dikkat çekilerek, rehber öğretmen sayısının artırılması ve risk grubundaki çocuklarla birebir temas kurulması gerektiği vurgulandı.
"Medya Medyatikleştirmemeli: Medya Detayları Yaymamalı"
Şiddet haberlerinin tüm ayrıntılarıyla yayınlanmasının ve tartışılmasının risk grubundaki çocuklar için özendirici bir rol model oluşturabileceğine dikkat çekildi. Bu durumun çocuklar arasında kaygıyı artırdığı ve okula gitme direncine yol açtığı belirtilerek, çocukların bu tür içeriklerden olabildiğince uzak tutulması gerektiği ifade edildi.





