Kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde gelişen teknolojiler, hastalara farklı tedavi seçenekleri sunuyor. Göğüs kafesinin açılmasını gerektirmeyen girişimsel kardiyoloji yöntemleri, uygun hastalarda damar darlıklarının giderilmesinden kalp kapaklarının tedavisine kadar birçok alanda kullanılabiliyor. Ancak kalp damarlarında darlık tespit edilmesi, her hastaya stent takılacağı veya ameliyat yapılacağı anlamına gelmiyor.

Girişimsel Kardiyolog Prof. Dr. Muhammed Keskin, tedavi sürecinde hastanın şikâyetlerinin, damar yapısının ve genel sağlık durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Girişimsel kardiyoloji nedir?

Girişimsel kardiyoloji, kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde kateter adı verilen ince ve esnek tüplerin kullanıldığı yöntemleri kapsıyor. Çoğunlukla bilek veya kasık bölgesindeki bir damardan ilerletilen kateter aracılığıyla kalbe ulaşılıyor. Görüntüleme yöntemleriyle damarlar incelenirken, gerekli durumlarda aynı yolla tedavi de uygulanabiliyor.

Prof. Dr. Muhammed Keskin, yöntemin işleyişini şöyle anlattı:

“Girişimsel kardiyolojide çoğunlukla bilek veya kasık bölgesindeki bir damardan girerek kateteri kalbe doğru ilerletiyoruz. Görüntüleme eşliğinde damarlardaki darlıkları değerlendirebiliyor, gerekli durumlarda balon veya stent gibi yöntemlerle müdahale edebiliyoruz. Bu işlemlerde göğüs kafesinin açılması gerekmiyor.”

Anjiyo ile stent aynı işlem mi?

Anjiyografi ve stent uygulaması, hastalar tarafından sıklıkla aynı işlem olarak değerlendiriliyor. Ancak iki uygulama arasında önemli bir fark bulunuyor.

Anjiyografi, kalp damarlarının görüntülenerek darlıkların yerinin ve derecesinin belirlenmesini sağlıyor. Stent ise gerekli görülen durumlarda damar içine yerleştirilerek damarın açık kalmasına yardımcı oluyor.

Keskin, anjiyo sırasında darlık tespit edilmesinin her zaman aynı seansta stent takılmasını gerektirmediğini belirterek, bazı hastalarda ilaç tedavisinin yeterli olabileceğini, bazı hastalarda ise balon, stent veya cerrahi tedavi seçeneklerinin değerlendirilebileceğini ifade etti.

Her hastaya aynı tedavi uygulanmıyor

Kalp damar hastalıklarında tedavi seçimi, hastanın klinik durumuna göre değişiyor. Kalp krizi geçiren bir hastayla, durumu kararlı olan ve günlük yaşamında belirli şikâyetler yaşayan bir hastanın tedavi süreci aynı şekilde ilerlemiyor.

Prof. Dr. Muhammed Keskin, kararlı hastalarda bazı damar darlıklarının ilaç tedavisi ve düzenli takip ile yönetilebildiğini, ilaçlara rağmen devam eden göğüs ağrısı gibi şikâyetlerde ise damar açıcı girişimlerin gündeme gelebileceğini söyledi.

Tedavi kararında damarların yapısı, darlığın bulunduğu bölge, etkilenen damar sayısı ve diyabet gibi eşlik eden hastalıklar da belirleyici oluyor.

Keskin, bazı hastalarda bypass ameliyatının daha uygun bir seçenek olabileceğini belirterek, gerektiğinde kardiyolog ve kalp cerrahının birlikte değerlendirme yaptığını kaydetti.

Balon ve stent nasıl uygulanıyor?

Damar darlıklarının giderilmesinde kullanılan yöntemlerden biri balon anjiyoplasti olarak biliniyor. Bu işlemde daralmış bölgeye kateter aracılığıyla ulaştırılan küçük bir balon şişirilerek damar genişletiliyor.

Bazı hastalarda ise damarın yeniden daralmasını önlemeye ve açık kalmasını desteklemeye yardımcı olmak amacıyla stent yerleştiriliyor.

İlaç kaplı balonlar da uygun hastalarda tedavi seçenekleri arasında bulunuyor. Bu yöntemde balon, damarı genişletirken taşıdığı ilacı damar duvarına bırakıyor ve ardından geri çekiliyor.

Hangi yöntemin uygulanacağı, darlığın özelliklerine ve hastanın sağlık durumuna göre belirleniyor.

Kalp kapakları da kateterle tedavi edilebiliyor

Girişimsel kardiyoloji yalnızca kalp damarlarındaki darlıkların tedavisiyle sınırlı kalmıyor. Bazı kalp kapak hastalıklarında ve doğuştan gelen kalp deliklerinin kapatılmasında da kateter yöntemlerinden yararlanılabiliyor.

Bu yöntemlerden biri olan TAVI, özellikle aort kapak darlığının tedavisinde kullanılan uygulamalar arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Muhammed Keskin, uygun hastalarda yeni bir aort kapağının kateter aracılığıyla yerleştirilebildiğini belirterek, her kapak hastasının bu yöntem için uygun olmadığını vurguladı.

TAVI kararında hastanın yaşı, kapak yapısı, eşlik eden hastalıkları ve genel sağlık durumu dikkate alınıyor.

İşlem sonrası tedavi devam ediyor

Kateter yoluyla gerçekleştirilen işlemlerde göğüs kafesinin açılmaması ve bazı hastaların daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilmesi önemli avantajlar arasında gösteriliyor. Ancak hastanede kalış ve iyileşme süresi, uygulanan işlemin türüne ve hastanın sağlık durumuna göre değişebiliyor.

Damarın açılmasının tedavinin yalnızca bir parçası olduğunu belirten Keskin, işlem sonrasında doktorun önerdiği ilaçların düzenli kullanılması ve kontrollerin aksatılmaması gerektiğini ifade etti.

Sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme, düzenli hareket, kolesterol ve tansiyon takibi de kalp damar sağlığının korunmasında önem taşıyor.

Özellikle stent takılan hastaların, kendilerine verilen ilaçları doktorlarına danışmadan bırakmamaları gerektiği vurgulanıyor.

Kalp krizi belirtilerinde zaman kaybetmeyin

Göğüste baskı veya ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme ve ağrının kola, çeneye ya da sırta yayılması kalp krizi belirtileri arasında yer alabiliyor.

Prof. Dr. Muhammed Keskin, kalp krizinden şüphelenilen durumlarda belirtilerin geçmesini beklemek yerine 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini belirterek, erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.

Muhabir: Hatice GÜREL