İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen 'Yolsuzluk' soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri' olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Rüşvet', 'Suç gelirlerinin aklanması', 'Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'Kişisel verilerin kaydedilmesi', 'Kişisel verileri ele geçirme ve yayma', 'Suç delillerini gizleme', 'Haberleşmenin engellenmesi', 'Kamu malına zarar verme', 'Rüşvet alma', 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma', 'İrtikap', 'Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'İhaleye fesat karıştırma', 'Çevrenin kasten kirletilmesi', 'Vergi usul kanununa muhalefet', 'Orman kanununa muhalefet' ve 'Maden kanununa muhalefet' suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
DURUŞMAYA GELMEYEN TUTUKSUZ SANIK GÖZALTINA ALINDI
22 Eylül tarihinde görülen duruşmada, mahkemede ifade vermeye gelmeyen 5 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Hakkında yakalama kararı çıkartılan Ümit Boyner'in oğlu tutuksuz sanık Sinan Bolak, İstanbul Havalimanında gözaltına alındı.
‘ŞİRKETLERLE HİÇ BİR ALAKAM KALMADI’
Gözaltına alındıktan sonra mahkemeye getirilen tutuksuz sanık Sinan Bolak, “Kültür A.Ş.'deki bir yıldan az süreli çalışmam içerisinde, kısa süreli vekalet ettiğim bir birimin işlemi nedeniyle hakkımda dava açıldı. Kültür A.Ş.'de Kültür Etkinlikleri Müdürlüğü pozisyonu teklif edildi. Kabul etmemin tek sebebi İstanbul'un kültür-sanat etkinliklerine katkı sunma isteğim. Eylül 2019'da Kültür A.Ş.'de Kültür Etkinlikleri Müdürü olarak çalışmaya başladım. İşe başlamamdan henüz bir ay geçmeden, Plan ve Organizasyon Müdürlüğü pozisyonunun boş olması sebebiyle yönetim kurulu kararıyla geçici olarak Plan ve Organizasyon Müdür Vekili sıfatıyla da görevlendirildim. Görevlendirilmem öncesinde bana görüşüm sorulmadı. 3 ay kadar kağıt üzerinde vekalet ettim. Hakkımdaki dava, bu dönem sebebiyle açılmıştır. Ben özel reklam alanları için Kentsel Tasarım Müdürlüğü'nden izin alınması gerektiğini, iznin de bir komisyonca verildiğini iddianamede öğrendim. Bu komisyonda kimler vardı, ne şartlarda izin verdiler, hiçbir fikrim de yok. İzin talebinde bulunan firmaların Kültür A.Ş.'ye yönlendirilip yönlendirilmediğiyle alakalı da bildiğim bir şey yok. İleri sürülen sözleşmeyle alakalı da sözleşmenin karşı tarafını oluşturan, aynı zamanda da bu eyleme rüşvet vermekle suçlanan firma sahipleri ya da yetkililerinin hiçbirini tanımıyorum. Hiçbiriyle herhangi bir konuda bir görüşmem olmadı. 10 Ocak 2020 tarihinde Yönetim Kurulu kararıyla geçici vekalet görevim sona erdi. Ağustos 2020 tarihinde Kültür A.Ş.'den ayrıldım ve başvuru sürecindeki talebime uygun olarak Dış İlişkilerde çalışmaya başladım. Böylece şirketler ile hiçbir ilgim kalmadı. Hakkımda yakalama kararı verilmiş. Bunu öğrenir öğrenmez de mümkün olan ilk uçakla mahkemeniz huzuruna geldim. Hiçbir zaman rüşvet almadım. Kimsenin rüşvet almasına aracılık etmedim. Rüşvet olduğunu bildiğim bir eylemde asla yer almadım. Kentsel Tasarım Müdürlüğü ile hiçbir ilişkim ve iletişimim olmadı. Rüşvet verdiği iddia edilen iş insanlarıyla hiçbir iletişimim olmadı” dedi.
‘PARA ALIŞVERİŞİ GERÇEKLEŞMEDİ BEN ÖYLE ALGILADIM’
Tutuksuz sanık reklamcı iş insanı İnan Boztaş, "Reklam izin süreçleriyle ilgili olarak belediye iştirakleri ile görüşeceğim söylendi. Görüştüğümde izin süreçlerine ilişkin hizmet verdiklerini öğrendim. Ödemeleri de o dönemde izin süreçleriyle bağlantılı harç gibi algıladım. Herhangi bir kişi beni bu sözleşmeleri imzalamaya zorlamadı. Bir kişinin talebi üzerine hareket etmedim. Ben belediyenin kurumsal uygulaması olarak düşündüm. Dosyada rüşvet verdiğime, ihalelere yan teklif vermek suretiyle katılmış olduğuma, varsa bir organizasyon içinde olduğuma dair somut delil, tanık beyanı, irtibat kaydı veya para alışverişine ilişkin herhangi bir tespit bulunamadığından iddialar kapsamında masumiyetim açıkça görülmektedir" dedi.
Duruşma savcısının "İfadenizde 'Medya A.Ş. görevlisi Elif Güven, Bebek’teki ofisime ziyarete geldi. Bana 'İşlerinizin daha iyi gitmesini istiyorsanız bizi görmeniz gerekiyor' dedi. Para vermeye zorladı' beyanınız var. Teklifi kabul etmediğinizi söylüyorsunuz. Nasıl gerçekleşti bu süreç" sorusuna Boztaş, "Birkaç defa telefonla konuşmuşluğumuz olmuştur. Öyle bir cümle kullandı, ben de öyle anladım. Para alışverişi gerçekleşmedi. Direkt bir para isteme durumu yok. 'Bizi de görmeniz lazım' cümlesini ben para olarak algıladım" dedi.
'MAL KAÇIRMAK AMACIYLA YAPILMIŞ BİR İŞLEM DEĞİL'
Tutuksuz sanık Hamit Serkan Balbal, "Açık hava reklam alanlarını kiraladığım dönemde Murat Kapki ile tanıştım. Kendisinden kiralama yapıyordum. 2022 yılında Murat Kapki ile yaptığımız sohbetlerde kendisinin o dönem bir YouTube futbol kanalı bulunuyordu ve bir spor radyosu kurmak istediğini söylemişti. Ortak ilerlemeyi planladık. Radyoların alımı ve kurulumundaki masrafları birlikte yapmıştık, ortaklıktan çekildim. Kapki, süreç içinde yaptığım masrafları bana daha sonra ödeyeceğini teyit etti. 2022 yılında Beşiktaş kongre üyesi olmam nedeniyle kulübün stadyum çevresindeki bazı noktaları reklam alanı olarak kiraya verip gelir yaratma fikrinden haberdar oldum. Bunu Kapki’yle paylaştım ve bu alanları kiralayıp istemediğini sordum. Kapki de Fenerbahçe’nin işlerini yapıyordu, işe sıcak baktı, 3 yıllık kiralama işini birlikte yaptık. Hem kira bedelini hem imalat giderlerini birlikte yatırdık. Yıllık mahsuplaşma yapmayı planlamıştık ancak 2023 yılında sıkıntılarım nedeniyle bunu gerçekleştiremedik. 2024 yılı sonunda yapabildik. Hem kendisine verdiğim borçlar hem de diğer alacaklarım karşılığında kendisinden bir gayrimenkul aldım. Mal kaçırmak veya aklamak amacıyla yapılmış bir işlem değildir. Tamamen borç-alacak ilişkisinden doğan bir ticarettir" dedi.
‘ÖDEMENİN YARISINI ALDIM’
Tutuksuz sanık avukat Süleyman Atik, "Turizm ve restoran işletmeciliği yapmaktayım. 2015 yılıyla beraber danışmanlık işini de yürütmekteyim. Özellikle Boğaziçi öngörünüm ve eski eser yapılarla alakalı uzmanlık alanım bulunmaktadır. 2015’ten beri bu konuda danışmanlık yapmaktayım Fatih Bey’i bir gün ziyaret ettiğimde burayla alakalı bilgiler sordu. İlk yıllar Fatih Bey bölgeyle alakalı bazı sorular sorardı. ‘Burayla ilgili bir bilgin var mı?’ dedi. Fikirlerimi söyledim ve kendisi ‘Tamam’ dedi. Belli bir süre sonra geldiğimde, ‘Buranın arkasında odalar var’ dedim. ‘İnşaat döneminde yapılıp kapatıldığını biliyorum ama şu anki durumunu bilmiyorum’ dediğimde, ‘Evet, konu o’ dedi. Rakamlar üzerinde konuştuk, belli bir rakam söyledi. Hatta ‘Abi, çok düşük değil mi bu rakam?’ dedim. O da ‘Başkan Bey, bir ara Malatya ziyaretinde kendisiyle tanışmış. Kendisinin de depremde destekleri olmuş. O yüzden böyle oldu’ dedi. Ondan belli bir süre sonra, kendisiyle bir görüşmemizde, ziyaretinde bana ‘Süleyman, burayla alakalı bir tahsilat söz konusu. Sen o bölgedesin, yardımcı olabilir misin?’ dedi. ‘Tamam’ dedim. Bana bir numara verdi. Aradığımda E-5’in üst tarafında bir yerde ödemenin yarısını aldım. Geri kalan taksitle alakalı ben müsait olamadım. Kendileri bunu hallettiler ancak nasıl hallettikleri konusunda bilgim yok” dedi.
'HİÇ BİRBİRİMİZİ ARAMAZDIK'
Mahkeme başkanının 250 bin dolara ilişkin sorusunu yanıtlayan Atik, “Orada daha önceden yapılmış olan aykırılıkların açığa çıkarılması içindi. Orada yapılacak olan işlemlere göz yumulması içindi. Yarısını aldım ama 150 miydi, 125 mi? Çok geçmiş gün. 150 bin civarı olması lazım” dedi.
Zafer Keleş’le teslimat için neden Basınköy’de buluştukları sorulan Atik, “‘Basınköy’de buluşalım mı, olur mu?’ dedi ‘Olur’ dedim. ‘O taraftan geliyorum ben de sabah erkenden orada buluşuruz, sonra dağılırız’ dedi” dedi. Teslimatın nasıl yapıldığı sorusuna ise Atik, “Yok Sokağı söylerdi. Hiç birbirimizi aramazdık. ‘Tam 09.00’da oradayım.’ derdim, 09.00’da buluşurduk" dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Duruşma, sanık savunmalarının alınması ile 28 Eylül Pazartesi günü saat 10.00'da görülmeye devam edecek.



