Türkiye’de jeotermal enerji sektörünün gözü yeni yasama yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevrildi. Jeotermal Enerji Derneği (JED), sektörün büyümesinin önündeki bürokratik ve finansal engellerin kaldırılması, izin süreçlerinin hızlandırılması ve yeni bir Jeotermal Kanunu hazırlanması çağrısında bulundu.

JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2035 yılında 4 bin 500 megavat jeotermal enerji kurulu gücü hedefinin gerçekleştirilebilir olduğunu belirterek, sektörün bu yatırım hamlesine hazır olduğunu söyledi.

Kındap, yeni yasama yılının jeotermal yatırımları açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade ederek, sektörün taleplerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ve ilgili bürokrasiyle paylaştıklarını açıkladı.

HEDEF 1.800 MW’DAN 4.500 MW’A ÇIKMAK

Türkiye’nin bugün yaklaşık 1.800 MW seviyesinde bulunan jeotermal enerji kurulu gücünün 2035 yılında 4.500 MW’a çıkarılması hedefleniyor. JED Başkanı Kındap, Türk jeotermal sektörünün bu hedefi gerçekleştirecek finansal güce, teknik birikime ve yetişmiş insan kaynağına sahip olduğunu söyledi. Ancak mevcut izin ve ruhsat süreçlerinin yatırımların önünde önemli bir zaman ve maliyet unsuru oluşturduğunu belirten Kındap, merkezi ve yerel yönetimlerdeki farklı uygulamaların yatırım süreçlerini uzattığını ifade etti. Kındap, jeotermal yatırımlarının ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesini istedi.

SEKTÖRÜN EN ÖNEMLİ TALEBİ: 2040 TAKVİMİ

JED’in yeni yasama yılı öncesindeki öncelikli taleplerinden biri de Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında santrallerin işletmeye giriş tarihinin 2030’dan 2040’a uzatılması. Kındap, uzun vadeli yatırım kararlarının alınabilmesi için sektöre daha fazla öngörülebilirlik sağlanması gerektiğini belirtti. Dernek ayrıca güneş enerjisi ile hibrit jeotermal santrallerin geliştirilmesi ve jeotermal kaynakların elektrik üretiminin yanı sıra farklı alanlarda kullanılmasının teşvik edilmesini istiyor.

JEOTERMALE “SÜPER İZİN” TALEBİ

JED, rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarında süreçleri hızlandırmak amacıyla uygulanan “Süper İzin” benzeri düzenlemelerin jeotermal yatırımlar için de hayata geçirilmesini talep ediyor. Derneğin önerileri arasında lisanslı jeotermal santrallerin üretim ve reenjeksiyon kuyuları ile akışkan isale hatlarına ilişkin taşınmaz temini işlemlerinin tek elden yürütülmesi de bulunuyor.

ARAMA VE SONDAJA RİSK FONU ÖNERİSİ

Jeotermal yatırımların en riskli aşamalarından biri olan arama ve sondaj faaliyetleri de sektörün gündeminde. JED, kamu destekli bir “Jeotermal Arama Risk Fonu” oluşturulmasını öneriyor. Fonla birlikte arama ve sondaj yatırımlarında risk paylaşımı ve sigorta mekanizmasının kurulması hedefleniyor. Dernek ayrıca petrol ve doğal gaz sektörlerinde uygulanan benzer teşviklerin jeotermal arama, sondaj, rezerv geliştirme ve üretim kuyularına da uygulanmasını istiyor.

JEOTERMALDEN LİTYUM VE BOR ÇIKARILABİLECEK

JED’in talepleri yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı değil. Jeotermal akışkanın içerisinde bulunan lityum, bor, potasyum ve diğer ekonomik değere sahip elementlerin geri kazanılması için mevzuatın netleştirilmesi isteniyor. Söz konusu yatırımların stratejik yatırım, kritik mineral yatırımı veya yüksek teknoloji yatırımı kapsamında desteklenmesi öneriliyor. Dünyada kullanım alanı giderek artan Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (EGS) ve “kızgın kuru kayaç” teknolojileri için de Türkiye’de ayrı bir mevzuat ve teşvik altyapısı oluşturulması talep ediliyor.

“JEOTERMALDEN GELEN DEĞER YEREL HALKA DA YANSIMALI”

JED Başkanı Ali Kındap’ın dikkat çektiği başlıklardan biri de jeotermal kaynakların bulunduğu bölgelerde yaşayan vatandaşların bu kaynaklardan daha fazla faydalanması. Kındap, jeotermal faaliyetlerden tahsil edilen devlet payının belirli bir bölümünün kaynağın bulunduğu bölgelerdeki altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerine aktarılmasını önerdi. Kındap, jeotermal kaynakların teknik ve rezerv kapasitesinin uygun olduğu bölgelerde konut ısıtması, seracılık ve tarımsal üretim için de yerel kullanıma pay ayrılmasının sosyal kabul açısından önemli olduğunu söyledi.

“JEOTERMAL SADECE ELEKTRİK ÜRETİMİ DEĞİL”

Kındap, jeotermalin yalnızca elektrik üretimi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, kaynağın ısıtma, seracılık, kurutma, termal turizm ve stratejik madencilik gibi birçok alanda kullanılabileceğine dikkat çekti. Jeotermalin Türkiye’nin enerji arz güvenliği, tarımsal üretimi, bölgesel kalkınması ve net sıfır hedefleri açısından stratejik bir kaynak olduğunu ifade eden Kındap, yeni yasama yılında kapsamlı bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.

“TBMM’DE TÜM SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ”

JED Başkanı Ali Kındap, TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak sektörün taleplerinin yeni yasama yılında değerlendirilmesini istedi. Kındap, jeotermal yatırımların önünü açacak yeni bir hukuki çerçeveye ihtiyaç olduğunu belirterek, “Türk jeotermal sektörünün yarım asra yaklaşan birikimini, bugünün enerji güvenliği ve iklim hedefleriyle buluşturacak yeni bir hukuki çerçeveye ihtiyacımız var” dedi.

JED, yeni yasama yılında bütüncül bir Jeotermal Kanunu’nun Meclis gündemine alınmasını ve aramadan üretime, denetimden çevresel izlemeye kadar tüm süreçlerde ortak standartların oluşturulmasını talep ediyor.

Muhabir: Cemil Cahit Saraçoğlu