İtalya’da bir sergi açmak istediğini ve aynı zamanda Türkiye’nin en büyük genç sanatçı inisiyatifi olan yeni nesil sanat alanını uluslararası bir düzeye getirmenin planlarının arasında yer aldığını belirten Ressam Mehmet Babat ile çalışmalarını ve çizgilerle olan hikâyesini konuştuk.
• Mehmet Babat kimdir? Bize kendinizi anlatır mısınız?
1989 yılında Van’da dünyaya geldim. 10 çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğuyum. İlköğretim eğitimimi Van’da, ortaöğretimimi Yalova’da, lise eğitimimi Zonguldak’ta, üniversite eğitimimi ise Ankara’da tamamladım. Hareketli bir eğitim sürecinin sonunda yaşamıma ve sanat çalışmalarıma Ankara’da devam ediyorum. Van'da ilköğretim yıllarında sanatçı olacağıma dair hisler taşıyordum ve elimdeki olanaklarla birlikte resim ve heykel denemeleri yaptım. 2000 yılında Yalova’ya taşındıktan sonra okullar arası yapılan bir resim yarışmasında derece aldım ve bu yeteneğimi fark eden sınıf öğretmenim, ortaokulda bulunan resim öğretmenim Aytekin Saltabaş ile paylaşmış ve sanat hayatım böylece başlamış oldu. Yoğun bir hazırlık sonrasında güzel sanatlar lisesini kazandım, lise eğitimimi Zonguldak Ereğli Erdemir Güzel Sanatlar Lisesinde tamamladıktan sonra Ankara’da bulunan Gazi Üniversitesi Resim İş Öğretmenliği Bölümünü kazandım. Mezun olduğum yıl yüksek lisans eğitimine başladım. Yüksek lisans eğitimini Ankara Hacı Bayram veli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Bileşik Sanatlar Ana Sanat Dalında tamamladım. Gazi Üniversitesi vakıf okullarında öğretmenlik yapıp sanat çalışmalarıma kişisel atölyemde devam ediyorum.
“ÇAMURLA EVLER, ŞEHİRLER İNŞA EDERDİM”
• Sizin resimle olan hikâyeniz nedir, bu serüven nasıl başladı?
Benim serüvenim köyde soba üzerinde erittiğimiz pastel boyalarla başladı aslında. İlkokulda karma sınıfta ders gördüğümüz esnada öğretmenimiz üçüncü sınıfta ders anlatırken ben defterimin alt ve üst boşluklarına resimler yapardım, sonrasında Ayşegül serisi kitaplarındaki sahnelerin resimlerini yapardım. O zamanlarda yetenekli olduğumu biliyordum aslında. Yaptığım resimlerde ışık gölge bırakmaya çalışıyordum, evimizin önünden geçen dereden çıkardığım çamurları küp şeklinde yapıp daha sonra bunlarla evler ve şehirler inşa ederdim. Yalova’ya geldiğimizde katıldığım okullar arası bir resim yarışmasında aldığım ödülle birlikte resim hayatım başlamış oldu. Ailemin Ankara’da olmasından dolayı Gazi Üniversitesi resim öğretmenliği sınavına girip üniversite sürecini Ankara’da okumak istedim ve aynı zamanda öğretmenlik yapmayı sevdiğim için doğru bir tercih yapmıştım. Üniversite ikinci sınıfta yaptığım bir inşaat resmi ilk ödülü getirip profesyonel sanat hayatımı başlatmış oldu. Benimle özdeşen inşaatlar, üniversite hayatım boyunca ödüller almama vesile oldu. Aldığım bu ödüller bugün yapmakta olduğum resimlerle aynı temayı taşıyordu bu da doğru yolda olduğumun göstergesiydi.
“AMAÇ ÇOK PARA KAZANMAK DEĞİL YAPTIĞIN İŞTE MUTLU OLMAK”
• Birçok aile, çocuklarının “garanti meslek” seçmeleri gerektiğini düşünüyor. Bu yönde çocuklarına baskı uyguluyorlar. Güzel sanatlar eğitimi alma kararınız aileniz tarafından nasıl karşılandı?
İlkokul beşinci sınıfta okullar arası yapılan bir resim yarışmasında aldığım bir ödül sınıf öğretmenimin aileme oğlunuz yetenekli, güzel sanatları okuyabilir demesiyle birlikte babam okula geldi ve ardından ortaokuldaki resim öğretmeni tanışmam gerçekleşti. O esnada sosyal bilgiler öğretmeni “güzel sanatlar okuyup da ne yapacaksın?” diye kafamı karıştırıyor, diğer yandan da babam yeteneğim doğrultusunda hareket etmem gerektiğini söylüyordu. Babamın “senin her zaman yanındayım” demesiyle birlikte güzel sanatlar lisesi sınavlarına hazırlıklar başlamış oldu. Şunu biliyoruz severek yapılan bir işte muhakkak başarılı olunur bunun çok güzel bir örneği olduğumu düşünüyorum. Birinci amaç çok para kazanmak değil yaptığın işten mutlu olmak olmalıdır. Bunun sonucunda muhakkak başarılı olur ve paranızı kazanmış olursunuz.
“ESİN KAYNAĞIM İNSAN VE İNSANIN YAŞADIĞI BÜTÜN ALANLAR”
• Çizimlerinizde size ilham veren, motive eden öğeler var mı? Özellikle bir şeylerden esinlendiğiniz olur mu yoksa daha çok hayalinizde canlandırdığınız şekilde mi kâğıda dökersiniz çizgilerinizi?
Aslında maruz kaldığınız bildiğiniz olay, mekân, durum neyse o konuyla ilgili daha rahat üretim yapabiliyorsunuz. Benim resimlerim eleştirel resimlerdir, sürekli inşa halinde bir şehir görüntüsü ve hiç bitmeyen bir şantiye gibi yaşadığımız şehirler. Buda benim resimlerimin konusu ve ilham kaynağım oluyor. Sürekli gözlem yapıyor gün içinde çektiğim fotoğrafları birleştirip kompozisyonlar kuruyorum.
Benim resimlerimde ana tema kent ve inşaat alanladır. Bu inşaatların önünde kendi doğal yaşam alanlarından uzak bir şekilde resmedilmiş hayvan figürleri yer alır. Uzun süredir hem malzemesini iyi bildiğim hem de gidip çalıştığım inşaat alanları ilham kaynağımı oluşturur. Özgürlük anlamında kendimi bulmama yardımcı bir tema olmuştur. Sanatçı derdi olan kişidir yani yaptığınız işler bir yere değiniyor olması gerekiyor yani toplumun aksayan yönlerini dile getirmek gerekiyor. Resimlerim insan yaşamı gibi sürekli değişen kendini geliştiren, eviren bir süreçtir. Sürekli inşa halindeki kentleri görürüz ve bizler de bu kentler gibi sürekli kendimizi geliştirip eğitmek zorundayız. Benim resimlerim yaşadığım şehrin ve görüp maruz kaldığım yaşam alanlarını resim diliyle tuvale aktarımıdır. Esin kaynağım aslında insan ve insanın yaşadığı bütün alanlardır. Pandemi sürecinden sonra resimlerime dahil olan hayvan figürleri insanoğlunun doğayla oğlan sınırlarını aşması kendisine ait olmayan doğayı hunharca sömürmesi sonucunda doğanın gerçek sahipleri olan hayvanların yaşam alanlarını işgal etmiştir. Pandemi sonrasında resimlerimde hayvan figürleri yer almıştır. Sürekli gözlem yaptığım ve maruz kaldığım şehir esin kaynağımı oluşturur.
• Her ressamın bir imzası, üslubu var. Siz kendi tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Sanatçıların üretim dilleri, kiminin tema olarak ele aldığı konu, kiminin de renk paleti üslubunu oluşturur. Benim resimlerim ele aldığım konu kent ve inşaatlar ve sonrasında dahil olan hayvan figürleri bana ait olan özgünlüğü oluşturuyor. Yapısalcı bir sanat anlayış (konstrüktivizm) ile resimler yapıyorum hem biçimsel hem de içerik anlamında konstrüktivizm resimlerimde görülür. Yani toplumsal gerçekçiliğin yanında ele aldığım inşaat temasında da yapısalcı özellikler teknik olarak görülür.
• Yaratan, yarattığı şeye mutlaka sızıyor. Siz kendinizi nasıl yerleştiriyorsunuz çalışmalarınıza?
Size ait size dair olmayan bir şeyin resmini çizemezsiniz veya şiirini yazamazsınız. Bir sanatçının eserine baktığınızda o sanatçıyı muhakkak orada görürsünüz kimi izler, biçimler çizerek hayata karşı olan duruşunu temsil ediyorken kimileri yumuşak hatlarla çizdiği resimleri kendi naif kişiliğini yansıtmıştır. Bizler de sürekli yükselen ve yıkılan yeniden yapılan kentsel dönüşümler gibiyiz. Benim kendi inşa sürecim çok küçük yaşlarda başlamış oldu. Küçük yaşlarda yaşadığımız zorluklar belki de resimlerimde ele aldığım inşaatlardır. Daha güçlü daha sert durmamı gerektiriyordu bir aslan tasviri yapmama sebep olmuştur. O sert beton bloklar ve vahşi doğaya ait olan hayvan figürlerinin yer alması ile ilişkilidir. Bir sanatçı tema olarak ele aldığı konuyu tesadüf eseri olarak oraya koymaz.
• Çalışmalarınızı yaparken hangi sanatçılar sizi etkiliyor?
Üniversite yıllarındaki figüratif çalışmalarında örnek aldığım sanatçılardan biri Ali Candaş’tı. Şu anki süreçte yapısalcı sanatçılar işlerimle ilişkili olduğu için dikkatimi çekiyor. Diğer yandan toplumsal gerçekçi dediğimiz sanatçıları da kendime yakın görüyorum.
“İTALYA’DA SERGİ AÇMAK İSTİYORUM”
• İlerleyen dönemlerdeki projeleriniz neler? Planlarınızdan ve hedeflerinizden biraz bahseder misiniz?
Resim yaparken her zaman bir sonraki sahnenin hesabını muhakkak yaparız; neler katabiliriz diye düşünürüz. Elbette bu sanat alanına bir iz bırakmanın güzel bir hedef olacağını düşünüyorum. Bir süredir birlikte hareket ettiğim sanat galerisi ile süreci tamamladık sonraki süreçte İstanbul ve Ankara olmak üzere kişisel projeler yapmayı planlıyorum ve sonrasında İtalya’da bir sergi açmak istiyorum. Diğer yandan uzun yıllardır emek vererek oluşturduğumuz Türkiye’nin en büyük genç sanatçı inisiyatifi olan yeni nesil sanat alanını uluslararası bir düzeye getirmekte planlarım arasında yer alıyor. Bireyselliğin önde olduğu bireysel çıkarların öncelikli olduğu bu vakitlerde genç sanatçılara muhakkak öncü olmamız gerekiyor bizler de bu uğurda emek sarf eden yeni nesil sanat alanını daha iyi yerlere getirerek hem ülkemize hem de sanat camiasına katkılar sağlayacağını düşünüyorum.