THBB’nin aylık Hazır Beton Endeksi 2026 Temmuz Ayı Raporu’na göre, haziran ve temmuz ayı verileri, temmuz ayında sektörde sınırlı bir zayıflamaya işaret etti. Haziran ayında özellikle Faaliyet Endeksi'nde belirgin bir toparlanma gözlendi, temmuz ayında bu toparlanma bir miktar zayıfladı. Buna karşılık Güven Endeksi'nde bir miktar iyileşme yaşandı. Beklenti Endeksi ve Hazır Beton Endeksi ise gerileme oluştu.
Geçen yılın aynı ayına göre bakıldığında, temmuz ayında tüm endekslerin negatif bölgede yer aldığı ve sektör genelinde bir daralma eğiliminin hâkim olduğu görüldü. Yıllık bazda en belirgin gerileme %1,5 ile Faaliyet Endeksi’nde yaşanmış, bu durum sahadaki fiili iş hacminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yavaşlama olduğuna işaret etmişti.
2026 yılının üçüncü çeyreğinin başında açıklanan temmuz ayı verileri, sektörün yıllık bazda daralma baskısı altında olduğunu ortaya koydu. Faaliyet ve Hazır Beton endekslerindeki gerileme, inşaat sahasındaki reel hareketliliğin ve talep koşullarının geçen yılın gerisinde kaldığını gösterdi. Beklenti ve Güven Endekslerindeki negatif seyir ise piyasa aktörlerinin temkinli ve bekleyiş içindeki tutumunun sürdüğüne işaret etti.
Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Ağustos 2026 itibarıyla Türk inşaat sektörü, dezenflasyon sürecinin ve gerileyen yıllık enflasyonun yarattığı olumlu beklentilere karşın, yüksek borçlanma maliyetleri ve sıkı parasal koşulların gölgesinde bir dengeleme süreci yaşamaktadır. Sıkı para politikasının etkisiyle krediye erişimde devam eden zorluk ve yüksek finansman maliyetleri, özellikle özel sektörün konut ve ticari gayrimenkul yatırımlarını kısıtlamayı sürdürmektedir. Buna karşılık, kentsel dönüşüm projeleri, deprem bölgesindeki altyapı ile konut yapım faaliyetleri ve kamu odaklı projeler sektörün temel taşıyıcı unsurları olmaya devam etmektedir. Önümüzdeki dönemde endekslerin yeniden pozitif bölgeye geçebilmesi ve sektördeki toparlanmanın güç kazanması; dezenflasyon patikasının kalıcılık kazanmasına, Merkez Bankası’nın olası faiz indirim döngüsünün finansman koşullarında sağlayacağı rahatlamaya ve gayrimenkul piyasasına yönelik ertelenmiş talebin fiili talebe dönüşme hızına bağlı olacaktır” dedi.



