Sel, fırtına, aşırı sıcak ve kuraklık gibi iklim kaynaklı olaylar şirketleri yalnızca fiziksel hasarla karşı karşıya bırakmıyor. Üretimin durması, tedarik zincirinin kesintiye uğraması ve lojistik sorunlar şirketlerin gelirlerinde ciddi kayıplara yol açabiliyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, şirketlerin iklim riskini artık “hangi varlığımız zarar görebilir?” sorusundan çok “işimizi ne durdurabilir?” perspektifiyle değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
İklim değişikliğinin şirketler üzerindeki etkisi, tesis ve makine gibi fiziksel varlıkların zarar görmesinin ötesine geçiyor. Üretim hatlarının durması, enerji ve hammadde tedarikindeki kesintiler, lojistik aksaklıklar ve kritik tedarikçilerin devre dışı kalması, şirketlerin finansal sonuçlarını doğrudan etkileyebiliyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, bu nedenle iklim risklerinin iş sürekliliği planlarının temel unsurlarından biri haline geldiğini söyledi.
ASIL MALİYET ÜRETİMİN DURMASIYLA ORTAYA ÇIKIYOR
Fiziksel hasarın ölçülebilir bir risk olduğunu belirten Çiftçi, şirketler açısından daha büyük maliyetin üretimin durmasıyla oluşabileceğine dikkat çekti. “Bir binayı veya makineyi yeniden yapmak mümkün. Ancak üretimin haftalarca durması, müşteriye teslimat yapılamaması ve sabit giderlerin devam etmesi çok daha büyük finansal sonuçlar yaratabilir” diyen Çiftçi, mal varlığı sigortası ile iş durması ve kar kaybı teminatlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Çiftçi, fiziksel varlıkların doğru bedellerle sigortalanmasının tek başına yeterli olmadığını, üretimin ne kadar süreyle durabileceği ve bu dönemde oluşabilecek gelir kaybının da doğru hesaplanması gerektiğini vurguladı.
FABRİKA SAĞLAM KALSA DA ÜRETİM DURABİLİR
İklim risklerinin şirketlerin kendi tesisleriyle sınırlı olmadığını belirten Çiftçi, tedarik zincirinin kritik halkalarındaki aksaklıkların da üretimi durdurabileceğini söyledi. “Şirketin kendi fabrikası hiçbir hasar görmeyebilir. Ancak kritik bir tedarikçinin tesisi sel nedeniyle devre dışı kalırsa, liman kapanırsa veya enerji tedariki kesilirse operasyon yine durabilir” diyen Çiftçi, şirketlerin risk haritalarını yalnızca kendi tesisleri üzerinden oluşturmaması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda kritik tedarikçiler, alternatif tedarik kaynakları, lojistik güzergâhları ile enerji ve hammadde bağımlılıklarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
HER İŞ DURMASI SİGORTA KAPSAMINDA DEĞİL
İş durması ve tedarik zinciri teminatlarında poliçe kapsamının kritik önem taşıdığını belirten Çiftçi, her operasyonel kesintinin otomatik olarak sigorta kapsamında olmayabileceğine dikkat çekti. Çiftçi, şirketlerin poliçelerde iş durması teminatının hangi fiziksel hasarlara bağlı olduğunu, kritik tedarikçi veya müşteri tesislerindeki hasarların kapsama girip girmediğini ve enerji ile kamu hizmetlerindeki kesintilerin nasıl ele alındığını incelemesi gerektiğini söyledi.
Özellikle tedarikçi kaynaklı iş durması ve alternatif üretim veya tedarik maliyetlerinin şirketin faaliyet yapısına göre değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çiftçi, “Önemli olan poliçede bir teminat başlığının bulunması değil, bu teminatın şirketin gerçek bağımlılıklarını karşılaması” dedi.
KAR KAYBINDA SÜRE VE LİMİT BELİRLEYİCİ
Büyük bir hasarın ardından fiziksel onarım tamamlanmış olsa bile operasyonların hemen eski seviyesine dönemeyebileceğine işaret eden Çiftçi, kar kaybı sigortasında tazminat süresinin doğru belirlenmesinin önemini vurguladı.
Makine ve ekipmanların yeniden temini, tedarik zincirinin kurulması ve üretimin eski kapasitesine ulaşmasının zaman alabileceğini belirten Çiftçi, sigorta bedelleri ile beklenen brüt kârın da güncel finansal veriler üzerinden hesaplanması gerektiğini ifade etti.
REASÜRANS PİYASASINDA RİSK YÖNETİMİ ÖNEM KAZANIYOR
İklim kaynaklı hasarların sıklığı ve şiddetindeki değişim sigorta ve reasürans piyasalarını da etkiliyor. Çiftçi, riskin niteliğine ve bulunduğu bölgeye bağlı olarak fiyat, muafiyet, limit ve teminat koşullarının daha fazla önem kazanacağını belirtti.
Çiftçi, reasürans piyasalarının yalnızca geçmiş hasarlara değil, şirketlerin aldığı önlemlere, tesislerin dayanıklılığına ve iş sürekliliği planlarına da daha fazla önem verdiğini söyledi.
“İKLİM RİSKİ ARTIK FİNANSAL DAYANIKLILIK KONUSU”
İklim değişikliğinin şirketler açısından artık yalnızca doğal afet veya sürdürülebilirlik başlığı olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Çiftçi, konunun doğrudan iş sürekliliği ve finansal dayanıklılıkla ilişkili olduğunu ifade etti.
Çiftçi, şirketlerin yalnızca tesislerini değil, tedarik zincirlerini, enerji bağımlılıklarını, lojistik ağlarını ve gelir akışlarını da koruyacak bir risk yönetimi yaklaşımı geliştirmesi gerektiğini belirterek, “Gerçek dayanıklılık yalnızca hasarı karşılayabilmek değil, hasara rağmen işin devam edebilmesini sağlamak” dedi.



