İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

"Gençlerin günde ortalama 2 saat 13 dakikası internette geçiyor"

Genel

Ankara'da geleneksel Türk silahları müzesi açıldı

Magazin

Didim'de Miss Apollon güzeli Rus Valeria seçildi 

Genel

Yenimahalle'de yaz okulları başlıyor

Teknoloji

Baran: Gençlerin önünün açılması gerek

Genel

Anneler, çocuklarıyla parklardaki atıkları topluyor

Genel

Yaşlılar çocukluk günlerine döndü

Spor

Yenimahalleli sporcular İtalya'dan dereceyle döndü

Kültür-Sanat

Nöbetçi Tiyatro'da 'Kaşıkçılar' sanatseverlerle buluşacak

Kültür-Sanat

Çocuk sinemacıların filmleri beyaz perdede

Kültür-Sanat

Fotoğraf tutkunları Frigya'da buluşuyor

Kültür-Sanat

Karsu Dönmez Caz Festivali”nde sahne aldı 

Genel

Genel Haberleri

“Ulaştırma, bir kamu hizmeti olarak ele alınmalıdır”

Tolga ALCA 10.01.2019 11:02
“Ulaştırma, bir kamu hizmeti olarak ele alınmalıdır”

Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası, tarafından yapılan açıklamada 13 Aralık 2018 tarihinde meydana gelen ve 9 kişinin hayatını yitirdiği tren faciasına yönelik, “Ulaştırma, bir kamu hizmeti olarak ele alınmalıdır” denildi.

13 Aralık 2018 tarihinde, Ankara-Konya seferini yapmakta olan YHT ile yol kontrolünden dönen (klavuz tren) lokomotifin aynı hat üzerinde Marşandiz istasyonunda saat 06.36’da çarpışması (karambol) sonucu 2’si YHT makinisti, biri kılavuz lokomotifi makinisti olmak üzere 9 yurttaşımız hayatını kaybetmişti. Ayrıca kazada biri kılavuz lokomotifi makinisti olmak üzere 86 kişi çeşitli derecelerde yaralanmıştı. Yaşanan kazada sorulması ve çözüme kavuşması gereken hususların olduğunu dile getiren Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası, (BTS) TCDD'nin Yeniden Yapılanması ve Marşandiz Tren Kazası başlıklı raporunu kamuoyuna sundu. Raporda, “Demiryollarında yapılacak düzenlemelerin, ülke gerçekleri ve çıkarları ile kamu hizmeti yönü göz önüne alınarak ve bilim adamlarının, Sendikaları ve Odaların katılımı ile yapılması gerekmektedir” ifadesi vurgulandı.

“YENİ DÜZENLEMELER YAPILMALIDIR”

BTS’nin Türkiye’deki tren kazalarına yönelik hazırlamış olduğu rapor şu başlıklar altında toplandı: “TCDD’nin yeniden yapılandırılması adı altında yürütülen çalışmalar kapsamında hazırlanan bu raporlarla TCDD’nin kar amaçlı ticari bir kuruma dönüştürülmesi, dolayısıyla kamu hizmeti veren bir kurum olmaktan çıkarılması amaçlanırken, TCDD’nin hem dikey olarak alt yapı ve işletmeciliğinin birbirinden ayrılması hem de yatay olarak faaliyet alanlarının bölünmesi ve asli olmayan faaliyetlerin bitirilmesi istenmiştir. Yine raporlar doğrultusunda; personel sayısının azaltılması, istasyon, atölye ve fabrikaların kapatılması, elektrikli işletmeden vazgeçilip dizel işletmeciliğine geçilmesi, prestij yolcu trenleri dışında tren işletilmemesi, kamusal işletmecilikten vazgeçilerek demiryolu taşımacılığının özelleştirilmesi tavsiye edilmiştir. Bu nedenle; Ulaştırma, bir kamu hizmeti olarak ele alınmalıdır. Ulaştırma sektörünün alt sektörlerini oluşturan demiryolu, denizyolu, karayolu ve havayolu sistemleri bir bütün olarak ele alınmalı, yatırımlar birbirini tamamlar nitelikte olmalıdır. Deniz ve su yolları potansiyelinden yararlanılmalı, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde deniz taşımacılığı teşvik edilerek yeni hatlar açılmalıdır. Özellikle yük taşımacılığının demiryolu ve denizyoluna kaydırılması için yeni düzenlemeler yapılmalıdır. Büyükşehir ve sanayi merkezlerimiz, çağdaş standartlara uygun demiryolları ile birbirlerine ve limanlara bağlanmalıdır. Kent içi ve kentler arası ulaşımlarda toplu taşımacılık birincil öncelik taşımalı ve özendirilmelidir. Kentlerin kaderini etkileyecek büyük projelerde sendikalar, meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin görüşleri alınmalıdır. Başta metro, hafif raylı sistemler olmak üzere kent içi ulaşım projeleri geliştirilmelidir. Hizmet dışı bırakılmış bakım ve tamir atölyelerine işlevlik kazandırılmalıdır. Bugün TCDD bünyesinde ciddi boyuta ulaşan personel açığı ve yaygınlaşan unvan dışı çalıştırmalar acil olarak yeni personel istihdam edilerek giderilmelidir. Demiryolu sanayisine/yan sanayisine (ray, tekerlek, vb) yatırım yapılmalıdır. Demiryollarımızın Yeniden Yapılanması amacıyla hazırlanan raporlarının tavsiyeleri zaman içinde bir bir uygulanırken 2013 yılı 1 Mayıs tarihinde 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleşmesi yasası çıkarılmış ve TCDD Genel Müdürlüğü ve TCDD Taşımacılık A.Ş. adıyla ikiye ayrılmıştır. Tüm itirazlarımıza ve karşı çıkışlarımıza rağmen çıkan bu yasa ile demiryolları, sermayenin insafına ve kar güdüsüne terk edilmiştir. Bu süreçte gerek sendikamız gerekse de demiryollarında örgütlü bulunan kimi sendika ve derneklerle birlikte pek çok eylem etkinlik yapılarak, raporlar hazırlanarak yasanın çıkmaması yönünde çaba gösterilmiştir. Raporlarımızda; TCDD tarafından tek elden yapılmakta olan demiryolu işletmeciliği bu düzenlemeden sonra birçok demiryolu altyapı işleticisi ve demiryolu tren işleticisi ile bu işleticilerin yaptığı işlerin hizmet alımı yöntemiyle alt işverenlere yani taşeronlara verilmesi suretiyle birbirinden kopuk işleticiler ve şirketler tarafından yerine getirileceği, bu işleyişin beraberinde demiryollarımızda kaosa neden olacağı, bunun da demiryolu trafik emniyetinin tehlikeye atılması ve kazaların artması anlamına geleceği belirtilmiştir. Kuruma kalifiye personel yetiştiren TCDD Meslek Lisesi kapatılması sonucu kuruma kalifiye personel alınmasının önü kapatılmış oldu. Sınavlarla TCDD’ye işe alınan personelden eğitim görenlerin sayısı, eğitim sayısı ve eğitim saatinde yaşanan düşüşler istatistiklere yansıdı. Demiryollarında kazalar dediğimizde ilk aklımıza yurttaşların yaşamlarını yitirdiği büyük ölümlü tren kazaları gelmektedir. Maalesef ülkemiz de demiryollarının içinde bulunduğu durum ancak bu tür kazalar yaşandığında gündeme gelmekte, tartışmaya açılmakta ve maalesef bir süre sonra kapanmaktadır. Oysa yaşadıklarımız ve istatistiksel veriler ülkemiz demiryollarının taşımacılıkta yaşanan sorunlar bir yana kazalar yönüyle de ciddi bir sıkıntı içinde olduğunu göstermektedir. Uzun yıllara dönük veriler olmamakla birlikte yapılan çalışmalarda ülkemizin gerek Avrupa Birliği ülkeleri ile gerekse de dünya ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalarda ciddi biçimde kaza sayısında önde olduğunu göstermektedir.

KAZADA KUSUR VE SORUMLULUK

 13 Aralık 2018 tarihinde Ankara’da yaşanan ve 9 yolcunun hayatını kaybettiği 86 yolcunda yaralandığı bu kazadaki en büyük sorumluluk elbette ki siyasi iktidarın Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına aittir. Bu gün, uzun yıllardan beridir ülkemizdeki ulaşım politikalarını belirlemede bilinçli olarak demiryolu ulaşımını geri plana atan ve karayoluna dayalı bir ulaşım politikasının sonuçlarını yaşıyoruz. AKP iktidarı göreve başladığı 2000’li yılların başında ülkemizdeki demiryollarına bilinçli ve ülke ihtiyaçlarının gereklerine uygun değil de sadece daha çok vizyon amaçlı yatırımları tercih etmiştir. Bunun sonucu ise; 2004 yılında hiçbir yatırım ve iyileştirme yapılmadan siyasi şov yapılarak sefere konulan hızlandırılmış tren kazası sonucu 41 yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Gebze- Halkalı (105 kilometre) arası olan Marmaray projesi tam olarak bitirilmeden sadece Ayrılıkçeşme-Kazlıçeşme (13,6 kilometre) arası 29 Ekim 2013 tarihinde açılmış ve halen inşaatı sürmektedir. 3-24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Genel seçimleri öncesi sinyalizasyonu bitmeden 12 Nisan 2018 tarihinde açılan Mamak-Ankara-Kayaş güzergâhında ki Marşandiz istasyonunda 13 Aralık’ta yaşanan kazada 9 yolcu hayatını kaybetti. Görüldüğü üzere TCDD ye yapılan yatırımlarda ilk öncelik siyasi getiri hesabı olduğundan sonuçları hep ağır olmuştur.

 EMNİYET KOMİSYONLARININ SORUMLULUĞU

TCDD Emniyet Kurulları ve Emniyet Komisyonları Yönergesine hükümleri gereği; kazaya sebep olma potansiyeli olan olayları, insanların, donanımın ya da yapıların zarar görmesine, kaynakların kaybedilmesine ya da daha önceden tanımlanmış bir işlevin yerine getirilmemesine neden olabilecek olasılıklar ve bu olasılıkların şiddetinin ölçülmesini, tüm kullanılabilir bilginin tehlikeleri belirlemek ve riski tahmin etmek için sistematik olarak kullanılması Merkez Emniyet Kurulu, Bölge Emniyet Kurulları, Merkez Emniyet Komisyonu ile Bölge Emniyet Komisyonlarının görevidir. Bu açık ve net hükme göre; TCDD Genel Müdürlüğü söz konusu kaza öncesi Başkentray projesinin hizmete alınması öncesi bu hatta çalıştırılacak trenler ve işletim sistemi ile ilgili risk değerlendirmesi yapmışlar mıdır? Yapılmamış ise büyük eksiklik ve suçtur. Eğer risk değerlendirmesi yapılmış ise belirtilen riskler nelerdir? Bu risklerin gerçekleşmemesi için ne gibi tedbirler alınmıştır? Kazanın gerçekleşmesinde belirtilen risklerin rolü nedir? Tedbir almayan sorumlular kimlerdir? Yönetmeliklerde olmayan bir sistemle tren işletilmesinde riskler kabul edilerek tren işletmeye karar verenler kimlerdir?

“KAZALAR TAMAMEN SİYASİ BASKI İLE OLUŞTU”

1 Mayıs 2013 tarihinde çıkan 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleşmesi kanunu derhal kaldırılarak demiryollarının tek çatı altında ve kamusal hizmet veren bir kurum olarak çalışmasının önü açılmalıdır. Kayaş-Ankara-Sincan hattındaki sinyalizasyon sistemi ve diğer yapılması gerekenler bitmeden hiçbir şekilde gerek YHT gerekse banliyö treni çalıştırılmamalıdır. Kaza, YHT tren İşletmeciliğinin tıpkı EskişehirSincan hattındaki gibi “hedeflenen işletim sistemi” tam olarak devreye alınmadan, alt sistem olan (TMİ TELSİZ-TSİ) sistemlerinin hiçbirine uymayan, trenlerin trafik emniyetini, personelin ve yolcuların can ve mal emniyetini tehlikeye düşüren, demiryolu ana mevzuatına dayanmayan, gündelik emir ve talimatlarla oluşturulan ucube bir anlayışla yapılan tren işletmeciliğinden olmuştur. Gebze-Halkalı arasındaki Marmaray hattının Ayrılıkçeşme-Kazlıçeşme arası dışındaki güzergâhının 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimler öncesi (CBTC) sinyal olmadan açılacağı söylenmekte olup, çok büyük tehlikelere yol açabilecek bu adımdan kesinlikle vazgeçilmelidir. Kurum siyasi müdahalelerden kesinlikle uzak tutulmalıdır. 2004 yılında yaşanan Pamukova Hızlandırılmış tren kazası ve Ankara’daki YHT tren kazaları işletmecilik şartları oluşmadan tamamen siyasi baskı ile oluşan kazalardır. Çorlu, Elâzığ ve kamuoyun duymadığı maddi hasarlı kazalar da yine siyasi baskı sonucu liyakatsiz atamaların getirdiği kurum içi dengenin bozulması ile oluşan kazalardır.

“TCDD MESLEK LİSESİ YENİDEN AÇILMALIDIR”

Sonuçları ile iş kazalarına yol açan iş barışını bozan esnek çalışmayı dayatan TCDD Yol Dairesi Başkanlığı ile Tesisler Dairesi Başkanlığının birleştirilmesine dair idari işlem, yargının vereceği karar beklenmeden bir an önce iptal edilmelidir. Yandaş sendikanın örgütlenme kozu olarak kullanmasına yarayan liyakatsiz atamalar ve geçici/vekâlet görevlendirmeler personel üzerinde ciddi huzursuzluklara yol açmakta; personelin işe olan konsantrasyonunu düşürmekte, işe bağlılığını ve verimliliğini olumsuz etkilemektedir. Bununla birlikte işçi ve iş güvenliğini tehlikeye atmakta kazaların yaşanmasına neden olmaktadır. TCDD’de liyakatsiz atamalara ve vekâlet görevlendirmelere son verilmelidir. Kurum üst düzey yöneticileri, demiryolu teknik ve bilimine uymayan, ulaşım güvenliğini tehlikeye sokan ayrıca kurum içi yönetmeliklere uymayan, kurum liyakat sistemini, iş barışını bozan her türlü siyasi isteğe ve baskıya karşı alacakları tavırla, ülkenin, kurumun ve iş barışının korunması açısından direngen olmalıdır. Kuruma, yetişmiş orta kademe eleman temin eden, mecburi hizmeti şart koşan/mezuniyet sonrası iş güvencesi veren TCDD Meslek Lisesi yeniden açılmalıdır. TCDD’de hizmet içi eğitime ve unvanlar arası bekleme sürelerine önem verilerek buna uygun örgütlenme ve yatırım yapılmalı, özel sektöre kaynak aktarmanın aracı olmaktan çıkarılmalıdır. Demiryolu araç bakımı, trafik güvenliğini direk ilgilendiren elektrifikasyon ve sinyalizasyon yapım ve bakım işleri, yalnızca kâr amacı güden emniyet ve güvenliği göz ardı eden üçüncü şahıslardan alınarak kurum atölyeleri yeniden işler hali getirilip kurum imkânları ile yapılmalıdır.”