Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Karabat, ekonominin üretim ve yatırımdan uzaklaşarak tüketim, yüksek faiz, dış kaynak ve ithalata dayalı bir yapıya sürüklendiğini öne sürdü.

AK Parti iktidarının uzun süredir tüketimin beslediği “sahte bir refah hikayesi” anlattığını savunan Karabat, üretim yerine borçlanma ve ithalatın teşvik edildiğini iddia etti.

Karabat, “Borçla, sıcak parayla ve yüksek faizle yaratılan ekonomik canlılık gerçek refah değildir. Bugün tüketilen sahte refahın faturasını yarın çocuklarımız ödeyecek” dedi.

“Sanayinin istihdamdaki payı geriledi”

Karabat, 2025 yılında sanayinin toplam istihdam içindeki payının yüzde 20,7’den yüzde 20,2’ye gerilediğini belirtti. Sanayide çalışanların sayısının bir yılda 168 bin kişi azaldığını aktaran Karabat, aynı dönemde hizmet sektöründeki istihdamın 318 bin kişi arttığını söyledi.

Hizmet sektörünün toplam istihdamdaki payının yüzde 59’a ulaştığını ifade eden Karabat, söz konusu verilerin istihdam yapısının fabrikalardan hizmet sektörüne doğru kaydığını gösterdiğini savundu.

2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin büyüme rakamlarını da değerlendiren Karabat, ekonominin yüzde 2,5, hanehalkı tüketiminin yüzde 4,8 ve sabit sermaye yatırımlarının yüzde 3 büyüdüğünü, buna karşın sanayinin yüzde 0,8 küçüldüğünü belirtti.

Net ihracatın büyümeye katkısının eksi 2,5 puan olduğunu kaydeden Karabat, “Tüketim büyürken sanayi küçülüyor. Buna sağlıklı bir üretim ekonomisi denilemez” ifadelerini kullandı.

“Yedi aylık dış ticaret açığı 60,5 milyar dolar”

Dış ticaret verilerine de dikkat çeken Karabat, temmuz ayında ihracatın yüzde 2,9, ithalatın ise yüzde 5,1 arttığını belirtti. Dış ticaret açığındaki artışın yüzde 13,6 seviyesine ulaştığını söyleyen Karabat, Türkiye’nin yılın ilk yedi ayında 60,5 milyar dolarlık dış ticaret açığı verdiğini ifade etti.

Enerji ve altın hariç tutulduğunda dahi temmuz ayında 2,4 milyar dolarlık açık oluştuğunu savunan Karabat, yüksek teknolojili ürünlerdeki dışa bağımlılığın da devam ettiğini belirtti.

Karabat, yılın ilk yedi ayında yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayisi ihracatındaki payının yüzde 3,7’de kaldığını, ithalattaki payının ise yüzde 12,1 olduğunu aktardı.

“Yüksek teknolojiyi dünyaya yeterince satamıyor, dünyadan satın alıyoruz. Buna rağmen ‘Türkiye büyüyor’ diye övünüyorlar. Nasıl büyüdüğümüz, ne ürettiğimiz ve ne sattığımız sorgulanmalıdır” diyen Karabat, ekonomik büyümenin niteliğinin tartışılması gerektiğini söyledi.

“Enflasyonla mücadele değil, zaman satın alma”

Mevcut ekonomik düzenin yüksek faiz, dış kaynak, borçlanma ve sıcak para girişleriyle finanse edildiğini öne süren Karabat, yüksek faizlerin yabancı yatırımcılara kazanç sağlarken sanayicilerin uzun vadeli yatırım yapmasını zorlaştırdığını savundu.

Yüksek enflasyona finansman, enerji, makine ve işçilik maliyetlerinin de eklendiğini belirten Karabat, üretim riski alanların zorlandığı, parasını faize yatıranların ise avantaj sağladığı bir ekonomik yapının sürdürülemeyeceğini ifade etti.

Enflasyonla mücadelenin yalnızca faiz artışlarına indirgenemeyeceğini söyleyen Karabat; üretim ve verimliliğin artırılması, tarımın güçlendirilmesi, teknolojik kapasitenin geliştirilmesi ve ithalata bağımlılığın azaltılması gerektiğini belirtti.

Sanayicinin yatırım yapmasını zorlaştırarak ekonomiyi yüksek faizle soğutmanın kalıcı bir kalkınma modeli olmadığını savunan Karabat, bunun yalnızca “zaman satın almaya” yönelik geçici bir politika olduğunu ileri sürdü.

“Türkiye’nin ihtiyacı yeniden üretim ekonomisi”

AK Parti’nin Türkiye’yi üretimden uzaklaştırarak ithalata bağımlı hale getirdiğini öne süren Karabat, söz konusu bağımlılığın uluslararası ilişkilerde diplomatik taviz aracı olarak kullanılabildiğini iddia etti.

Türkiye’nin yeniden üretim odaklı bir ekonomik modele ihtiyacı olduğunu belirten Karabat, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye’nin ihtiyacı yeniden üretim ekonomisidir. Borçla, sıcak parayla ve yüksek faizle yaratılan ekonomik canlılık gerçek refah değildir. Bugün tükettiğimiz sahte refahın faturasını yarın çocuklarımız ödeyecek.”

Muhabir: Sami Barkın COŞKUN