Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında gerçekleştirilen “Susuz Sürdürülebilir Tasarımlar Sunumu”nda biyolog ve akademisyen Dr. Funda Kaya Demirsoy, su kaynaklarının azalmasına karşı günlük yaşamda kullanılan ürünlerin de dönüşmesi gerektiğini anlattı. Susuz kozmetik üzerine geliştirdiği projeyi katılımcılarla paylaşan Demirsoy, su içermeyen ürünlerle su tüketimini azaltmaya yönelik çalışmalarını aktardı.
SUSUZ KOZMETİK PROJESİ GELİŞTİRDİ
Biyolog ve akademisyen Dr. Funda Kaya Demirsoy, susuz formüller üzerine bir proje geliştirerek çalışmasını kozmetik ürünlere dönüştürdüğünü anlattı. Etkinlikte katılımcılara dağıtılan ürünlerin de bu çalışma kapsamında geliştirildiğini belirtti.
Demirsoy, “Moleküler biyoloji ve genetik alanında eğitim aldım, biyoteknoloji alanında doktoramı yaptım. Hâlâ akademisyen olarak devam ediyorum. Bunun haricinde susuz formüllerle ilgili bir proje geliştirdim ve onunla ilgili bir ürün çıkardım. Şu anda elinize dağıtılan ürünler susuz kozmetik diye geçen ürünler. Bu ürün tamamen aromatik yağlardan oluşuyor, içerisinde hiç su yok. O yüzden ‘susuz sürdürülebilir tasarımlar’ diye bir proje geliştirdim ve onunla ilgili de bir ürün çıkardık.” dedi.

“2035 SONUN BAŞLANGICI” KİTABINDAN İLHAM ALDI
Susuz formüller üzerine geliştirdiği çalışmanın çıkış noktasını anlatan Demirsoy, Prof. Dr. Ali Demirsoy’un 2035 Sonun Başlangıcı kitabından ilham aldığını söyledi. Kitabın su kaynaklarının azalmasına dikkat çektiğini belirten Demirsoy, bu durumun günlük yaşamda kullanılan ürünlerin de yeniden düşünülmesini gerektirdiğini ifade etti.
Demirsoy, “Bu konuyu seçmemin sebebi, özellikle benim ilham aldığım kişi Prof. Dr. Ali Demirsoy. 2035 Sonun Başlangıcı diye bir kitap yazdı hocamız. Kitap, dünyanın susuzlukla nasıl karşı karşıya kaldığını ve bu susuz günler için bizim bir değişim yapmamız gerektiğini anlatıyor. Doğa alarm veriyor; su kaynaklarınız azalıyor, içilebilir suyunuz azalıyor. Suyu ne kadar dikkatli kullanılabilir ürünlere dönüştürebilirseniz sürdürülebilir olacaksınız. Çünkü canlılığın olması, yaşamın olması için su gerekli. O yüzden bundan sonraki geliştirdiğimiz ürünlerin vizyonunu susuz formüller üzerine geliştirmemiz gerekiyor.” dedi.

SUSUZ ÜRÜNLERLE SU TÜKETİMİNİ AZALTMAYI HEDEFLİYOR
Susuz dünya için günlük yaşamda kullanılan ürünlerin de değişmesi gerektiğini belirten Demirsoy, kişisel bakım ürünlerinde daha az su tüketimine yönelik alternatifler geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Demirsoy, “Susuz dünyada da biz yine saçımızı yıkamak, yüzümüzü yıkamak, dişimizi fırçalamak isteyeceğiz. Susuz formüller dediğimiz ürünlerin bir tanesi de toz pudra şeklinde. Elinize döküyorsunuz, bir damla su koyduğunuz zaman köpürüyor ve onunla yüzünüzü, elinizi yıkayabiliyorsunuz. Artık böyle bir kullanıma doğru gitmemiz gerekiyor. Çünkü sabunu döktüğümüzde ne kadar köpük olursa o kadar temiz olduğunu düşünüyoruz. Sonra onu arıtmak için akıttığımız suyu düşünürsek, susuz dünyaya giderken dünyayı daha da yaşanamaz hale getiriyoruz.” dedi.
Günlük kullanılan kremlerde yüksek oranda su bulunduğunu belirten Demirsoy, kendi geliştirdiği üründe ise su bulunmadığını söyledi. Demirsoy, “Normalde bizim kullandığımız herhangi bir kremin yüzde 75-95 oranında suyu var. Geri kalan yüzde 1-2’si katkı ve koruyucu madde, geri kalanı da öz dediğimiz asıl iyileştirici ya da nemlendirici kısım. Bunun içeriğinde hiç su yok.” ifadelerini kullandı.
SUSUZ FORMÜLLERİ HAYATA KATMAK İSTİYOR
Susuz formüller üzerine yürüttüğü çalışmanın sürdürülebilir yaşam hedefi taşıdığını belirten Demirsoy, teorik bilginin uygulamaya geçirilmesinin önemine dikkat çekti. Demirsoy, “Ben açıkçası hep öğrencilik yıllarımda da şunu gördüm: Hep not alırız, dinleriz, nasıl yapılması gerektiğini duyarız ama bunun uygulaması çok azdır ya da bunu nasıl ürüne dönüştüreceğinizi bilemeyiz. O yüzden ben açıkçası bugün sizin karşınıza bir ürünle de çıktığım için kendimi çok daha iyi hissediyorum. Çünkü nasıl yapılacağını bildiğimiz bir sonucu görmek bizim daha çabuk bir yola koyulmamızı sağlayabilir.” dedi.





